Suriye hükümeti, İsrail ile bir güvenlik anlaşması imzaladığı yönündeki iddiaları kategorik olarak reddetti. Bu açıklama, İsrail'in Humus yakınlarındaki T-4 askeri hava üssüne düzenlediği ve birçok Suriyeli askerin hayatını kaybettiği saldırının ardından geldi. Suriye resmi haber ajansı SANA, söz konusu iddiaların "asılsız" olduğunu ve "ülkenin egemenliğini ihlal eden her türlü anlaşmayı reddettiklerini" duyurdu. Gelişme, Orta Doğu'da tırmanan gerilim ve Rusya'nın bölgedeki askeri varlığına ilişkin soruları yeniden gündeme getirdi.
İddiaların Perde Arkası
İsrail merkezli bazı medya kuruluşları, Suriye ile İsrail arasında, özellikle güney bölgelerde İran destekli milislerin faaliyetlerini sınırlamaya yönelik gizli bir güvenlik mutabakatı sağlandığını öne sürmüştü. Bu iddialara göre, Rusya'nın arabuluculuğuyla yürütülen müzakereler sonucunda, İsrail'in Suriye'deki İran hedeflerine yönelik hava saldırılarını azaltması karşılığında, Şam'ın Tahran'a bağlı grupları kuzeye kaydırması bekleniyordu. Ancak Suriye Dışişleri Bakanlığı, yaptığı yazılı açıklamada, "Suriye Arap Cumhuriyeti, hiçbir koşulda işgalci İsrail ile herhangi bir anlaşma yapmamıştır ve yapmayacaktır" ifadelerini kullandı. Açıklamada, İsrail'in saldırgan politikalarının devam ettiği ve bu tür iddiaların düşmanın psikolojik savaşının bir parçası olduğu vurgulandı.
T-4 Hava Üssü Saldırısı ve Bölgesel Yansımaları
İsrail, geçtiğimiz günlerde Humus kenti yakınlarındaki T-4 (Tiyas) hava üssüne hava saldırısı düzenlemişti. Saldırıda, üssü koruyan hava savunma sistemlerinin yanı sıra birçok askeri personelin öldüğü bildirildi. Suriye Savunma Bakanlığı, saldırının "uluslararası hukuku ihlal ettiğini" belirterek misilleme hakkını saklı tuttu. İsrail ise saldırıyı doğrulamamakla birlikte, İran'ın Suriye'deki askeri varlığını hedef aldığı yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Bu olay, İsrail ile İran arasında Suriye topraklarında yaşanan gölge savaşın bir parçası olarak görülüyor. İran, Suriye'nin iç savaşında Beşar Esad yönetiminin en önemli müttefiki konumunda; bu ülkede askeri danışmanlar ve milis güçleri bulunduruyor. İsrail, bu güçlerin kendi sınırlarına yakın bölgelerde konuşlanmasını kırmızı çizgi olarak kabul ediyor ve düzenli olarak hava saldırıları düzenliyor. Rusya ise hem Suriye hem de İsrail ile diyaloğunu sürdürerek, çatışmaların kontrolden çıkmasını engellemeye çalışıyor. Ancak bu denge, son saldırının ardından daha da kırılgan hale geldi. Uzmanlar, Rusya'nın hem İran hem de İsrail ile ilişkilerini dengeleme çabasının giderek zorlaştığını, Suriye'nin ise bu denklemde kendi çıkarlarını korumakta zorlandığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasından yana bir politika izliyor ve İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırılarını egemenlik ihlali olarak değerlendiriyor. Bu gelişme, Türkiye'nin güney sınırında istikrarın sağlanması hedefini olumsuz etkileyebilir. Suriye'deki çatışmaların derinleşmesi, yeni göç dalgalarına ve terör örgütlerinin güçlenmesine zemin hazırlama riski taşıyor. Ankara, ayrıca İran'ın bölgedeki nüfuzunun artması konusunda da endişeli. Bu nedenle Türkiye, hem Astana süreci çerçevesinde Rusya ve İran ile iş birliği yapıyor, hem de İsrail ile istihbarat diplomasisini sürdürüyor. Ancak Suriye'de kalıcı bir çözümün, bölgesel aktörlerin çıkar çatışmaları nedeniyle uzak göründüğü bir dönemde, bu tür gerilimler Türkiye'nin güvenlik hesaplarını doğrudan etkiliyor.