Sudan'da Nisan 2023'te başlayan iç savaş, ülkenin zaten kırılgan olan sağlık sistemini çökertirken, özellikle kanser hastaları ölümcül bir krizle karşı karşıya. Çatışmalar nedeniyle hastaneler kapatıldı, tıbbi malzeme akışı durdu ve binlerce hasta radyoterapi, kemoterapi gibi hayati tedavilere erişemiyor. Birleşmiş Milletler'e göre, Sudan nüfusunun yüzde 80'i sağlık hizmetlerine erişimde ciddi zorluk yaşıyor. Başkent Hartum'da en büyük kanser hastanesi olan Ulusal Radyoterapi ve Nükleer Tıp Merkezi, çatışmaların yoğunlaştığı bölgede kalarak hizmetini durdurmak zorunda kaldı. Bu durum, binlerce kanser hastasının tedaviyi yarıda bırakmasına ve hastalığın ilerlemesine yol açtı. Ülkede yılda yaklaşık 15 bin yeni kanser vakası tespit ediliyor ve savaş bu sayının katlanarak artmasına, ancak tedavi oranlarının düşmesine neden oluyor.
Sağlık sistemi çöküşte
Sudan Savaşı'nda hükümet güçleri ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki çatışmalar, sağlık altyapısını hedef alıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, ülkedeki hastanelerin yüzde 70'i kullanılamaz durumda. Kalan hastanelerde ise elektrik, su ve ilaç sıkıntısı yaşanıyor. Kanser hastaları için özellikle radyoterapi cihazlarının çalışması için gereken düzenli bakım ve elektrik kesintileri büyük sorun yaratıyor. Birçok hasta, çatışmalardan kaçarak güvenli bölgelere gitmeye çalışsa da, bu bölgelerde de kanser tedavisi sunan merkez bulunmuyor. Uluslararası Kriz Grubu raporuna göre, Sudan'da kanser hastalarının yalnızca yüzde 20'si düzenli tedavi alabiliyor. Savaştan önce de bu oran yüzde 40 civarındaydı. Kanserle mücadele eden hastalar, hem savaşın doğrudan etkileriyle (bombardıman, yerinden edilme) hem de ilaç ve tedavi yokluğu nedeniyle iki kere ölümle yüzleşiyor.
Sudan Kanser Derneği Başkanı Dr. Ahmed İsmail, yaptığı açıklamada, "Hastalarımızın çoğu iki seçenek arasında kaldı: ya evde kalıp hastalıklarına yenik düşmek ya da çatışma bölgelerindeki hastanelere gitmek. İkinci seçenek de riskli, çünkü yollar güvenli değil" dedi. Dernek, uluslararası topluma acil tıbbi koridor açılması çağrısında bulundu. Ancak çatışan taraflar arasında henüz bir anlaşma sağlanamadı.
Bölgesel ve küresel boyut
Sudan'daki kriz, kanser hastalarının durumuyla sınırlı kalmayıp bölge genelinde sağlık güvenliğini tehdit ediyor. Sudan'ın komşuları Çad, Güney Sudan ve Etiyopya, mülteci akınının yanı sıra sağlık yüküyle de karşı karşıya. Sınır bölgelerinde kanser tedavisi tamamen yok denecek kadar az. Dünya Sağlık Örgütü, Sudan'daki sağlık krizinin Afrika Boynuzu'nu etkileyebilecek boyutta olduğu konusunda uyarıyor. Kanser ilaçlarına erişim küresel tedarik zincirlerindeki aksaklıklar nedeniyle de zorlaşıyor. Sudan'da savaş öncesi kanser ilaçlarının büyük bölümü ithal ediliyordu; yaptırımlar ve lojistik sorunlar nedeniyle bu akış durdu. Aynı zamanda, Sudan'da aktif olan Arap Birliği ve Afrika Birliği'nin barış girişimleri sonuçsuz kaldı. Savaşın başlamasından bu yana 13 bin kişi hayatını kaybetti, 7 milyon kişi yerinden oldu. Kanser hastaları da bu insani felaketin görünmeyen kurbanları arasında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan'da sağlık alanında aktif bir yardım geçmişine sahip. Ancak çatışmalar nedeniyle bu iş birliği kesintiye uğradı. Sudan'daki kanser hastalarının durumu, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım politikalarını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Türk sağlık kuruluşları ve STK'larının Sudan'a tıbbi malzeme ve ilaç yardımı ulaştırması, bölgesel istikrar ve insan hakları açısından önemli. Ayrıca Sudan'daki istikrarsızlık, Kızıldeniz'de ticaret yapan Türk gemilerini ve şirketlerini de etkiliyor. Türkiye'nin arabuluculuk çabaları ve insani yardım koridorları oluşturma girişimleri, bu krizin hafifletilmesinde kritik rol oynayabilir.