Kaliforniya eyalet seçimlerinde adaylığını koyan milyarder iş insanı Tom Steyer'ın kampanya ekibi, Başsavcı Xavier Becerra'yı destekleyen sosyal medya etkileyicilerine yapılan ödemelerin kamuya açıklanmadığı yönündeki suçlamalarla karşı karşıya. Steyer'ın kampanya sözcüsü, söz konusu etkileyicilerin pro-Becerra içerikleri ürettiğini ancak bu içeriklerin sponsorlu olduğunu ve kim tarafından finanse edildiğini belirtmediklerini kabul etti. Kaliforniya yasalarına göre, siyasi kampanyalar adına ücretli içerik oluşturan sosyal medya hesaplarının, bu içeriklerin sponsorlu olduğunu ve parayı kimin ödediğini açıkça belirtmesi gerekiyor. Bu gereklilik, 2019'da yürürlüğe giren ve dijital siyasi reklamcılıkta şeffaflığı artırmayı amaçlayan bir yasaya dayanıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Tom Steyer, 2022'de Kaliforniya valiliği için yarışan Demokrat adaydı. Seçim kampanyası sırasında, eyaletin uzun süreli Başsavcısı Xavier Becerra'ya destek veren etkileyicilere ödeme yapıldı. Ancak bu etkileyiciler, Instagram ve TikTok gibi platformlarda paylaştıkları içeriklerde, Becerra'ya övgü dolu sözler sarf etmelerine rağmen, bu içeriklerin Steyer'ın kampanyası tarafından finanse edildiğini belirtmediler. Bu durum, eyaletin seçim finansmanı yasalarına potansiyel bir ihlal oluşturuyor. Kaliforniya Adalet Bakanlığı, bu tür ihlallerin araştırılması ve cezalandırılmasından sorumlu. Steyer'ın kampanyası ise, söz konusu etkileyicilerin bağımsız hareket ettiğini ve kampanyanın doğrudan kontrolü altında olmadığını savunuyor. Ancak yasal uzmanlar, kampanyanın bu etkileyicilere ödeme yapmasının, içeriklerin sponsorlu olarak etiketlenmesi gerekliliğini doğurduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu olay, dijital siyasi reklamcılıkta şeffaflık konusunda daha geniş bir tartışmayı alevlendirdi. ABD genelinde, sosyal medya etkileyicilerinin siyasi içeriklerinin düzenlenmesi henüz emekleme aşamasında. Kaliforniya, bu alanda en katı yasalardan birine sahip olsa da, uygulama zorlukları devam ediyor. Benzer şeffaflık gereklilikleri, ABD Federal Seçim Komisyonu'nun (FEC) yönergelerinde de yer alıyor. Ancak etkileyici pazarlamanın hızlı büyümesi, düzenleyicilerin gerisinde kalmalarına neden oluyor. Küresel olarak, Avrupa Birliği'nin Dijital Hizmetler Yasası (DSA) gibi düzenlemeler, siyasi reklamcılıkta şeffaflığı artırmayı hedefliyor. Bu dava, etkileyicilerin siyasi kampanyalardaki rolünün ve yasal sorumluluklarının netleştirilmesi için bir emsal teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de siyasi kampanyalarda sosyal medya etkileyicilerinin kullanımı giderek yaygınlaşıyor. Ancak sponsorlu içeriklerin açıklanması konusunda henüz Kaliforniya'daki kadar katı düzenlemeler bulunmuyor. Bu gelişme, Türkiye'deki siyasi partiler ve düzenleyici kurumlar için bir uyarı niteliği taşıyor. Dijital siyasi reklamcılıkta şeffaflığın sağlanması, seçim güvenliği ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından kritik önem taşıyor. Türkiye'de benzer bir düzenleme gerekliliği, bu tür ihlallerin önlenmesine ve seçim süreçlerinin daha güvenilir hale gelmesine katkı sağlayabilir. Ayrıca, küresel bir trend olarak etkileyici düzenlemeleri, Türkiye'nin de bu alanda uluslararası standartları takip etmesini zorunlu kılıyor.