Birleşmiş Milletler (BM), Sudan'ın güneyindeki Güney Kordofan eyaletine bağlı Abu Kershola bölgesinde meydana gelen şiddetli sellerin 168 aileyi yerinden ettiğini ve 271 evin hasar gördüğünü bildirdi. BM Göç Ajansı'nın (IOM) verilerine göre, yaklaşık 10 köyde yaşayan aileler, ani bastıran su baskınları sonucu evlerini terk etmek zorunda kaldı. Yerel kaynaklar, sel sularının tarım arazilerini ve hayvanları da etkisi altına aldığını, bölgede gıda ve temiz su sıkıntısının baş gösterdiğini aktarıyor.
Sellerin Vurduğu Abu Kershola'da Büyük Yıkım
BM yetkilileri, ailelerin açık alanlarda, ağaç altlarında ve yol kenarlarında çadırsız bir şekilde yaşam mücadelesi verdiğini doğruladı. Özellikle yağışların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi, bölgedeki baraj ve su kanallarının taşmasına neden oldu. Abu Kershola'nın kırsal kesimlerinde yer alan köylerdeki evlerin büyük çoğunluğu kerpiç ve hafif malzemelerden inşa edildiği için sel sularına dayanamadı.
Saha raporlarına göre, yerinden edilen ailelerin büyük bir kısmı kadın ve çocuklardan oluşuyor. Hijyen koşullarının yetersizliği, su kaynaklarının kirlenmesi nedeniyle salgın hastalık riski de artmış durumda. Bölgede görev yapan insani yardım kuruluşları, acil gıda, çadır, içme suyu ve sağlık malzemesi temini için harekete geçmiş durumda. Ancak Güney Kordofan, ülkedeki güvenlik sorunları ve altyapı eksiklikleri nedeniyle yardım ulaştırmanın en zor olduğu bölgelerden biri olarak biliniyor.
Yerel yönetimler, afet bölgesi ilan edilmesi için merkezi hükümete başvuruda bulundu. Sudan hükümeti ise henüz resmi bir açıklama yapmadı. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), sellerin etkili olduğu bölgelerde hasar tespit çalışmalarının sürdüğünü ve ihtiyaç sahiplerine ulaşmak için ek fon gerektiğini belirtti.
Bölgesel Kriz ve İklim Değişikliği Etkisi
Sudan, son yıllarda artan yağış rejimi değişiklikleri nedeniyle sık sık sel felaketleriyle karşı karşıya kalıyor. İklim bilimciler, Nil Nehri havzasındaki aşırı yağışların küresel iklim değişikliğinin bir sonucu olduğunu ve bu tür doğal afetlerin önümüzdeki dönemde daha sık yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle Afrika Boynuzu ve Sahel bölgesi, iklim değişikliğine karşı en savunmasız coğrafyalar arasında gösteriliyor.
Öte yandan Sudan, Nisan 2023'ten bu yana ordu ile paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki çatışmaların gölgesinde ekonomik ve insani bir krizle boğuşuyor. İç savaşın yarattığı güvenlik boşluğu, afet yönetimini de olumsuz etkiliyor. BM verilerine göre ülkede halihazırda 10 milyondan fazla insan evini terk etmiş durumda. Sel felaketi, bu zor durumdaki nüfusun yükünü daha da artırıyor. Uluslararası toplum Sudan'a yönelik insani yardım çağrılarını yinelerken, finansman eksikliği yardımların önündeki en büyük engel olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki sel felaketi, Türkiye'nin insani diplomasi alanında aktif rol oynadığı Afrika Boynuzu bölgesindeki istikrarsızlığın bir parçası olarak okunabilir. Türkiye, tarihsel olarak Sudan ile güçlü bağlara sahip; Kızılay ve TİKA gibi kuruluşlar bölgede daha önce benzer afetlerde yardım faaliyetleri yürütmüştü. Bu tür krizler, Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu artırmak ve yumuşak gücünü pekiştirmek için yeni fırsatlar sunarken, aynı zamanda Sudan'daki siyasi istikrarın sağlanması için uluslararası çabalara destek vermesini de gerektiriyor. Türkiye'nin insani yardım kuruluşlarının bölgeye ulaştıracağı acil destekler, iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirebilir. Öte yandan bu tür doğal afetlerin sıklaşması, küresel iklim politikalarında Türkiye'nin de dahil olduğu uluslararası iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.