Sudan ordusu, Etiyopya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Berhanu Jula'nın Sudan'ın Etiyopyalı muhalif grupları desteklediği yönündeki suçlamasını asılsız olarak nitelendirerek reddetti. Hartum yönetimi, Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan liderliğinde yapılan açıklamada, söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve iki ülke arasındaki anlaşmazlıkların resmi kanallar aracılığıyla çözülmesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada ayrıca Sudan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik her türlü tehdide karşı kararlılıkla duracağı belirtildi.
İddiaların Arka Planı ve Tarafların Pozisyonları
Etiyopya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Berhanu Jula, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir konuşmada Sudan'ın, Etiyopya hükümetine karşı savaşan Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) ve Oromo Kurtuluş Ordusu (OLA) gibi silahlı gruplara destek verdiğini öne sürmüştü. Jula, bu desteğin bölgesel istikrarı tehdit ettiğini ve Etiyopya'nın güvenliğini riske attığını iddia etmişti. Sudan ordusu ise bu suçlamaları kesin bir dille yalanlayarak, Etiyopya'nın iç işlerine karışmadığını ve komşusunun toprak bütünlüğüne saygı duyduğunu bildirdi. Sudan tarafı, Etiyopya'nın kendi iç sorunlarını çözmek için Sudan'ı günah keçisi ilan etmeye çalıştığını ima etti.
İki ülke arasındaki gerilim yalnızca bu son suçlamayla sınırlı değil. Uzun süredir devam eden El-Faşka sınır bölgesi anlaşmazlığı, Nil Nehri üzerindeki Rönesans Barajı (GERD) konusundaki su paylaşımı krizi ve Sudan iç savaşının yarattığı mülteci akını gibi meseleler, ilişkileri gerginleştiren ana başlıklar arasında. Sudan, Etiyopya'nın barajı tek taraflı doldurma politikasını ve sınır bölgelerindeki işgal iddialarını sürekli gündeme getiriyor. Etiyopya ise Sudan'ın Mısır ile yakınlaşmasından ve Mısır'ın baraj karşıtı tutumuna destek vermesinden rahatsız.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Sudan'nın bu açıklaması, Afrika Boynuzu'nda zaten kırılgan olan güvenlik mimarisinin daha da sarsıldığını gösteriyor. Etiyopya, Tigray savaşının ardından iç istikrarını sağlamaya çalışırken, Oromo ve Amhara bölgelerindeki silahlı çatışmalar devam ediyor. Sudan ise Nisan 2023'ten bu yana ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki iç savaşla boğuşuyor. Her iki ülkenin de kendi iç sorunlarına odaklanması gerekirken, karşılıklı suçlamalar bölgesel bir çatışmaya dönüşme riski taşıyor. Uluslararası toplum, Afrika Boynuzu'ndaki istikrarsızlığın Kızıldeniz güvenliğini ve küresel ticaret yollarını olumsuz etkilemesinden endişe ediyor. Birleşmiş Milletler ve Afrika Birliği, taraflara itidal çağrısında bulunarak diyalog zemininin korunmasını istiyor. Ancak şu ana kadar somut bir arabuluculuk girişimi sonuç vermedi.
Sudan'ın açıklamasında, Etiyopya'nın suçlamalarının asılsız olduğu ve konunun resmi kanallar aracılığıyla ele alınması gerektiği vurgulandı. Hartum, Etiyopya'nın iç muhalif gruplarına destek verdiği iddiasını şiddetle reddederken, kendi egemenliğine yönelik herhangi bir ihlali de kabul etmeyeceğini bildirdi. Bu karşılıklı restleşme, iki ülke arasında güven bunalımının derinleştiğini gösteriyor. Bölgesel uzmanlar, tarafların öncelikle iç sorunlarını çözmesi gerektiğini, aksi halde çatışmanın yayılabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan-Etiyopya gerilimi, Türkiye'nin Afrika Boynuzu politikası açısından dikkatle izlenmeli. Türkiye, hem Sudan hem Etiyopya ile güçlü ekonomik ve siyasi bağlara sahip. Sudan'da büyük yatırımları bulunan ve Kızıldeniz'de üs edinme girişimleri olan Türkiye, istikrarın bozulmasından olumsuz etkilenebilir. Ayrıca Etiyopya ile savunma iş birliği ve ticaret anlaşmaları mevcut. Bölgesel tırmanma, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü güçlendirebileceği gibi, iç savaşın yayılması hâlinde mülteci akını ve ticaret yollarının kesilmesi riskini doğurur. Türkiye'nin denge politikası, her iki ülkeyle ilişkileri koruyarak istikrarı teşvik etmeye odaklanmalı.