Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un sürpriz Şam ziyareti sırasında kentin batı girişinde meydana gelen çifte bombalı saldırı, Suriye'nin kırılgan istikrarını tehdit eden hem eski hem de yeni güvenlik açıklarını bir kez daha gözler önüne serdi. Saldırıda en az 12 kişi hayatını kaybederken, 40'tan fazla kişi yaralandı. Patlamalar, Macron'un Beşşar Esed ile yaptığı görüşmenin hemen ardından, Fransa'nın Suriye'deki yeniden yapılanma sürecine desteğini açıkladığı bir dönemde gerçekleşti. Yetkililer, saldırının sorumlusu olarak henüz bir örgütü işaret etmezken, analistler hem IŞİD artıkları hem de rejim karşıtı silahlı grupların potansiyel failler arasında olduğunu belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı: Macron'un Tartışmalı Ziyareti
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, 10 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından Suriye'yi ziyaret eden ilk Batılı lider oldu. Ziyaret, uluslararası toplumda büyük tartışmalara yol açtı. Esed rejiminin savaş suçları işlediği ve yüzbinlerce sivilin ölümünden sorumlu olduğu iddialarına rağmen Macron, Suriye'nin yeniden imarı için uluslararası desteğin önemini vurguladı. Görüşmede, İdlib'deki ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve siyasi çözüm sürecinin canlandırılması ele alındı. Ancak ziyaret, özellikle Suriyeli muhalifler ve insan hakları örgütleri tarafından "rejime meşruiyet kazandırma" girişimi olarak sert bir dille eleştirildi. Patlamalar, bu eleştirileri daha da güçlendirdi.
Saldırının hemen ardından Şam'da güvenlik önlemleri artırılırken, kentin bazı bölgelerinde silah sesleri duyuldu. Rejim yanlısı medya, patlamaları "terör eylemi" olarak nitelendirirken, muhalif kaynaklar ise saldırının rejim içi bir hesaplaşmanın parçası olabileceği yorumunu yaptı. Fransa Cumhurbaşkanlığı ofisinden yapılan açıklamada, Macron'un güvende olduğu ve ziyaret programına devam ettiği belirtildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Kırılgan Denge Tehlikede
Suriye'deki istikrarsızlık, bölgesel güç dengelerini doğrudan etkilemeye devam ediyor. Rusya, İran ve Türkiye'nin farklı çıkarlarını gözettiği bu karmaşık sahada, Fransa'nın yeniden devreye girmesi yeni bir dinamik yaratmıştı. Macron'un ziyareti, ABD'nin Suriye'den kademeli olarak çekilmesi ve Rusya'nın Ukrayna savaşı nedeniyle dikkatinin dağılmasıyla oluşan boşluğu doldurma amacı taşıyordu. Ancak patlamalar, Suriye'deki güvenlik durumunun ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koydu. IŞİD'in bölgede hâlâ aktif hücrelerinin bulunduğu ve bu tür saldırılarla varlığını hissettirmeye çalıştığı biliniyor. Öte yandan İsrail'in Suriye'deki İran hedeflerine yönelik saldırıları da tansiyonu yükselten bir diğer faktör. Uzmanlar, bu tür olayların Suriye'de kalıcı bir barışın tesisini zorlaştırdığı ve ülkenin yeniden inşa sürecini sekteye uğrattığı görüşünde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suriye'deki bu gelişme, Türkiye'nin güney sınırındaki istikrarsızlığın devam edeceğini ve terör tehdidinin hâlâ canlı olduğunu göstermektedir. Türkiye, PKK/YPG ve IŞİD ile mücadelesini sürdürürken, Suriye'nin kuzeyinde oluşturulmaya çalışılan güvenli bölgeyi de yakından ilgilendiren bu saldırı, Ankara'nın Esed rejimiyle normalleşme sürecinde daha temkinli adımlar atmasına neden olabilir. Ayrıca Fransa'nın bölgeye yeniden angaje olması, Türkiye'nin Suriye politikasında yeni bir muhatap anlamına gelebilir; ancak Paris'in Esed'le diyaloğu, Ankara'nın uzun süredir eleştirdiği bir konudur. Bu nedenle Türkiye, gelişmeleri dikkatle takip etmekte ve kendi güvenlik çıkarları doğrultusunda hareket etmeye devam etmektedir.