Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer'ın göreve başlamasının üzerinden geçen aylar, hem siyasi hem de ekonomik açıdan zorlu bir döneme işaret ediyor. Göreve geldiği Temmuz 2024'ten bu yana Starmer'ın onay oranları istikrarlı bir şekilde düşerken, ülkenin tahvil piyasalarında yaşanan oynaklık yatırımcıların ve kamuoyunun dikkatini çekiyor. İşçi Partisi liderinin vaat ettiği ekonomik reformlar ve mali disiplin, piyasa baskıları ve artan yaşam maliyeti krizi karşısında sınanıyor.
Düşen onay oranları ve halkın beklentileri
YouGov anketlerine göre Starmer'ın net onay puanı, seçim zaferinin ardından yüzde +5'ten Aralık 2024 itibarıyla yüzde -15'e geriledi. Hükümetin mali politikaları ve kamu harcamalarındaki kesintiler, özellikle orta ve düşük gelirli hanelerde memnuniyetsizlik yaratıyor. Starmer'ın ulusal sağlık hizmetleri ve eğitim alanındaki reform vaatleri, bütçe kısıtlamaları nedeniyle yavaş ilerliyor.
Anketler aynı zamanda Muhafazakar Parti'nin toparlanma sinyalleri verdiğini gösteriyor. Parti lideri Kemi Badenoch, işçi sınıfının ekonomik endişelerini başarıyla dile getirerek popülaritesini artırıyor. Starmer'ın liderliğindeki İşçi Partisi ise iç bölünmeler ve politika belirsizlikleriyle karşı karşıya.
Ekonomik göstergeler de endişe verici. Enflasyon oranı Şubat ayında yıllık bazda yüzde 4,5'e yükselirken, Merkez Bankası faiz oranlarını yüzde 5,25'te sabit tutuyor. Büyüme oranı çeyreklik bazda yüzde 0,1'le duraklamış durumda. Bu tablo, Starmer'ın seçim vaatleri ile uygulama arasındaki mesafeyi gözler önüne seriyor.
Tahvil piyasalarındaki sarsıntı ve uluslararası yankılar
İngiltere'nin 10 yıllık tahvil faizleri son haftalarda yüzde 4,8'e yükselerek 2023 sonundaki seviyelere yaklaştı. Bu artış, hükümetin borçlanma maliyetlerini artırırken, sterlin üzerinde de baskı yaratıyor. Yatırımcılar, Starmer'ın mali disiplin sözlerine rağmen kamu harcamalarının kontrol altına alınamayacağından endişe ediyor. Özellikle enerji sübvansiyonları ve yeşil dönüşüm yatırımları için yapılan harcamalar, bütçe açığını büyütüyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve kredi derecelendirme kuruluşları, İngiltere'nin mali görünümüne ilişkin uyarılarda bulundu. Fitch Ratings, ülkenin kredi notunu 'AA-' seviyesinde teyit ederken, bütçe disiplininin sağlanamaması halinde indirim olabileceğini belirtti. Bu durum, İngiltere'nin küresel piyasalardaki itibarını zedeliyor ve yatırımcı güvenini sarsıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere ekonomisindeki bu dalgalanma, Türkiye için dolaylı ancak önemli etkiler taşıyor. İngiltere, Türkiye'nin en büyük beşinci ticaret ortağı konumunda. Tahvil faizlerindeki artış ve sterlinin değer kaybı, Türk ihracatçıları için risk oluşturabilir. Ayrıca, İngiltere Merkez Bankası'nın faiz politikaları, gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını etkileyerek Türkiye gibi ülkelerde döviz kuru oynaklığını artırabilir. Jeopolitik açıdan ise İngiltere'nin iç siyasi istikrarsızlığı, NATO ve Avrupa güvenliği konularında Türkiye ile işbirliğini dolaylı olarak etkileyebilir. Ekonomik reformların ertelenmesi, iki ülke arasındaki ticari ve yatırım ilişkilerinin derinleşmesini yavaşlatabilir.