Sudan'ın başkenti Hartum'un güneyinde, insan hakları örgütlerinin raporlarına göre, sivil araçlara düzenlenen iki ayrı insansız hava aracı (İHA) saldırısında en az 20 kişi yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi de yaralandı. Saldırıların, ülkede ordu ile paramiliter Hızlı Destek Güçleri (RSF) arasında devam eden çatışmaların ortasında gerçekleştiği belirtiliyor. İnsan hakları grupları, saldırıların "kasıtlı" olduğunu ve "güdümlü bir İHA" ile yapıldığını açıkladı. Özellikle sivil halkın yoğun olduğu bölgelerdeki bu tür saldırıların, uluslararası insancıl hukukun ciddi ihlalleri anlamına geldiği vurgulanıyor.
Saldırının detayları ve arka plan
Yerel kaynaklara göre, saldırılar Hartum'un güneyindeki El-Mu'allemin ve El-Sahafa bölgelerinde meydana geldi. İlk saldırıda bir minibüs hedef alınırken, ikinci saldırıda özel bir aracın vurulduğu bildirildi. Görgü tanıkları, saldırıların ardından bölgede büyük bir panik yaşandığını ve yaralıların hastanelere güçlükle ulaştırıldığını ifade etti. Sudan Doktorlar Sendikası, ölü sayısının artabileceği uyarısında bulundu.
Saldırının sorumluluğu henüz resmi olarak üstlenilmemiş olsa da, insan hakları örgütü Uluslararası Adalet ve Hesap Verebilirlik Merkezi'nin (CIJA) raporu, saldırının RSF tarafından gerçekleştirildiğine dair güçlü kanıtlar olduğunu belirtiyor. Raporda, "Bu, sivil hedeflere yönelik, uluslararası hukukun açık bir ihlalidir" ifadelerine yer verildi. RSF ise suçlamaları reddederken, ordunun sivil bölgelerde bombalama yaptığını iddia ediyor. Ancak bağımsız gözlemciler, her iki tarafın da sivil kayıplara neden olan saldırılar düzenlediğini belirtiyor.
Sudan'da Nisan 2023'te başlayan iç savaşta, ordu ve RSF arasındaki çatışmalar binlerce sivilin ölümüne ve milyonlarca kişinin yerinden edilmesine yol açtı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmalar nedeniyle 8 milyondan fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Ülkede ayrıca ciddi bir gıda krizi yaşanıyor ve nüfusun büyük bir kısmı insani yardıma muhtaç durumda.
Bölgesel ve uluslararası boyut
Sudan'daki çatışmalar, sadece ülke sınırları içinde kalmayıp bölgesel güvenliği de tehdit ediyor. Komşu ülkeler Çad, Güney Sudan ve Etiyopya, Sudan'dan gelen mülteci akınıyla karşı karşıya. Aynı zamanda Kızıldeniz'in güvenliği açısından stratejik bir konumda bulunan Sudan'daki istikrarsızlık, deniz ticareti ve enerji nakil hatları için risk oluşturuyor. Uluslararası toplum, ateşkes çağrıları yapmasına rağmen, taraflar arasında kalıcı bir barış sağlanamadı. İnsan hakları örgütleri, sivil hedeflere yönelik saldırıların savaş suçu teşkil ettiğini belirterek, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) konuyu soruşturması gerektiğini savunuyor. ABD ve Avrupa Birliği, her iki tarafa da yaptırım uygulama tehdidinde bulunurken, Rusya ve Çin'in çatışmada dengeleyici bir rol oynadığı gözlemleniyor. Özellikle RSF'nin, Rus paralı asker grubu Wagner ile bağlantıları, uluslararası toplumun endişelerini artırıyor. Wagner'in, RSF'ye askeri eğitim ve teçhizat sağladığı iddia ediliyor. Bölgede Afrika Boynuzu'nda yükselen gerilim, Sudan'daki çatışmaların sona ermesini daha da zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan ile tarihi, kültürel ve ekonomik bağlara sahiptir. Özellikle Osmanlı döneminden kalan ilişkiler ve günümüzdeki ticari ortaklıklar, Sudan'daki istikrarı Türkiye için önemli kılmaktadır. Türk şirketleri, Hartum havalimanı ve diğer altyapı projelerinde faaliyet göstermektedir. Çatışmaların devam etmesi, bu yatırımları ve iki ülke arasındaki ticareti olumsuz etkilemektedir. Ayrıca, Sudan'daki istikrarsızlık, Kızıldeniz'deki güvenlik ortamını da etkileyerek Türkiye'nin bölgedeki deniz ticareti ve enerji projeleri açısından risk oluşturmaktadır. Türkiye, BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı çerçevesinde arabuluculuk çabalarını sürdürmektedir. Ankara, iki taraf arasında diyaloğu teşvik ederek kalıcı bir ateşkes sağlanması için diplomatik girişimlerde bulunmaktadır. Bu bağlamda, Sudan'daki sivil kayıpların artması, Türkiye'nin insani yardım politikalarını da etkileyebilir. Ankara'nın, bölgedeki nüfuzunu korumak ve istikrarı desteklemek için daha aktif bir rol üstlenmesi beklenmektedir.