Norveç Mülteci Konseyi (NRC) tarafından yayımlanan yıllık rapor, Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ni (DRC) dünyanın en çok ihmal edilen insani krizleri olarak sıraladı. Raporda, bu krizlerin üç temel kritere göre belirlendiği ifade ediliyor: insani yardım fonlarının yetersizliği, medyada yeterince yer bulamaması ve uluslararası toplumda siyasi irade eksikliği. NRC’nin ‘Unacknowledged Crises’ listesinde yer alan bu ülkeler, küresel kamuoyunun dikkatini çekmekte zorlanıyor ve milyonlarca insanın acil ihtiyaçları karşılanamıyor.
Gelişmenin arka planı: Krizlerin derinleşen yüzü
Sudan, Nisan 2023’ten bu yana devam eden iç savaşın gölgesinde büyük bir insani felaketle karşı karşıya. Çatışmalar, ülke genelinde 10 milyondan fazla kişiyi yerinden ederken, gıda güvensizliği ve sağlık hizmetlerinin çöküşü milyonlarca insanı etkiliyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Sudan nüfusunun yaklaşık yarısı olan 25 milyon kişi insani yardıma muhtaç durumda. Ancak uluslararası toplumun ilgisi, Ukrayna ve Gazze gibi daha ön plandaki krizlere yönelmiş durumda. NRC’ye göre, Sudan’daki insani yardım çağrılarının yalnızca %27’si finanse edildi.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti ise yıllardır süren silahlı çatışmalar, etnik gerilimler ve doğal kaynaklar üzerindeki mücadele nedeniyle istikrarsızlığını koruyor. Ülkenin doğusunda faaliyet gösteren M23 ve diğer silahlı gruplar, sivilleri hedef alırken, 2023 yılında çatışmaların şiddetlenmesiyle birlikte 7 milyondan fazla kişi yerinden edildi. DRC, dünyadaki en büyük yerinden edilme krizlerinden birine sahne oluyor, ancak medya ilgisi oldukça sınırlı. NRC raporu, DRC’nin insani yardım fonlarının yalnızca %35’ine ulaştığını belirtiyor. Her iki ülkede de çocuklar, kadınlar ve yaşlılar orantısız şekilde etkileniyor; açlık, salgın hastalıklar ve cinsel şiddet yaygın bir hal alıyor.
Küresel boyut: Sessizliğin bedeli
NRC’nin raporu, bu krizlerin göz ardı edilmesinin insani ve jeopolitik sonuçlarına dikkat çekiyor. Uluslararası toplumun krizlere yönelik siyasi iradesizliği, bölgesel istikrarsızlığı derinleştiriyor ve göç dalgalarını tetikliyor. Sudan’daki çatışma, komşu ülkeler olan Çad, Güney Sudan ve Etiyopya’ya sığınmacı akınına neden olurken, DRC’nin istikrarsızlığı ise Orta Afrika’da güvenlik boşluğu yaratıyor. BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, küresel insani yardım ihtiyacı 2025 yılında 300 milyar doları aşarken, fonlamadaki dengesizlikler daha az bilinen krizlerin daha da derinleşmesine yol açıyor.
Medyanın bu krizlere yeterince yer vermemesi, kamuoyunun bilinçlenmesini engelliyor. NRC Genel Sekreteri Jan Egeland’ın açıklamasına göre, 'Gazze ve Ukrayna’daki krizler medyada ve diplomaside haklı olarak öncelik kazanıyor, ancak Sudan ve DRC gibi yerlerde insanlar açlık ve şiddet karşısında unutulmamalı.' Egeland, uluslararası topluma bu krizlere yönelik acil eylem çağrısında bulunuyor. Raporda ayrıca, Burkina Faso, Myanmar ve Venezuela’nın da en ihmal edilen krizler listesinde yer aldığı ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan ve Afrika Boynuzu’nda son yıllarda artan diplomatik ve insani angajmanıyla dikkat çekiyor. Sudan’daki kriz, Türkiye’nin bölgedeki yatırımlarını ve ticari ilişkilerini olumsuz etkileyebilir; ayrıca Kızıldeniz’e kıyısı olan Sudan’daki istikrarsızlık, Türkiye’nin Afrika açılımı stratejisi açısından risk oluşturuyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti ise Türkiye’nin son yıllarda ilişkilerini geliştirdiği bir ülke olup, madencilik ve altyapı projelerinde iş birliği potansiyeli taşıyor. Her iki krizin de göz ardı edilmesi, bölgesel güvenlik ve göç dinamiklerini etkileyerek Türkiye’nin uzun vadeli çıkarlarını dolaylı yoldan şekillendirebilir.