ABD'nin Libya'daki bölünmüş siyasi kurumları birleştirme çabaları, ülkedeki kilit aktörlerin direnişiyle karşılaşıyor. Washington'un, Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi arasındaki anlaşmazlığı çözmek için yürüttüğü diplomatik girişimler, "şüpheli bir anlaşma" olarak nitelendirilen bir mutabakat zemininde kilitlendi. Libya'nın doğusundaki askeri lider Halife Hafter'in destekçileri ve bazı siyasi gruplar, bu planın ülkeyi yeniden birleştirmekten ziyade, mevcut güç dengelerini dondurmayı hedeflediğini savunuyor. BM tarafından desteklenen süreçte, seçimlerin yapılması ve kalıcı bir anayasanın kabul edilmesi beklenirken, taraflar arasındaki güvensizlik ve çıkar çatışmaları, çözümü her geçen gün daha da zorlaştırıyor.
Anlaşma ve Direnişin Perde Arkası
Orta Doğu Gözlemevi'nin haberine göre, ABD'nin Libya özel temsilcisi Richard Norland, Şubat ayında iki rakip hükümetin merkez bankalarını ve petrol şirketlerini birleştirmeyi öngören bir ekonomik mutabakat taslağı üzerinde çalışıyor. Ancak bu taslak, Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin Trablus'taki kanadı ile doğudaki Tobruk hükümetinin petrol gelirlerinin dağıtımı konusundaki anlaşmazlığını çözmeyi hedefliyor. Hafter'e yakın kaynaklar, bu planın "taraflı" olduğunu ve Trablus'taki İslamcı grupları kayırdığını iddia ediyor.
Direniş, özellikle doğudaki kabileler ve Hafter'in askeri konseyinden geliyor. Bu gruplar, ABD'nin planının, Libya'nın doğusundaki petrol zengini bölgelerin kontrolünü Trablus'a devretmek anlamına geldiğini ve bunun kabul edilemez olduğunu belirtiyor. Ayrıca, Tobruk hükümetinin başbakanı Abdullah el-Sani, ABD'nin planını "ulusal egemenliğe müdahale" olarak nitelendirdi ve reddetti.
Öte yandan, BM gözetimindeki siyasi diyalogda, Libya'nın batısındaki Trablus hükümeti ile doğusundaki Tobruk hükümeti arasında bir uzlaşı sağlanması için çabalar sürüyor. Ancak, 2021'de seçim yapılması kararlaştırılmış olmasına rağmen, bu seçimler sürekli ertelendi. Şu anki durumda, ülke üç ayrı hükümet tarafından yönetiliyor: Trablus'ta Abdulhamid Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti, yine Trablus'ta ancak ayrı bir yetki iddiasıyla Fethi Başağa hükümeti ve Tobruk'ta Temsilciler Meclisi'nin desteklediği hükümet. Bu karmaşa, ABD'nin birleştirme çabalarını daha da karmaşık hale getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Libya, 2011'de Muammer Kaddafi'nin devrilmesinin ardından iç savaşa sürüklendi. Ülke, doğu ve batı olarak ikiye bölünmüş durumda; doğuda Hafter'e bağlı Libya Ulusal Ordusu, batıda ise Trablus hükümetine bağlı güçler etkin. Bu bölünme, sadece siyasi değil, aynı zamanda askeri ve ekonomik bir bölünmeyi de beraberinde getirdi. Ülkenin ana gelir kaynağı olan petrol, doğu ve güneydeki sahalarda üretiliyor, ancak bu kaynakların paylaşımı konusundaki anlaşmazlık, taraflar arasındaki gerilimin ana nedenlerinden biri.
ABD'nin son diplomatik hamlesi, Rusya'nın Hafter'e verdiği askeri destek ve Türkiye'nin Trablus hükümetine verdiği desteğin dengelenmesi açısından kritik. Washington, Libya'daki krizi çözerek, Rusya'nın Doğu Akdeniz'deki etkisini azaltmayı ve NATO'nun güney kanadındaki istikrarı sağlamayı hedefliyor. Ancak, ABD'nin planına yönelik direniş, bu hedefin kolayca gerçekleşemeyeceğini gösteriyor.
Libya'daki kilitlenme, bölgesel güçlerin de dahil olduğu bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda. Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Rusya Hafter'i desteklerken, Türkiye, Katar ve İtalya Trablus hükümetini destekliyor. Bu durum, ülkenin yeniden birleşmesini neredeyse imkansız hale getiriyor. BM'nin 2015 yılında imzalanan Suheyrat Anlaşması çerçevesinde kurduğu Ulusal Mutabakat Hükümeti, bu bölgesel rekabetlerin ortasında etkisiz kalmıştır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Libya'daki bölünmüşlüğün sona ermesini ve siyasi bir çözüm bulunmasını desteklemektedir; ancak bu çözümün, meşru Trablus hükümetinin ve Türkiye'nin bölgedeki çıkarlarının korunması koşuluyla mümkün olabileceğini savunmaktadır. ABD'nin birleştirme planına yönelik direniş, Türkiye'nin Libya politikasını zorlaştırabilir. Ankara, Hafter'in destekçilerinin planı reddetmesi durumunda, Trablus hükümetiyle olan iş birliğini derinleştirebilir. Libya'daki istikrarsızlık, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı ve göç akışları gibi konularda Türkiye'nin güvenliğini doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle Türkiye, uluslararası toplumun Libya'ya yönelik tutarlı bir politika izlemesi gerektiğini ve bu ülkenin yeniden inşasının, tüm tarafların katılımıyla mümkün olduğunu vurgulamaktadır.