İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı konusunda yaptığı kaba tehditlere rağmen, iki ülke arasındaki dolaylı müzakerelerde 'ilerleme' kaydedildiğini duyurdu. Zarif, Pakistan'ın başkenti İslamabad'da düzenlenen bir basın toplantısında yaptığı açıklamada, 'ABD'nin yapıcı olmayan söylemlerine rağmen, teknik düzeydeki görüşmelerde bazı konularda mutabakat sağlandı' ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Trump'ın geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabından Hürmüz Boğazı'nı 'tehdit eden' herkesi 'yok etmekle' tehdit etmesinin ardından geldi. Trump'ın bu çıkışı, uluslararası toplumda tansiyonu yükseltirken, İran yönetiminin müzakerelere devam etme iradesini koruduğu görülüyor.
Trump'ın tehditleri ve müzakerelerin seyri
ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz hafta Truth Social platformunda yaptığı bir paylaşımda, 'Hürmüz Boğazı'nı kapatmaya kalkışan herkesi, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir şekilde bombalayacağız' demişti. Trump'ın bu çıkışı, İran'ın boğazı askeri tatbikatlarla 'tehdit ettiği' iddiaları üzerine geldi. Ancak İran, boğazın uluslararası seyrüsefere açık olduğunu ve herhangi bir tehdit oluşturmadığını savunuyor. Bu süreçte İran ile ABD arasında Umman ve Pakistan arabuluculuğunda devam eden dolaylı görüşmelerde, nükleer program ve bölgesel güvenlik konularının ele alındığı belirtiliyor. Zarif, müzakerelerin henüz sonuçlanmadığını ancak 'ortak bir zemin' bulunduğunu söyledi. Uzmanlar, Trump'ın tehditlerine rağmen İran'ın müzakere masasında kalmasının, Tahran yönetiminin ekonomik baskılar altında bir çıkış yolu aradığını gösterdiğini belirtiyor.
Starmer'ın istifası ve İngiltere siyasetinde yeni dönem
Öte yandan, İngiltere Başbakanı Keir Starmer, 2024 yılında kazandığı tarihi seçim zaferinin üzerinden iki yıl geçtikten sonra görevinden istifa edeceğini açıkladı. Starmer, İşçi Partisi'nin yıllar sonra iktidara gelmesini sağlamış, ancak parti içi anlaşmazlıklar ve ekonomik kriz nedeniyle desteğini kaybetmişti. Starmer'ın istifasıyla birlikte, İşçi Partisi'nde liderlik yarışı başlarken, Muhafazakar Parti de erken seçim çağrıları yapıyor. Bu gelişme, Brexit sonrası istikrarsız bir dönem geçiren İngiltere'de siyasi belirsizliği artırıyor. Starmer'ın ekonomi politikaları ve kamu hizmetlerindeki kesintiler nedeniyle eleştirildiği, ancak Ukrayna'ya verdiği desteğin takdir topladığı biliniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. İran'ın bu boğazı kontrol etme potansiyeli, küresel enerji piyasaları için büyük bir risk oluşturuyor. Trump'ın tehditleri, ABD'nin İran'a yönelik maksimum baskı politikasının bir parçası olarak görülse de, İran'ın müzakere masasında kalması, tansiyonun kontrollü bir şekilde yönetilmeye çalışıldığını gösteriyor. Bu durum, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerini de yakından ilgilendiriyor. Ayrıca, Çin ve Hindistan gibi büyük petrol ithalatçıları, boğazın güvenliğini sağlamak için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Ortadoğu'da devam eden bu gerilim, küresel enerji fiyatlarında dalgalanmalara yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimden doğrudan etkilenebilir. Boğazın olası bir krizi, petrol fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin cari açığı ve enflasyonu üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca, Türkiye'nin İran'la komşu olması ve bölgesel güvenlik konularında iş birliği yapması, bu gerilimin iki ülke ilişkilerine yansımalarını önemli kılıyor. Ankara, hem Washington hem de Tahran'la diyaloğunu sürdürerek, krizi yönetmeye çalışabilir. Öte yandan, İngiltere'deki siyasi istikrarsızlık, Türkiye'nin Brexit sonrası İngiltere'yle geliştirmeye çalıştığı ticari ilişkileri olumsuz etkileyebilir. Ancak Starmer'ın istifasının Türkiye'ye doğrudan yansımaları sınırlı kalacaktır.