İngiltere Başbakanı Keir Starmer, gençleri sosyal medyanın zararlı etkilerinden korumak amacıyla Avustralya benzeri bir yasaklama politikasını duyurmaya hazırlanıyor. Plan kapsamında, 16 yaş altındaki ergenlerin bazı sosyal medya platformlarına erişiminin tamamen yasaklanması ve günlük kullanım sürelerine sınırlama getirilmesi öngörülüyor. Starmer'ın önümüzdeki günlerde yapacağı açıklamada, bu adımın çocukların ruh sağlığını korumak ve siber zorbalık, bağımlılık gibi riskleri azaltmak için atıldığını vurgulaması bekleniyor. Karar, Avustralya'da 2024 yılında uygulamaya konulan ve 16 yaş altındaki kullanıcıların TikTok, Instagram gibi platformlara erişimini kısıtlayan yasayı örnek alıyor. İngiltere'de muhalefet ve sivil toplum kuruluşları, yasağın uygulanabilirliği ve ifade özgürlüğüne etkileri konusunda farklı görüşler dile getiriyor.
Gelişmenin Arka Planı: Neden Şimdi ve Nasıl Uygulanacak?
Starmer hükümeti, özellikle pandemi sonrası dönemde gençler arasında artan sosyal medya bağımlılığı ve buna bağlı ruh sağlığı sorunlarına karşı harekete geçiyor. Yapılan araştırmalar, 13-16 yaş arasındaki gençlerin günde ortalama 4 saatten fazla sosyal medyada vakit geçirdiğini ve bunun anksiyete, depresyon ve uyku bozukluklarına yol açtığını gösteriyor. Avustralya modeli, platformların yaş doğrulama teknolojileri kullanarak 16 yaş altı kullanıcıları tespit etmesini ve bu kişilerin hesaplarını dondurmasını öngörüyor. Ancak bu yöntem, gizlilik endişeleri ve teknolojik zorluklar nedeniyle eleştiriliyor. İngiltere'de benzer bir sistemin uygulanabilmesi için yasal düzenleme ve altyapı yatırımı gerekiyor. Hükümet, teknoloji şirketlerine ağır para cezaları verme yetkisine sahip olacak bir düzenleyici kurum oluşturmayı da planlıyor.
Starmer'ın bu hamlesi, seçim öncesi popülist bir adım olarak da yorumlanıyor. Anketler, ebeveynlerin büyük çoğunluğunun çocuklarının sosyal medya kullanımının kısıtlanmasını desteklediğini gösteriyor. Ancak muhalefet, yasağın etkili olmayacağını ve gençlerin VPN gibi araçlarla yasağı aşabileceğini savunuyor. Ayrıca, bu tür bir kısıtlamanın gençlerin dijital becerilerini olumsuz etkileyeceği ve onları çevrimiçi dünyadan izole edeceği yönünde endişeler var. Hükümet, bu eleştirilere karşı, yasağın sadece belirli platformları kapsayacağını ve eğitsel içeriklere erişimin serbest kalacağını belirtiyor. Ayrıca, platformların yaş doğrulama yöntemleri konusunda bağımsız bir denetim mekanizması kurulması planlanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Avustralya Örneği ve Diğer Ülkeler
Avustralya, 2024 yılında 16 yaş altı kullanıcıların sosyal medyaya erişimini yasaklayan ilk ülke olmuştu. Bu yasa, dünya genelinde büyük yankı uyandırmış ve benzer düzenlemelerin önünü açmıştı. Kanada, Fransa ve Almanya gibi ülkeler de benzer yasakları değerlendiriyor. Avrupa Birliği ise Dijital Hizmetler Yasası kapsamında çocukların çevrimiçi güvenliğine yönelik düzenlemeler getirmiş durumda. Ancak bu düzenlemeler, tam bir yasaklama yerine yaş sınırlaması ve içerik denetimine odaklanıyor. Starmer'ın İngiltere'de Avustralya modelini benimsemesi, küresel ölçekte bir trendin habercisi olabilir.
Teknoloji şirketleri, bu tür yasakların ifade özgürlüğünü kısıtladığını ve uygulamanın zor olduğunu savunuyor. Meta, TikTok ve X gibi platformlar, yaş doğrulama konusunda kullanıcı verilerinin kötüye kullanılabileceği endişesini dile getiriyor. Öte yandan, sivil toplum kuruluşları, yasakların çocuk istismarı ve siber zorbalık gibi sorunları azaltabileceğini ancak tek başına yeterli olmadığını belirtiyor. İngiltere'deki bu girişim, teknoloji şirketleriyle hükümetler arasındaki güç mücadelesinin bir parçası olarak da görülebilir. Starmer, teknoloji devlerine karşı sert bir tutum sergileyerek seçmenler nezdinde puan toplamayı hedefliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de benzer tartışmalar yaşanıyor. 2023 yılında TBMM'ye sunulan ancak yasalaşmayan bir teklif, 13 yaş altı çocukların sosyal medya kullanımını kısıtlamayı öngörüyordu. İngiltere ve Avustralya'daki gelişmeler, Türkiye'deki düzenlemelere ilham verebilir. Ancak Türkiye'de ifade özgürlüğü ve sansür endişeleri daha ön planda. Starmer'ın adımı, Türkiye'deki muhafazakar kesim tarafından desteklenirken, liberal gruplar ise eleştirecek. Küresel olarak bu yöndeki eğilim, Türkiye'de de benzer bir yasanın çıkma olasılığını artırıyor. Ancak uygulamanın başarısı, teknolojik altyapı ve hukuki düzenlemelere bağlı. Türkiye'nin bu konuda Avrupa ülkelerini takip etmesi muhtemel, ancak kendi sosyokültürel dinamiklerine uygun bir model geliştirmesi gerekebilir.