Birleşik Krallık, son on yılda altıncı başbakanını kaybetti. 2024 genel seçimlerinde ezici bir zafer kazanarak iktidara gelen İşçi Partisi lideri Keir Starmer, göreve başlamasından sadece iki yıl sonra istifa etmek zorunda kaldı. Eski bir insan hakları avukatı olan Starmer, seçim kampanyasında vaat ettiği reformları hayata geçiremedi; ekonomik kriz, sağlık sistemindeki çöküş ve parti içi bölünmeler liderliğini zayıflattı. Bu gelişme, Birleşik Krallık siyasetindeki istikrarsızlığın boyutlarını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Gelişmenin arka planı: Starmer'ın yükselişi ve düşüşü
Keir Starmer, Temmuz 2024'teki genel seçimlerde Muhafazakâr Parti'yi büyük bir farkla yenerek başbakanlık koltuğuna oturmuştu. Seçim kampanyasında kamu hizmetlerini iyileştirme, ekonomik büyümeyi canlandırma ve Avrupa Birliği ile ilişkileri yeniden yapılandırma sözü vermişti. Ancak iktidara geldikten sonra karşılaştığı sorunlar, bu vaatlerin çoğunu gerçekleştirmesini engelledi. İngiltere ekonomisi, yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetiyle boğuşurken, Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) tarihinin en büyük krizlerinden birini yaşıyordu. Starmer'ın kemer sıkma politikaları ve vergi artışları, seçmenler arasında büyük bir hayal kırıklığı yarattı.
Parti içindeki muhalefet de giderek güçlendi. Sol kanat milletvekilleri, Starmer'ı merkez sağ politikalara yönelmekle suçlarken, ılımlılar ise ekonomik krizle mücadelede yetersiz kaldığını savundu. Geçtiğimiz hafta patlak veren bir skandal, Starmer'ın danışmanlarının yolsuzluk iddialarına karışmasıyla birlikte liderliğini iyice sarsıntıya uğrattı. Sonuç olarak Starmer, partisinin ve hükümetinin geleceğini garanti altına alamayacağını anlayarak istifa kararı aldı. İstifasını açıkladığı konuşmada, 'Ülkeye hizmet etmek bir onurdu ancak artık değişim zamanı' ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut: İstikrarsızlık dalgası
Starmer'ın istifası, Birleşik Krallık'ta siyasi belirsizliği daha da derinleştirdi. Ülkede son on yılda altı farklı başbakan görev yaparken, hükümetler arası süreklilik sağlanamadı. Bu durum, İngiltere'nin uluslararası itibarını zedelerken, özellikle Brexit sonrası ticaret anlaşmaları ve küresel ortaklıklar konusunda belirsizlik yaratıyor. Avrupa Birliği ile ilişkiler, Starmer döneminde yeniden canlanma umudu taşırken, şimdi yeni bir başbakanın politikalarına bağlı hale geldi. NATO ve ABD ile olan ittifaklar ise şimdilik sağlam görünüyor ancak iç siyasi krizin dış politika kararlarını etkilemesi olası.
Uluslararası piyasalar, istifaya hemen tepki verdi; sterlin değer kaybederken, İngiltere tahvilleri üzerindeki baskı arttı. Ekonomistler, yeni bir seçim olasılığının belirsizliği artırdığını belirtiyor. Birleşik Krallık'ın küresel bir güç olarak rolü, bu tür istikrarsızlıklar karşısında sorgulanmaya başlandı. Ülkenin, kriz yönetimi konusunda bir yol haritası oluşturması gerektiği ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık'taki bu siyasi çalkantı, Türkiye için dolaylı ancak önemli yansımalar taşıyor. İngiltere, Türkiye'nin en büyük ticaret ortaklarından biri konumundadır ve Brexit sonrası imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin temelini oluşturmaktadır. Starmer'ın istifası, anlaşmanın genişletilmesi veya derinleştirilmesi sürecini yavaşlatabilir. Ayrıca, İngiltere'nin savunma sanayii iş birlikleri (Eurofighter Typhoon, BAE Systems ortaklıkları) ve terörle mücadele alanındaki koordinasyonu, yeni hükümetin öncelikleri arasında yer alacaktır. Türkiye'nin AB üyelik sürecinde İngiltere'nin desteği geçmişte önemliydi; ancak iç siyasi kriz, bu konuda da belirsizlik yaratıyor. Gelişme, küresel istikrarsızlığın Türkiye'ye olası sıçrama etkileri açısından izlenmeli.