Sudan'da Nisan 2023'te patlak veren iç savaştan kaçarak Mısır'a sığınan binlerce Sudanlı, burada bekledikleri güvenli liman yerine hapishane duvarları arasında şiddet, hastalık ve keyfi sınırdışı edilme korkusuyla karşı karşıya kaldı. 18 yaşındaki Al-Nazir Al-Sadig, Kahire'deki sağlıksız bir cezaevinde üç haftadan fazla kaldıktan sonra zatürreden hayatını kaybetti. Arkadaşları ve akrabaları, gencin diğer mahkumlar tarafından dövüldüğünü ve gasp edildiğini belirtti. Bu trajik olay, Sudanlı mültecilerin Mısır'daki kırılgan durumunun sadece bir yansıması.
Mülteciler için hapishane kabusu
Uluslararası Af Örgütü ve diğer insan hakları kuruluşlarının raporlarına göre, Mısır'da yasadışı yollarla bulunan Sudanlı sığınmacılar sıklıkla gözaltına alınıyor, kalabalık ve hijyenden yoksun hücrelerde tutuluyor. Mahkumlar, gardiyanların göz yummasıyla diğer tutuklular tarafından dövülme, fidye için ailelerinden para istenmesi gibi kötü muamelelere maruz kalıyor. Al-Nazir Al-Sadig'in durumu bunun en uç örneği. Genç adam, Mısır'a giriş yaparken yakalanmış ve daha sonra cezaevinde hayatını kaybetmişti. Ailesi, oğullarının ölümünden Mısır makamlarını sorumlu tutarken, yetkililer olayla ilgili herhangi bir soruşturma başlatmadı.
Mısır, Sudan iç savaşı nedeniyle ülkeyi terk eden yüz binlerce kişi için ana varış noktalarından biri haline geldi. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) verilerine göre, Mısır'da kayıtlı 300 binden fazla Sudanlı mülteci bulunuyor, ancak kayıt dışı olanlarla bu sayının çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Mısır hükümeti, artan göç dalgası karşısında sınır kontrollerini sıkılaştırdı ve düzensiz göçmenlere yönelik sınırdışı işlemlerini hızlandırdı.
Sınırdışılar ve uluslararası tepkiler
Son aylarda Mısır, Sudanlı mültecilere yönelik sınırdışı uygulamalarını belirgin şekilde artırdı. İnsan hakları örgütleri, sınırdışı edilenlerin çoğunun geri döndüklerinde Sudan'da şiddet ve zulümle karşı karşıya kaldığını belirtiyor. Mısır makamları, sınırdışı işlemlerinin yasal çerçevede yapıldığını ve ülkenin ulusal güvenliğini koruma amacı taşıdığını savunuyor. Ancak BMMYK ve Amnesty International gibi kuruluşlar, Mısır'ı geri göndermeme (non-refoulement) ilkesini ihlal etmekle suçluyor.
Mısır'ın bu politikası, bölgedeki diğer ülkelerle birlikte değerlendirildiğinde, Sudan krizinin yarattığı mülteci akınının kontrol altına alınmasında uluslararası toplumun yetersiz kaldığını gösteriyor. Sudan'da devam eden çatışmalar nedeniyle milyonlarca kişi yerinden edilmiş durumda ve komşu ülkeler üzerindeki baskı her geçen gün artıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan krizi, Türkiye'nin Doğu Afrika ve Kızıldeniz havzasındaki jeopolitik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Sudan'da taraflar arasında arabuluculuk girişimlerinde bulunurken, istikrarsızlığın bölgeye yayılması Ankara için güvenlik riski oluşturuyor. Mısır'ın mülteci politikaları, Türkiye'nin kendi sığınmacı yönetimiyle kıyaslandığında, iki ülke arasında göç konusunda iş birliği potansiyelini gündeme getirebilir. Ayrıca, Sudanlı mültecilerin Türkiye'ye yönelmesi ihtimali, mevcut sığınmacı nüfusuna ek yük bindirebilir. Türkiye, bu nedenle Sudan krizine siyasi çözüm bulunması için uluslararası çabalara katkı sağlamalı ve bölgesel istikrarı desteklemelidir.