Sri Lanka'da hükümet, yargıçların emeklilik yaşını 65'ten 67'ye çıkaran tartışmalı bir yasa tasarısını parlamentoya sunmaya hazırlanıyor. Hükümetin bu hamlesi, yargı bağımsızlığını zayıflatacağı endişesiyle muhalefet partileri, hukuk camiası ve sivil toplum kuruluşlarının sert tepkisine yol açtı. Tasarı, ülkenin yüksek mahkemelerinde görev yapan hakimlerin görev süresini uzatmayı öngörüyor; ancak eleştirmenler, bunun hükümete yakın isimlerin yargıda kalmasını sağlamak için bir girişim olduğunu savunuyor. Sri Lanka, son yıllarda ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlıkla boğuşurken, yargı bağımsızlığı konusundaki bu adım ülkedeki hukukun üstünlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Gelişmenin arka planı
Sri Lanka hükümeti, yargıçların emeklilik yaşını 65'ten 67'ye yükselten yasa tasarısını 2025 yılının başlarında parlamentoya sunmayı planlıyor. Tasarı, Yüksek Mahkeme ve Temyiz Mahkemesi yargıçlarını kapsıyor; ancak hükümet yetkilileri, bunun yargıda deneyimli isimlerin birikimlerinden daha uzun süre yararlanmak amacı taşıdığını savunuyor. Sri Lanka Adalet Bakanı, tasarının 'yargının verimliliğini artırmak ve davalardaki birikmiş iş yükünü azaltmak' için gerekli olduğunu ifade etti.
Ancak muhalefet, bu düzenlemeyi hükümetin yargı üzerindeki nüfuzunu artırma girişimi olarak yorumluyor. Özellikle, mevcut Yüksek Mahkeme Başkanı'nın görev süresinin bu yıl sonunda dolacak olması, tasarının zamanlamasının tesadüf olmadığını düşündürüyor. Muhalefet milletvekilleri, yasa tasarısının kişiye özel hazırlandığını ve 'yargı bağımsızlığını ortadan kaldıracağını' öne sürüyor. Hukukçular Derneği ve Sri Lanka Barosu gibi kuruluşlar da tasarıya karşı çıkarak, bunun 'yargıçların bağımsızlığına doğrudan bir müdahale' olduğunu belirtti.
Sivil toplum örgütleri ise bu gelişmeyi, ülkede artan otoriterleşme eğiliminin bir parçası olarak değerlendiriyor. Özellikle 2022'de yaşanan ekonomik kriz sonrası hükümetin meşruiyetini güçlendirmek için yargıyı kontrol altına almak istediği yorumları yapılıyor. Gösteriler ve imza kampanyaları düzenleyen sivil toplum, parlamentoyu tasarıyı geri çekmeye çağırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Sri Lanka'daki bu gelişme, Güney Asya'da yargı bağımsızlığı konusunda endişeleri artırıyor. Bölgede son yıllarda birçok ülkede yargı üzerindeki hükümet baskısı uluslararası toplumun dikkatini çekiyor; Sri Lanka'daki bu adım da benzer bir tabloyu yansıtıyor. Uluslararası Barolar Birliği ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, tasarının yargı bağımsızlığı ilkeleriyle çeliştiğini ve Sri Lanka'nın demokratik itibarına zarar verebileceğini açıkladı.
Öte yandan, bu gelişme Sri Lanka'nın Batı ile ilişkilerini de etkileyebilir. Ülke, 2022 ekonomik krizinden bu yana Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) üç milyar dolarlık kurtarma paketine bağımlı durumda. IMF'nin reform talepleri arasında iyi yönetişim ve hukukun üstünlüğü de yer alıyor; bu nedenle yargı bağımsızlığına yönelik bu müdahale, uluslararası finans kuruluşlarının desteğini riske atabilir. Ayrıca, Hindistan ve Çin gibi bölgesel güçlerin Sri Lanka üzerindeki nüfuz mücadelesi bağlamında, bu tür iç siyasi gelişmeler dış politikada da yankı bulabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sri Lanka'daki bu gelişme, Türkiye'nin de zaman zaman yargı bağımsızlığı konusunda benzer eleştirilere maruz kaldığı göz önüne alındığında, bölgesel bir emsal oluşturması açısından önem taşıyor. Türkiye, Güney Asya'da artan ekonomik ve diplomatik ilişkilerini sürdürürken, Sri Lanka'daki siyasi istikrarın ve hukukun üstünlüğünün korunması, iki ülke arasındaki ticaret ve yatırım ortamını dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin IMF benzeri uluslararası finans kuruluşlarıyla ilişkileri düşünüldüğünde, yargı üzerindeki baskıların ülke kredibilitesini zedeleyebileceği gerçeği, Sri Lanka örneğinde Türk dış politikası için çıkarımlar sunuyor. Türkiye'nin bu tür gelişmelerde demokratik değerleri ve hukukun üstünlüğünü vurgulayan açıklamalar yapması, uluslararası itibarı açısından faydalı olabilir.