İngiltere Başbakanı Sir Keir Starmer, göreve geldiği Temmuz 2024'ten bu yana ülkeyi yönetilemez bir noktaya taşıdı. Ekonomik büyüme durma noktasına gelirken, enflasyon %4'ün üzerinde seyrediyor ve kamu borcu GSYİH'nin %98'ine ulaştı. Muhalefet ve ekonomi çevreleri, Starmer'ın “değişim” vaatlerini tutamadığını ve istifa etmesi gerektiğini savunuyor. Oysa uzmanlara göre Britanya yönetilemez değil; sadece daha iyi bir yönetime ihtiyaç duyuyor.
Gelişmenin arka planı: Starmer döneminde derinleşen kriz
Starmer, 2024 genel seçimlerinde İşçi Partisi’ni ezici bir zaferle iktidara taşıdı. Ancak 14 yıllık Muhafazakar yönetimden devralınan sorunlar – durgun ekonomi, çöken sağlık sistemi, artan yaşam maliyeti – kısa sürede ağırlaştı. Starmer’ın vergi artışlarını da içeren ilk bütçesi, iş dünyasında güven kaybına yol açtı. FTSE 100 endeksi yılbaşından bu yana %5 gerilerken, sterlin dolar karşısında değer kaybetti. Hükümetin büyüme hedefi olan %1,8’e ulaşması neredeyse imkânsız görünüyor.
Siyasi alanda da sıkıntılar büyüyor. Starmer, partisinin aşırı sol kanadını kontrol altına almakta zorlanıyor; bakanlar arasındaki uyumsuzluk basına yansıyor. Göç konusunda Ruanda planını iptal eden Starmer, alternatif bir çözüm sunamadı. Kanalı geçen düzensiz göçmen sayısı 2024’te 35 bini aşarak rekor kırdı. Kamuoyu yoklamalarında İşçi Partisi’nin oy oranı %30’un altına düştü; partiyi iktidara taşıyan seçmenlerin %40’ı hayal kırıklığı yaşadığını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: İngiltere’nin itibar kaybı
Starmer’ın başarısızlığı sadece iç politikayı etkilemiyor. İngiltere, Brexit sonrası AB ile ilişkilerini düzeltmekte zorlanırken, Starmer’ın “yeniden başlatma” çabaları sonuçsuz kaldı. AB liderleri, İngiltere’nin tek pazar ve gümrük birliğine dönüş niyetini samimi bulmuyor. Küresel sahnede ise İngiltere, Ukrayna’ya desteğini sürdürmekle birlikte, Orta Doğu’da etkisiz kalıyor. Ekonomik kriz, savunma harcamalarının GSYİH’nin %2’sine çekilmesini engelliyor; NATO içinde İngiltere’nin güvenilirliği sorgulanıyor.
Uzmanlar, İngiltere’nin temel sorununun yapısal olduğunu vurguluyor. Merkeziyetçi yönetim modeli, bölgesel eşitsizlikleri derinleştiriyor; kamu hizmetlerinde verimsizlik had safhada. Öte yandan, Starmer’ın göreve gelirken vaat ettiği “ulusal dönüşüm” için gerekli reformlar rafa kalktı. Altyapı yatırımları erteleniyor, yeşil enerji dönüşümü yavaşlıyor. Financial Times yazarlarına göre, Başbakan’ın gitmesi sorunları çözmeyecek; ancak yeni bir lider, krizi yönetmek için bir şans daha doğurabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere’deki siyasi ve ekonomik istikrarsızlık, Türkiye’yi doğrudan etkilemese de dolaylı sonuçlar doğurabilir. İngiltere, Türkiye’nin önemli ticaret ortaklarından biri; ikili ticaret hacmi 20 milyar doları aşıyor. Starmer hükümetinin ekonomik sıkıntıları, Türk ihracatçılarının İngiltere pazarında talep düşüşü riskini artırıyor. Ayrıca İngiltere’nin NATO’daki rolü ve savunma harcamalarındaki belirsizlik, Doğu Akdeniz’de güvenlik dengelerini etkileyebilir. Türkiye, bu dönemde İngiltere ile ticari ve diplomatik bağları çeşitlendirerek riskleri yönetmeye çalışacaktır.