İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın, Hillsborough stadyum faciasının 35. yıl dönümünde mağdur ailelerine verdiği söz olan 'Hillsborough Yasası'nı görev süresi dolmadan hayata geçirme umutları, İngiliz istihbarat teşkilatlarının tasarıya karşı çıkması nedeniyle azalıyor. MI5, MI6 ve GCHQ, yasanın getireceği hesap verebilirlik mekanizmalarının ulusal güvenliği tehlikeye atacağını savunarak hükümetle bir kriz yaşıyor. Başbakan Starmer, geçtiğimiz yıl Nisan ayında yaptığı açıklamada, 1989'daki Hillsborough faciasında 97 kişinin hayatını kaybetmesine ilişkin adaletin sağlanması için kamu görevlilerinin eylemlerinden sorumlu tutulmasını zorunlu kılacak bir yasa çıkaracağını vaat etmişti.
Gelişmenin arka planı: İstihbarat direnci ve siyasi maliyet
Hillsborough Yasası olarak bilinen düzenleme, kamu görevlilerinin ihmali veya kasıtlı eylemleri sonucu ölümler meydana geldiğinde, bu kişilerin yargı önünde hesap vermesini sağlamayı amaçlıyor. Ancak İngiliz istihbarat teşkilatları, yasanın personellerinin operasyonel gizliliğini ihlal edeceğini ve mahkemelerde gizli bilgilerin ifşa edilmesine yol açacağını öne sürerek sert bir direniş gösteriyor. Telegraph gazetesine konuşan üst düzey bir istihbarat yetkilisi, 'Bu yasa, ajanlarımızın kimliklerini ve yöntemlerini tehlikeye atar. Terörle mücadele operasyonlarımızı felç eder' ifadelerini kullandı. Başbakan Starmer, hem mağdur ailelerinin desteğini korumak hem de istihbarat camiasının endişelerini gidermek arasında sıkışmış durumda. Eski İçişleri Bakanı Suella Braverman da yasaya karşı çıkarak, 'Starmer, duygusal bir hamleyle ulusal güvenliği riske atıyor' eleştirisinde bulundu.
Siyasi ve toplumsal boyut: Adalet arayışı ve güvenlik dengesi
Hillsborough faciası, İngiltere'nin en büyük spor felaketlerinden biri olarak tarihe geçti. Mağdur aileleri, 30 yılı aşkın süredir adalet mücadelesi verirken, kamu görevlilerinin soruşturmayı engellediği ve delilleri kararttığı ortaya çıkmıştı. Starmer'ın söz verdiği yasa, bu tür ihmallerin tekrarlanmasını önlemeyi hedefliyor. Ancak hükümet içinden gelen bilgilere göre, istihbarat teşkilatlarıyla yürütülen müzakereler tıkanmış durumda ve yasanın mevcut parlamento döneminde yasalaşması artık mümkün görünmüyor. Mağdur ailelerinin avukatı Peter Weatherby, 'Starmer'ın sözünü tutması için zaman daralıyor. Bu yasa olmadan, devlet yetkililerinin dokunulmazlığı sürecek' dedi. Öte yandan, muhafazakar milletvekilleri, yasanın 'aşırı bürokratik' ve 'operasyonel etkinliği düşürecek' nitelikte olduğunu savunuyor. Uzmanlar, Starmer'ın bu konuda istihbarat teşkilatlarının taleplerini karşılayacak bir uzlaşma formülü bulamazsa, hem siyasi itibarının zedeleneceğini hem de mağdur ailelerinin güvenini kaybedeceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hillsborough Yasası doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, kamu görevlilerinin hesap verebilirliği konusu Türkiye'de de tartışmalı bir alan. Özellikle Gezi Parkı olayları, Soma maden faciası ve deprem sonrası ortaya çıkan ihmaller, benzer şekilde kamu görevlilerinin yargı önünde hesap vermesinin ne kadar kritik olduğunu göstermişti. İngiltere'deki bu tartışma, uluslararası alanda 'devlet sorumluluğu' standardının belirlenmesine katkı sağlayabilir. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ve iç hukuk düzenlemeleriyle benzer bir hesap verebilirlik mekanizması kurma arayışında. Bu nedenle Starmer'ın yasayı geçirip geçiremeyeceği, Türkiye'deki adalet arayışını etkileyebilecek bir emsal oluşturabilir.