Birleşik Krallık'ta siyasi istikrar bir kez daha sarsıldı. Başbakan Keir Starmer, 22 Haziran'da sürpriz bir kararla istifa ettiğini açıkladı. Bu gelişme, ülkenin sadece on yıldan uzun bir sürede yedinci başbakanını görmesine yol açacak. Starmer'ın görevi bırakmasının ardından, kısa süre önce yapılan özel ara seçimleri kazanan Andy Burnham, İşçi Partisi liderliği ve dolayısıyla başbakanlık için en güçlü aday olarak öne çıkıyor. FRANCE 24'ten Douglas Herbert'in aktardığına göre, Starmer'ın istifası yalnızca iç siyasi dengelerle değil, aynı zamanda 'jeopolitik' faktörler ve seçmenin 'şatafat ve gösteriş' yorgunluğuyla da açıklanıyor.
Arka Plan: İstikrarsızlık Döngüsü ve Liderlik Krizi
Starmer'ın istifası, Birleşik Krallık'ta 2010'dan bu yana devam eden başbakanlık istikrarsızlığının son halkası. David Cameron, Theresa May, Boris Johnson, Liz Truss, Rishi Sunak ve şimdi de Starmer... Bu süreçte ülke, Brexit referandumu, pandemi, ekonomik krizler ve Ukrayna savaşı gibi büyük sınavlarla karşı karşıya kaldı. Starmer, 2024 genel seçimlerinde İşçi Partisi'ni ezici bir zaferle iktidara taşıdıktan sonra başbakanlık koltuğuna oturmuştu. Ancak beklentilerin aksine, görev süresi boyunca kamuoyu desteğini sürekli kaybetti.
Uzmanlar, Starmer'ın istifasında jeopolitik gelişmelerin belirleyici rol oynadığını vurguluyor. İngiltere'nin Ukrayna'ya desteği, orta doğu krizi, Çin ile ilişkiler ve küresel ticaret savaşları, başbakanın manevra alanını daralttı. Özellikle Ukrayna savaşının ekonomik maliyeti ve mülteci krizi, Starmer'ın reform vaatlerini gerçekleştirmesini zorlaştırdı. Ayrıca seçmenin, siyasetçilerin kişisel prestij projeleri ve abartılı imaj çalışmalarından yorulduğu yorumu yapılıyor. Starmer'ın liderlik tarzının 'soğuk ve mesafeli' bulunması da desteğin erozyonunda etkili oldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İngiltere'nin Geleceği ve Avrupa'da Yansımalar
Starmer'ın istifası sadece iç politika açısından değil, aynı zamanda Birleşik Krallık'ın küresel konumu ve Avrupa'daki dengeler açısından da kritik. İngiltere, Brexit sonrası AB ile ilişkilerini yeniden tanımlamaya çalışırken, yeni liderin bu süreçte nasıl bir yol izleyeceği merak konusu. Eski Manchester Belediye Başkanı da olan Andy Burnham, merkez sol çizgideği ancak daha popülist bir söyleme sahip. Burnham, özellikle kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi, gelir eşitsizliği ve konut krizi gibi konularda kararlı bir duruş sergiliyor. Ancak jeopolitik konularda Starmer'dan çok farklı bir pozisyon alması beklenmiyor.
Avrupa ülkeleri, bu gelişmeyi dikkatle izliyor. Fransa, Almanya ve AB kurumları, İngiltere ile istikrarlı bir ortaklık beklentisi içinde. Starmer'ın istifası, İngiltere'nin dış politikada yeni bir belirsizlik dönemine girdiği anlamına gelebilir. Ayrıca küresel piyasalarda İngiliz sterlini ve kamu borçlanma maliyetleri üzerinde kısa vadeli dalgalanmalar yaşandı. Analistler, önümüzdeki dönemde İngiltere'de yapılacak olası erken seçim ihtimalini de gündeme getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık'taki siyasi istikrarsızlık, Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. İngiltere, Türkiye'nin önemli ticaret ortaklarından biri ve ikili ilişkiler son yıllarda savunma sanayii, enerji ve ticaret alanlarında ivme kazanmıştı. Yeni liderin Türkiye'ye yönelik politikasının süreklilik taşıması beklenmekle birlikte, Starmer'ın istifası Ankara-Londra hattındaki görüşmeleri bir süreliğine askıya alabilir. Ayrıca İngiltere'nin Ukrayna politikasındaki olası değişimler, Karadeniz güvenliğini ve Türkiye'nin arabuluculuk rolünü doğrudan etkileyebilir. Öte yandan, Avrupa'daki siyasi dalgalanmalar, Türkiye-AB ilişkilerine yansıyabilir. Türkiye, bu süreçte dengeli bir diplomasi izleyerek, yeni İngiliz hükümetiyle ilişkilerini güçlendirme fırsatına sahip.