Sudan'da 2023'te başlayan ve on binlerce kişinin ölümüne yol açan iç savaş sürerken, yönetmen Hind Meddeb'in 2019'daki diktatörlük karşıtı ayaklanmayı konu alan belgesel filmi, Sudan halkının on yıllardır süren özgürlük mücadelesini gözler önüne seriyor. Meddeb, filminin gücünü ve Sudan halkının direnişini anlattı.
Sudan'ın Uzun Özgürlük Mücadelesi
Sudan, 1956'da bağımsızlığını kazanmasından bu yana askeri darbeler, iç savaşlar ve otoriter yönetimlerle sarsıldı. 1989'da Ömer el-Beşir'in iktidara gelmesiyle başlayan 30 yıllık diktatörlük, ülkeyi uluslararası alanda izole etti ve ekonomik çöküşe sürükledi. 2019'da ekmek fiyatlarındaki artışla tetiklenen halk ayaklanmaları, Beşir'in devrilmesiyle sonuçlandı. Ancak demokrasiye geçiş umutları, 2021'deki askeri darbe ve 2023'te patlak veren iç savaşla gölgelendi. Meddeb'in filmi, işte bu umut ve hayal kırıklığı döngüsünü, halkın gözünden belgeliyor.
Film, 2019 ayaklanması sırasında sokaklarda dans eden, şarkı söyleyen ve direnen Sudanlıların görüntülerini içeriyor. Yönetmen, filmde yer alan aktivistlerin ve sıradan vatandaşların hikayelerinin, Sudan halkının özgürlük için verdiği bitmek bilmeyen mücadeleyi yansıttığını vurguluyor. Meddeb, 'Sudan halkı on yıllardır özgürlük için savaşıyor. Bu film, onların sessiz çığlığını duyurmak için bir araç' diyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Sudan'daki kriz, yalnızca iç dinamiklerle sınırlı kalmıyor. Ülkenin stratejik konumu, Nil Nehri'nin kontrolü ve Kızıldeniz'e kıyısı, bölgesel güçlerin ilgisini çekiyor. Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, Sudan'daki çatışmalardan doğrudan etkileniyor. Ayrıca, Rusya ve Batılı güçlerin Afrika Boynuzu'ndaki nüfuz mücadelesi, Sudan'ı bir satranç tahtasına dönüştürüyor. İç savaşın yol açtığı insani kriz ise milyonlarca insanın yerinden edilmesine ve komşu ülkelere sığınmacı akınına neden oluyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2023'ten bu yana 8 milyondan fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Film, bu küresel bağlamda Sudan halkının sesi olmayı hedefliyor. Meddeb, uluslararası toplumun Sudan'a yönelik ilgisizliğini eleştirerek, 'Dünya, Sudan'da olanları görmezden geliyor. Oysa bu, insanlık dramıdır' ifadelerini kullanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan, Türkiye'nin Afrika açılımı kapsamında önemli bir ortak ülke konumundaydı. Ancak iç savaş, iki ülke arasındaki ekonomik ve diplomatik ilişkileri kesintiye uğrattı. Türkiye, çatışmaların sona ermesi için barış çağrıları yaparken, Sudan'da istikrarın sağlanması Doğu Afrika'daki Türk yatırımları ve Kızıldeniz'deki deniz güvenliği açısından kritik önem taşıyor. Ayrıca, Sudan'daki insani kriz, bölgesel göç hareketlerini tetikleyebileceğinden, Türkiye'nin göç politikalarını da yakından ilgilendiriyor. Türkiye'nin, Sudan'daki çatışmaların çözümüne yönelik diplomatik girişimleri ve insani yardımları, bölgesel istikrar için kilit rol oynayabilir.