ABD'nin Kaliforniya eyaletinde valilik yarışına giren Demokrat aday Tom Steyer, dijital kampanyasında influencer (fenomen) kullanımını en uç noktaya taşıdı. Son bağış raporlarına göre Steyer, fenomenlere yaptığı ödemelerde rakiplerini açık ara geride bıraktı. Ancak bu işbirliklerinde, reklam olduğunun açıkça belirtilmesi kuralının her zaman uygulanmadığı ortaya çıktı. Steyer'ın kampanyası, Tiktok ve Instagram'da milyonlarca takipçiye sahip fenomenlere ödeme yaparak, genç seçmenlere ulaşmayı hedefliyor. Ancak sivil toplum kuruluşları, bu paylaşımların 'ücretli reklam' ibaresi taşıması gerektiğini hatırlatıyor.
Kampanya finansmanında yeni bir dönem: Influencer pazarlaması
Tom Steyer, Kaliforniya valiliği için yürüttüğü kampanyada, geleneksel televizyon reklamları yerine dijital içerik üreticilerine ağırlık verdi. Eyalet Seçim Finansmanı Kurulu'na sunulan son rapora göre Steyer, sadece ekim ayında fenomenlere 200 bin doların üzerinde ödeme yaptı. Bu rakam, diğer tüm adayların toplamından daha yüksek. Steyer'ın kampanya ekibi, bu yöntemin genç seçmenlere ulaşmada etkili olduğunu savunuyor. Ancak Federal Ticaret Komisyonu (FTC) yönergeleri, ücretli işbirliklerinde 'reklam' veya 'sponsorlu' etiketinin kullanılmasını zorunlu kılıyor. Buna rağmen, Steyer'ın finanse ettiği bazı fenomenler, paylaşımlarında bu ibareye yer vermedi. Örneğin, Kaliforniyalı bir Tiktok fenomeni, Steyer'ın iklim değişikliği politikalarını öven videosunda herhangi bir reklam etiketi kullanmadı. Oysa video, kampanya tarafından sağlanan metin ve görüntülerle hazırlanmıştı.
Şeffaflık tartışmaları ve yasal boşluklar
Uzmanlar, bu durumun yasal bir boşluktan kaynaklandığını belirtiyor. Mevcut düzenlemeler, fenomenlerin sadece 'maddi bağlantıyı' açıklamasını şart koşuyor; ancak bu bağlantının ne kadar ayrıntılı açıklanacağı net değil. Steyer kampanyası ise, fenomenlerle yaptığı sözleşmelerde reklam etiketi kullanılması konusunda 'teşvik edici' ifadeler kullanıyor ancak zorunlu kılmıyor. Bu durum, seçmenlerin yanıltılmasına yol açabilir. Özellikle genç seçmenler, fenomenlerin siyasi içeriklerini doğrudan kişisel görüş olarak algılayabiliyor. Steyer'ın bu stratejisi, diğer adaylar tarafından da eleştiriliyor. Cumhuriyetçi aday John Cox, konuyu 'seçmen manipülasyonu' olarak nitelendirirken, Demokrat rakibi Gavin Newsom ise daha sıkı düzenlemeler çağrısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'deki siyasi kampanyalar için de önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye'de özellikle yerel seçimlerde fenomen kullanımı hızla artarken, şeffaflık konusunda henüz net bir düzenleme bulunmuyor. ABD'deki bu tartışma, Türkiye'de seçim yasalarının dijital reklamcılığa uyarlanması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, yabancı fonların Türk fenomenler aracılığıyla kamuoyunu etkileme riski de bulunuyor. Bu nedenle, Türkiye'de siyasi partilerin ve sivil toplumun, dijital kampanya finansmanında şeffaflık standartları geliştirmesi hayati önem taşıyor.