Sudan'da üç yıldır devam eden iç savaş, insansız hava araçlarının (İHA) yoğun kullanımıyla yeni bir boyut kazandı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılının başından bu yana düzenlenen İHA saldırılarında en az 1.000 sivil hayatını kaybetti. Bu saldırılar, çatışmanın seyrini değiştirirken, BM tarafından 'dünyanın en kötü insani krizlerinden biri' olarak nitelendirilen durumu daha da derinleştirdi.
Savaşın Yeni Yüzü: İHA'ların Yükselişi
Sudan'da Nisan 2023'te başlayan çatışmalar, ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında sürüyor. Başlangıçta geleneksel kara savaşı ağırlıklıyken, son aylarda İHA'ların kullanımı belirgin şekilde arttı. Analistlere göre, bu değişimde birkaç faktör etkili oldu: hem ordunun hem de HDK'nın sınırlı hava gücü, dış destekle temin edilen ticari ve askeri İHA'ların düşük maliyeti ve bu araçların kentsel alanlarda hassas saldırılar için uygun olması.
BM İnsan Hakları Ofisi'ne göre, İHA saldırılarının hedefi genellikle askeri noktalar olsa da, sivil altyapı ve yerleşim alanları da bu saldırılardan ağır şekilde etkileniyor. Özellikle Hartum ve Darfur bölgesindeki kentlerde yoğunlaşan saldırılarda, pazarlar, hastaneler ve okullar vuruluyor. Bu durum, uluslararası insani hukuka aykırı olarak değerlendiriliyor.
Saldırılarda kullanılan İHA'ların menşei ise tartışma konusu. BM raporlarına göre, hem ordu hem de HDK, çeşitli ülkelerden tedarik edilen İHA'ları kullanıyor. Ürdün yapımı "Wing Loong" tipi İHA'ların ordu tarafından kullanıldığı, HDK'nın ise İran yapımı "Mohajer" ve "Shahed" tipi İHA'ları kullandığı iddia ediliyor. Ayrıca, her iki tarafın da ticari drone'ları el yapımı bombalarla donatarak kullandığı belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Sudan'daki İHA savaşı, bölgesel güç dengelerini de etkiliyor. Mısır, Etiyopya ve Eritre gibi komşu ülkeler, Sudan'ın istikrarsızlığından doğrudan etkileniyor. Mısır, Nil Nehri su paylaşımı konusunda Etiyopya ile yaşadığı anlaşmazlıkta Sudan'ın tarafsızlığını korumaya çalışırken, HDK'nın İran destekli olması bölgesel gerginliği artırıyor.
Küresel açıdan bakıldığında, Sudan'daki İHA saldırıları, bu teknolojinin istikrarsız devletlerde ne kadar yıkıcı olabileceğini gösteriyor. Birleşmiş Milletler, İHA'ların sivil kayıplarına yol açmasının engellenmesi için uluslararası bir düzenleme çağrısı yapıyor. Ancak Çin, Rusya ve ABD gibi büyük güçlerin İHA ihracatını kısıtlamaya yanaşmaması, bu çağrıların sonuç vermesini zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan'da hem ordu hem de HDK ile bir dönem dengeli ilişkiler sürdürmüştü. Ancak savaşın başlamasıyla birlikte Ankara, Hartum'daki meşru hükümeti destekleme yönünde bir tutum sergiledi. Türkiye'nin İHA konusundaki deneyimi ve üretim kapasitesi, Sudan'daki çatışmanın sona ermesinin ardından ülkenin imarında ve güvenlik yapılanmasında önemli bir rol oynayabilir. Ancak mevcut durumda Sudan'daki istikrarsızlık, Kızıldeniz'deki Türk çıkarlarını da tehdit ediyor. Türkiye, Sudan'da kalıcı barışın sağlanması için BM nezdinde ve Afrika Birliği bünyesinde daha aktif bir diplomasi yürütmeli ve insani yardım çabalarını artırmalıdır.