Suriye hükümeti, Rusya ile bir buçuk yılı aşkın süredir devam eden müzakerelerin ardından, Rus askeri varlığının yeni parametreleri konusunda mutabakata varıldığını açıkladı. Şam yönetimi, bu anlaşmanın iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir aşamaya geçişi sağladığını ifade etti. Anlaşmanın detayları henüz tam olarak kamuoyuyla paylaşılmazken, Rusya'nın Suriye'deki askeri üslerinin statüsü, personel sayısı ve operasyonel kapsamı gibi kritik başlıkları içerdiği belirtiliyor.
Anlaşmanın Arka Planı
Rusya, 2015 yılından bu yana Suriye'de askeri varlık gösteriyor. Bu varlık, Suriye hükümetinin iç savaşta yeniden toparlanmasına ve topraklarının büyük bölümünü kontrol altına almasına önemli ölçüde katkı sağladı. Hmeymim Hava Üssü ve Tartus Deniz Üssü, Rusya'nın bölgedeki askeri gücünün ana dayanak noktalarını oluşturuyor. Tartus, Rusya'nın Akdeniz'deki tek deniz üssü konumunda ve Moskova için stratejik öneme sahip.
Müzakerelerin bu kadar uzun sürmesinin arkasında, tarafların askeri varlığın kapsamı, finansmanı ve operasyonel kuralları gibi konularda farklı önceliklere sahip olması yatıyor. Özellikle son dönemde Suriye'nin Arap dünyasıyla yeniden entegrasyon süreci ve Rusya'nın Ukrayna'daki savaş nedeniyle kaynaklarını yeniden tahsis etme ihtiyacı, müzakerelerin seyrini etkileyen faktörler arasında.
Analistler, yeni anlaşmanın Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığını azaltması veya yeniden yapılandırması anlamına gelebileceğini, ancak tamamen çekilme ihtimalinin düşük olduğunu belirtiyor. Rusya, Suriye'de elde ettiği stratejik kazanımları korumak ve Doğu Akdeniz'deki nüfuzunu sürdürmek istiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu anlaşma, yalnızca ikili ilişkileri değil, aynı zamanda bölgesel güç dengelerini de yakından ilgilendiriyor. Rusya'nın Suriye'deki varlığı, İran'ın etkisiyle birlikte, ABD ve NATO'nun bölgedeki angajmanını dengeleyen önemli bir unsur olarak görülüyor. Özellikle İsrail, Rusya'nın Suriye topraklarındaki askeri manevralarını yakından takip ediyor; çünkü İsrail, İran destekli güçlere yönelik hava operasyonlarını sürdürürken Rusya ile koordinasyonu güvenlik açısından kritik buluyor.
Anlaşmanın zamanlaması da dikkat çekiyor. Rusya, Ukrayna'daki savaş nedeniyle uluslararası arenada yalnızlaşırken, Suriye'deki varlığını sürdürmek onun küresel bir güç olarak iddiasını korumasına yardımcı oluyor. Öte yandan, Suriye yönetimi, ekonomik krizin pençesindeyken Rusya'dan alacağı mali ve askeri desteği garanti altına almayı hedefliyor.
ABD ve Batılı ülkeler ise bu gelişmeyi, Moskova'nın Şam üzerindeki nüfuzunu kurumsallaştırma çabası olarak değerlendiriyor. Washington, Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığını meşrulaştıracak her türlü anlaşmaya karşı çıkarken, Türkiye ise Rusya ile Suriye arasındaki yakınlaşmayı kendi güvenlik çıkarları açısından dikkatle izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye'nin kuzeyindeki operasyonları ve sınır güvenliği açısından Rusya ile koordinasyon yürütüyor. Rus askeri varlığının yeni parametreleri, Türkiye'nin sahada karşılaştığı durumu doğrudan etkileyebilir. Özellikle, Rusya'nın Suriye ordusuyla iş birliğinin derinleşmesi, Türkiye'nin PKK/PYD unsurlarına yönelik operasyonlarında daha fazla gerilim yaratabilir. Ancak Ankara'nın Moskova ile sahip olduğu diyalog kanalları, olası krizlerin yönetilmesinde kilit rol oynuyor. Bu anlaşma, Türkiye'nin Suriye politikasında esnekliğini korumasını zorunlu kılarken, bölgedeki dengelerin yeniden şekillendiğinin de bir işareti olarak okunmalıdır.