Sudan'ın paramiliter gücü Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF), stratejik öneme sahip el-Obeyd kentini kuşatma altına alırken, uluslararası toplumda Darfur'un el-Faşir kentinde yaşanan vahşete benzer bir katliamın yaşanabileceği yönünde ciddi endişeler oluştu. El-Obeyd, ülkenin orta kesiminde yer alan ve başkent Hartum'u Darfur ile bağlayan hayati bir ticaret yolu üzerinde bulunuyor. RSF'in bu kenti ele geçirmesi, Sudan ordusu ile paramiliter grup arasındaki iç savaşta önemli bir dönüm noktası olabilir. Uzmanlar, yaptırımların hâlâ kan dökülmesini engelleyebileceğini belirtiyor ancak zamanın daraldığı da vurgulanıyor.
El-Obeyd'in Stratejik Önemi ve Çatışmaların Arka Planı
El-Obeyd, Kuzey Kordofan eyaletinin başkenti ve Sudan'ın en büyük ikinci kenti konumunda. Kent, Hartum ile Darfur bölgesi arasındaki ana kara yolu ve demir yolu bağlantısını kontrol ediyor. Ayrıca zengin tarım arazileri ve Arap zamkı üretimi ile ekonomik açıdan da kritik bir merkez. RSF'in burayı kontrol etmesi, hem lojistik bir üs elde etmesi hem de orduyu ikmal yollarından mahrum bırakması anlamına geliyor. BM verilerine göre, RSF geçtiğimiz haftalarda el-Obeyd çevresindeki birçok köyü ele geçirdi ve kente yönelik kuşatmayı sıkılaştırdı. Bölgede yaşayanlar, su ve gıda kıtlığı ile karşı karşıya. Yerel kaynaklar, RSF'in sivillere yönelik yağma ve keyfi tutuklamalar yaptığını bildiriyor. Sudan ordusu ise kenti savunmak için takviye birlikler gönderdi ancak hava gücünün etkisizliği nedeniyle zor durumda.
Bu çatışma, Nisan 2023'te patlak veren ve Sudan ordusu ile RSF arasında bir iktidar mücadelesine dönüşen iç savaşın bir parçası. Çatışmalar şimdiye kadar binlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açtı. Darfur'da ise etnik temizlik ve savaş suçlarının işlendiği yönünde güçlü kanıtlar bulunuyor. RSF, özellikle Arap olmayan etnik gruplara yönelik saldırılarda bulunmakla suçlanıyor. Şimdi uzmanlar, el-Obeyd'in düşmesi halinde benzer bir dramın yaşanabileceğinden endişeli.
Uluslararası Tepkiler ve Yaptırımların Etkinliği
Birleşmiş Milletler ve ABD, RSF'in el-Obeyd'e yönelik saldırıları durdurması çağrısında bulundu. ABD, RSF lideri Hemedti ve kardeşi Abdulrahim Dagalo'ya yönelik yaptırımları sıkılaştırdı ancak bu yaptırımların çatışmaları durdurmada yetersiz kaldığı görülüyor. RSF'in, Birleşik Arap Emirlikleri'nden lojistik destek aldığı iddiaları da uluslararası arenada tartışma yaratıyor. BAE ise bu iddiaları yalanlıyor. Öte yandan, Sudan ordusunun da Mısır ve diğer ülkelerden askeri yardım aldığı biliniyor. Uzmanlar, yaptırımların etkili olabilmesi için tüm tarafları kapsaması ve sivil kayıpların önlenmesi için baskı oluşturması gerektiğini belirtiyor. Ancak mevcut durumda, tarafların askeri çözümde ısrar etmesi, diplomatik çabaların sonuçsuz kalmasına neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki çatışmalar, Türkiye'nin Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu'ndaki stratejik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Sudan'da önemli yatırımlara sahip olmasa da, bölgedeki istikrarsızlık deniz ticaret yollarını ve mülteci akışlarını etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Sudan ordusu ile askeri iş birliği anlaşmaları bulunuyor. Çatışmanın yayılması, Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu ve kriz yönetimindeki rolünü test edecek. Ankara'nın, taraflarla diyaloğunu sürdürmesi ve insani yardım kanallarını açık tutması önem taşıyor.