Şam yönetimi, İsrail'in Suriye topraklarına yönelik saldırılarının devam etmesinin bölgedeki gerilimi ve istikrarsızlığı artıracağı uyarısında bulundu. Suriye Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, bu saldırıların sivillerin güvenliğini tehdit ettiği, uluslararası hukuk ve BM Sözleşmesi'ne aykırı olduğu belirtilerek Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) ve uluslararası topluma İsrail saldırılarını durdurma çağrısı yapıldı.
İsrail saldırılarının arka planı
İsrail, uzun süredir Suriye topraklarındaki İran destekli gruplara ve Hizbullah unsurlarına yönelik hava saldırıları düzenliyor. Ancak son haftalarda bu saldırıların sıklığı ve kapsamı gözle görülür şekilde arttı. Özellikle Şam çevresindeki askeri noktalar, hava savunma sistemleri ve konvoylar hedef alınıyor. İsrail yetkilileri, saldırıların İran'ın Suriye'de güçlenmesini engellemek için gerçekleştirildiğini savunuyor. Ancak Suriye yönetimi bu gerekçeyi reddederek saldırıları egemenlik ihlali olarak nitelendiriyor.
Suriye Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, 'İsrail'in sürekli saldırıları, bölgedeki gerilimi tırmandırmakta ve uluslararası barış ile güvenliği tehdit etmektedir' ifadelerine yer verildi. Açıklamada ayrıca, bu saldırıların sivil halkın can güvenliğini doğrudan tehdit ettiği ve ülkenin altyapısına ciddi zarar verdiği vurgulandı. BMGK'nin bu saldırılara karşı etkili önlem alması gerektiği belirtilen açıklamada, uluslararası toplumun İsrail'e yönelik 'çifte standart' uygulamasından vazgeçmesi istendi.
Şam yönetimi, İsrail'in saldırılarının sadece Suriye'yi değil, tüm bölgeyi olumsuz etkilediğine dikkat çekerek, bu saldırıların özellikle terörle mücadelede Suriye'nin gösterdiği çabalara zarar verdiğini kaydetti. Açıklamada, 'İsrail'in bu eylemleri, Suriye'nin terörle mücadelesini ve bölgede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamaktadır' denildi.
Bölgesel ve uluslararası boyut
İsrail-Suriye hattındaki bu gerginlik, aslında daha geniş bir bölgesel rekabetin yansıması. İran ile İsrail arasındaki gölge savaşın en görünür cephelerinden biri olan Suriye, iki ülkenin vekalet savaşına sahne oluyor. İsrail, İran'ın Suriye'de kalıcı bir askeri varlık kurmasını ve Hizbullah'a modern silahların transfer edilmesini engellemeye çalışıyor. Bu bağlamda İsrail'in düzenli hava saldırıları, Tahran'ın bölgesel nüfuzunu sınırlandırma stratejisinin önemli bir parçası.
Uluslararası toplum ise bu saldırılara karşı genellikle sessiz kalıyor. BMGK'nin Suriye konusunda zaten tıkanmış durumda olması, İsrail'e yönelik bir kınama kararının çıkmasını güçleştiriyor. Özellikle ABD'nin İsrail'i desteklemesi, Birleşmiş Milletler'de etkili bir yaptırım mekanizmasının devreye girmesini engelliyor. Bu durum, Suriye'nin uluslararası hukuka başvurma çağrılarının sonuçsuz kalmasına neden oluyor.
Rusya'nın Suriye'deki varlığı da bu denklemin önemli bir parçası. Moskova, kendi çıkarları doğrultusunda İsrail ile Suriye arasında bir denge kurmaya çalışırken, son dönemde Suriye'deki İran destekli grupların zayıflatılmasına yönelik İsrail operasyonlarına göz yumduğu yorumları yapılıyor. Ancak Rusya'nın bu tutumu, Suriye hükümetinin uluslararası alandaki şikayetlerinin ciddiye alınmasını da güçleştiriyor.
Bu gelişmeler, Orta Doğu'daki güç dengeleri açısından kritik bir döneme işaret ediyor. İsrail'in saldırıları, Suriye'deki savaşın sona ermediğini ve ülkenin geleceğinin hala belirsiz olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda İran'ın artan nüfuzu karşısında İsrail'in daha agresif bir askeri doktrin benimsediğine işaret ediyor. Bu durum, bölgesel bir çatışmanın fitilini ateşleyebilecek potansiyel bir krize işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğü ve istikrarı konusunda hassasiyetini sürekli dile getirmektedir. İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırıları, Türkiye'nin güney sınırındaki istikrarı doğrudan etkileyen bir faktördür. Saldırılar, Suriye'deki çatışmalı ortamı daha da derinleştirerek Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırabilir. Ayrıca, İran-İsrail geriliminin tırmanması, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimlerini zorlaştırabilir. Türkiye, hem İsrail hem de İran ile ilişkilerinde denge kurmaya çalışırken, Suriye'deki kalıcı barışın sağlanmasına yönelik çabaları bu tür saldırılarla baltalanabilir. Bu nedenle Türkiye, uluslararası toplumun artan gerilime seyirci kalmaması gerektiğini vurgulamaktadır.