İngiltere Başbakanı Keir Starmer, 1940'lardan 1970'lere kadar uzanan ve binlerce bebeğin ailelerinden zorla alınarak evlat edinilmesine yol açan devlet politikaları nedeniyle resmi bir özür yayımladı. Starmer, Avam Kamarası'nda yaptığı açıklamada, devletin "anneleri ve çocukları korumak için yeterince çaba göstermediğini" itiraf ederek, mağdurlardan özür diledi. Bu özür, yıllardır adalet arayışında olan binlerce mağdur ve aile için tarihi bir an olarak değerlendiriliyor.
Zorla Evlat Edinme Skandalının Arka Planı
20. yüzyılın ortalarında İngiltere'de, evli olmayan annelerin bebeklerini doğumdan hemen sonra devlet tarafından alınarak evlat edinilmesi yaygın bir uygulamaydı. Genellikle sosyal hizmetler, kilise kurumları ve hayır kurumları tarafından yürütülen bu süreçte, annelere genellikle rızaları sorulmaz veya baskı altında onay vermeye zorlanırdı. Çocuklar ise genellikle varlıklı ailelere verilirken, birçoğu da yurtlarda büyümek zorunda kaldı. Bu skandal, 2010'larda mağdurların kamuoyuna sesini duyurmasıyla gün yüzüne çıktı. 2018'de yayımlanan bir hükümet raporu, devletin bu uygulamaları "ahlaki bir panik" içinde gerçekleştirdiğini ve mağdurlara yeterli destek sağlanmadığını ortaya koydu.
Starmer, özür konuşmasında, "Bu ülkenin kadınlarına ve çocuklarına yapılan bu haksızlık asla unutulmayacak. Devlet, en savunmasız vatandaşlarını korumak yerine onları daha da kırılgan hale getirdi" dedi. Başbakan, ayrıca mağdurların tazminat taleplerini değerlendirecek bir bağımsız komisyon kurulacağını duyurdu. Mağdur dernekleri ise özrü memnuniyetle karşılarken, somut adımların atılmasını beklediklerini ifade etti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Zorla evlat edinme skandalı, sadece İngiltere'ye özgü değil. Avustralya, İrlanda, Kanada ve İsveç gibi ülkelerde de benzer uygulamalar yaşandı. Özellikle Avustralya'da 2013 yılında dönemin Başbakanı Kevin Rudd, "Çalınan Nesiller" olarak bilinen ve Aborjin çocuklarının zorla ailelerinden alınmasıyla ilgili resmi özür dilemişti. İngiltere'nin bu adımı, diğer ülkelerde de mağdurların sesini yükseltmesine neden olabilir. Ayrıca, Birleşik Krallık'ın insan hakları sicili açısından bu özür, uluslararası alanda itibar kazanma çabası olarak da okunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de benzer bir zorla evlat edinme skandalı bulunmamakla birlikte, geçmişte özellikle 1980'lerde bazı bebeklerin yurt dışına kaçırıldığına dair iddialar gündeme gelmişti. Bu tür insan hakları ihlalleri, Türkiye'nin uluslararası ilişkilerinde dikkatle takip etmesi gereken bir konudur. Birleşik Krallık'ın bu özürü, mağdur odaklı bir devlet politikasının önemini bir kez daha hatırlatmaktadır. Türkiye, insan hakları alanındaki reformlarını sürdürürken, geçmişteki benzer haksızlıkların hesabını verme konusunda da kararlı durmalıdır. Ayrıca, bu tür skandalların uluslararası kamuoyunda yankı bulması, ülkelerin iç işlerine müdahale olarak da değerlendirilebilir; bu nedenle Türkiye'nin kendi iç politikasını sağlam temellere oturtması elzemdir.