ABD Temsilciler Meclisi Çin Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi John Moolenaar, geçtiğimiz hafta kahve zinciri Starbucks'a çağrıda bulunarak, Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nin başkenti Urumçi'de açtığı iki şubeyi derhal kapatmasını talep etti. Moolenaar, şirketin bu adımını "ahlaki açıdan iflas etmiş" olarak nitelendirdi ve Starbucks'ı "Amerikan özgürlüklerine ihanet etmekle" suçladı. Çin Dışişleri Bakanlığı ise karara sert tepki göstererek, ABD'li vekilin açıklamalarını "siyasi manipülasyon" olarak değerlendirdi.
Olayın Arka Planı
Starbucks, geçtiğimiz ay Urumçi'de iki yeni mağaza açtığını duyurdu. Şirket sözcüsü, bu mağazaların bölgede faaliyet gösteren diğer uluslararası markalar gibi yerel halka hizmet verdiğini belirtti. Ancak Moolenaar, yaptığı yazılı açıklamada, "Starbucks'ın Urumçi'deki varlığı, Çin hükümetinin bölgedeki baskıcı politikalarını meşrulaştırıyor" ifadelerini kullandı. Moolenaar, "Ahlaki açıdan iflas etmiş bir rejimin yanında yer almak, Amerikan değerleriyle bağdaşmaz" dedi.
Çin hükümeti, Sincan'da yıllardır "terörle mücadele" ve "aşırılıkla mücadele" kapsamında geniş çaplı güvenlik önlemleri uyguluyor. Urumçi'de 2009 yılında yaşanan etnik çatışmaların ardından bölgede güvenlik güçleri konuşlandırıldı, kameralarla izleme sistemleri kuruldu. Çin, bu politikaların bölgede istikrarı sağladığını savunurken, ABD ve bazı Batılı ülkeler, Uygurlara yönelik insan hakları ihlalleri olduğunu iddia ediyor. Çin, bu suçlamaları reddediyor.
Starbucks yönetimi, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Her ülkede yerel yasalara uygun faaliyet gösteriyoruz. Urumçi'deki mağazalarımız, diğer tüm mağazalarımız gibi müşterilerimize hizmet vermek için açıldı" ifadelerine yer verdi. Şirket, siyasi tartışmaların içinde yer almak istemediğini vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD ile Çin arasındaki gerilim, son yıllarda ticaret savaşları, teknoloji rekabeti ve insan hakları konularında artarak devam ediyor. Sincan meselesi, iki ülke arasındaki en hassas başlıklardan biri haline geldi. ABD yönetimi, 2021'de Uygur Zorla Çalıştırma Önleme Yasası'nı yürürlüğe koyarak, Sincan'da üretilen ürünlerin ABD'ye ithalatını yasakladı. Çin, bu yasayı "uluslararası hukuka aykırı" olarak nitelendirdi ve karşı önlemler aldı.
Starbucks'ın Urumçi'de mağaza açması, Amerikan şirketlerinin Çin pazarındaki varlığını sürdürme çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Çin, dünyanın en büyük kahve pazarı haline gelme yolunda ilerliyor ve Starbucks, ülkedeki en yaygın yabancı kahve zinciri konumunda. Şirketin Çin'de 6 binden fazla mağazası bulunuyor. Urumçi'deki iki mağaza, bu geniş ağın küçük bir parçası olsa da, sembolik önemi büyük.
ABD'li vekillerin şirketlere yönelik baskıları, iş dünyasında tedirginlik yaratıyor. Bazı analistler, ABD ile Çin arasındaki gerilimin şirketleri "iki arada bir derede" bıraktığını belirtiyor. Şirketler bir yandan Çin pazarından vazgeçemezken, diğer yandan ABD'deki siyasi baskılarla karşı karşıya kalıyor. Bu durum, küresel ticaretin geleceği açısından belirsizlik oluşturuyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Moolenaar'ın açıklamalarına ilişkin soru üzerine, "ABD'li bazı siyasetçiler, Çin'e karşı önyargılı ve düşmanca tutumlarını sürdürüyor. Sincan, Çin'in ayrılmaz bir parçasıdır ve bölgedeki istikrar ve kalkınma herkesin gözü önündedir. Şirketlerin normal iş faaliyetlerini siyasi amaçlarla engellemeye çalışmak sorumsuzluktur" dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin geriliminin Sincan üzerinden tırmanması, Türkiye'nin dış politika dengeleri açısından önem taşıyor. Türkiye, hem NATO üyesi olarak ABD ile stratejik ortaklığını sürdürüyor hem de Çin ile ekonomik ve ticari ilişkilerini geliştiriyor. Türk iş dünyası, Çin pazarında aktif olarak yer alıyor ve Sincan'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. Ayrıca Türkiye, Uygur Türklerinin hakları konusunda zaman zaman hassasiyetini dile getiriyor. Bu tür gelişmeler, Türkiye'nin denge politikasını zorlaştırabilir. Küresel tedarik zincirlerinde yaşanabilecek aksamalar, Türkiye'nin ihracat ve ithalatını da dolaylı yoldan etkileyebilir. Ankara'nın, ABD ve Çin arasındaki rekabette taraf olmaktan kaçınarak, diplomatik kanalları açık tutması bekleniyor.