İngiltere'de İşçi Partisi lideri Keir Starmer, başbakanlık koltuğuna oturduğu günden bu yana en düşük popülerlik oranlarıyla karşı karşıya. Son anketlere göre, Starmer'ın onay puanları savaş sonrası dönemin en düşük seviyelerine geriledi. Bu düşüşte, partinin vaat ettiği ekonomik toparlanmanın yavaş ilerlemesi, sağlık hizmetlerindeki aksaklıklar ve göç politikalarındaki belirsizlikler etkili oldu. Starmer, seçim kampanyasında 'değişim' ve 'istikrar' vaatleriyle öne çıkmıştı, ancak şu an itibarıyla bu vaatlerin gerçekleşme hızı seçmen beklentilerini karşılamaktan uzak.
Siyasi Kriz ve Kamuoyu Desteğinin Erozyonu
Keir Starmer, 2024 genel seçimlerinde Boris Johnson'ın ardından iktidara gelmişti. Ancak, ekonomideki stagflasyon riski, NHS'deki kriz ve İngiltere'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerindeki belirsizlik, İşçi Partisi'nin popülaritesini hızla aşındırdı. Özellikle son dönemde hükümetin vergi artışları ve kamu harcamalarındaki kesintiler, hem sol hem de sağ seçmen kitlesinde tepki çekiyor. Starmer'ın liderlik tarzı "dramasız" olarak tanımlanıyor, ancak bu sakin duruş, kriz anlarında etkisiz bir lider algısı yaratıyor. Parti içinden gelen eleştiriler de artıyor; bazı eski bakanlar, Starmer'ı "vizyon eksikliği" ile suçluyor.
Anket şirketi YouGov'un verilerine göre, Starmer'ın memnuniyet oranı yüzde 25'e gerilerken, memnuniyetsizlik oranı yüzde 65'e ulaştı. Bu, 1970'lerden bu yana en düşük seviye. Karşılaştırma yapmak gerekirse, aynı dönemdeki ana muhalefet lideri Kemi Badenoch'un onay oranı yüzde 30 civarında. Bu durum, İşçi Partisi'nin önümüzdeki yerel seçimlerde ciddi kayıplar yaşayabileceğine işaret ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İngiltere'nin Geleceği ve Uluslararası Yansımalar
Starmer hükümetinin yaşadığı bu güven bunalımı, yalnızca iç politika ile sınırlı değil. Dış politikada, İngiltere'nin Ukrayna'ya verdiği destek, Çin ile ilişkiler ve iklim değişikliği taahhütleri gibi konularda da belirsizlik hakim. Trump yönetiminin olası dönüşü ve ABD-AB ticaret savaşları, İngiltere ekonomisi için ek riskler oluşturuyor. Ayrıca, Starmer'ın Brexit sonrası ilişkileri yeniden dengeleme çabaları, hem Avrupa Birliği hem de iç siyasette tartışma yaratıyor. Bu zayıflık, İngiltere'nin küresel sahnedeki etkisini de olumsuz etkileyebilir.
Ekonomik olarak, İngiltere Merkez Bankası'nın faiz oranları konusunda kararsız duruşu ve sterlindeki dalgalanmalar, yatırımcı güvenini zedeliyor. Hükümetin altyapı yatırımları ve yeşil enerji dönüşümü planları ise yavaş ilerliyor. Bu durum, özellikle gelişmekte olan ülkelerle ticarette İngiltere'nin rekabet gücünü azaltabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki siyasi istikrarsızlık, Türkiye-İngiltere ilişkileri açısından iki yönlü etki yaratabilir. Kısa vadede, İngiltere'nin savunma sanayii iş birlikleri ve ticaret anlaşmaları olası bir hükümet değişikliğine karşı sigortalanmış durumda. Ancak, Starmer yönetiminin zayıflaması, Türkiye'nin AB ile gümrük birliği görüşmelerinde İngiltere desteğini kaybetmesine yol açabilir. Ayrıca, İngiltere'deki göçmen politikalarına yönelik tepkiler, Türkiye'den AB ülkelerine göç edenler üzerinde dolaylı etkiler yaratabilir. Orta vadede, İngiltere'nin dış politikada daha içe kapanması, Türkiye için NATO içinde alternatif bir ortak bulma gerekliliğini doğurabilir.