Sri Lanka'da Devlet Başkanı Anura Kumara Dissanayake'nin (AKD) göreve başlamasının üzerinden iki yıl geçti. Ülke, bu dönemde ekonomik istikrar arayışı ve siyasi dönüşüm sürecini bir arada yaşıyor. Colombo Üniversitesi'nden Profesör S.I. Keethaponcalan, AKD'nin ikinci yılında hükümetin ekonomi politikalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Keethaponcalan'a göre, iktidardaki NPP (Ulusal Halk Gücü) hükümeti, önceki Devlet Başkanı Ranil Wickremesinghe'nin uygulamaya koyduğu ekonomik politikaların ve programların çoğunu kabul etme ve sürdürme yönünde mantıklı bir karar aldı.
Ekonomik Politikaların Sürekliliği ve NPP Hükümetinin Tercihi
Profesör Keethaponcalan'ın vurguladığı üzere, NPP hükümetinin Wickremesinghe döneminde başlatılan ekonomi politikalarını büyük ölçüde benimsemesi, ülkenin karşı karşıya olduğu ekonomik krizin derinliğiyle yakından ilişkili. Sri Lanka, 2022 yılında tarihi bir ekonomik çöküş yaşamış, döviz rezervleri tükenmiş ve temel mallarda ciddi kıtlıklar ortaya çıkmıştı. Bu dönemde uluslararası finans kuruluşlarıyla yapılan anlaşmalar ve uygulanan kemer sıkma politikaları, ekonominin yeniden rayına oturtulması için kritik adımlar olarak görülmüştü.
NPP hükümetinin, seçim kampanyası sırasında bu politikalara yönelik eleştirilerine rağmen, göreve geldikten sonra pragmatik bir yaklaşım sergileyerek mevcut programları sürdürme kararı alması, ekonomik istikrarın sağlanması açısından önemli bir adım olarak yorumlanıyor. Keethaponcalan, bu kararın "mantıklı" olduğunu belirterek, ani bir politika değişikliğinin ülkeyi yeniden krize sürükleyebileceğine işaret ediyor. Hükümetin, sosyal refahı artırıcı önlemler alırken mali disiplini koruma çabası, ekonomik yönetimde denge arayışı olarak dikkat çekiyor.
Siyasi İstikrar ve Reform Süreci
AKD'nin başkanlığının ikinci yılında, siyasi alanda da önemli gelişmeler yaşanıyor. NPP hükümeti, yolsuzlukla mücadele ve yargı reformu gibi konularda adımlar atarken, muhalefetle ilişkilerde zaman zaman gerginlikler yaşanabiliyor. Profesör Keethaponcalan, hükümetin ekonomik politikaları sürdürme kararının, aynı zamanda siyasi istikrarı da desteklediğini ifade ediyor. Ülkede 2024 yılında yapılan seçimlerin ardından oluşan siyasi tablo, NPP'nin reform vaatlerini yerine getirme baskısını artırıyor.
Uzmanlar, Sri Lanka'nın ekonomik toparlanma sürecinde uluslararası finans kuruluşlarıyla ilişkilerin ve yatırımcı güveninin kritik olduğunu belirtiyor. Hükümetin, Wickremesinghe döneminde imzalanan Uluslararası Para Fonu (IMF) anlaşmasına bağlı kalması, bu güvenin sürdürülmesi açısından önemli görülüyor. Ancak, kemer sıkma önlemlerinin halk üzerindeki etkileri ve yaşam maliyetindeki artış, hükümetin karşı karşıya olduğu başlıca sorunlar arasında yer alıyor.
Bölgesel ve Küresel Bağlam
Sri Lanka'nın ekonomik istikrarı, Hint Okyanusu'ndaki jeopolitik dengeler açısından da önem taşıyor. Ülke, Çin ve Hindistan arasındaki nüfuz mücadelesinde stratejik bir konumda bulunuyor. NPP hükümetinin dış politikada dengeli bir yaklaşım izlemesi ve ekonomik kalkınma için her iki ülkeyle de işbirliğini sürdürmesi bekleniyor. Profesör Keethaponcalan'ın değerlendirmeleri, Sri Lanka'nın iç ekonomik politikalarının küresel ve bölgesel yansımaları olabileceğini gösteriyor.
Öte yandan, Sri Lanka'nın IMF ile ilişkileri ve borç yeniden yapılandırma süreci, uluslararası finans çevrelerinde yakından takip ediliyor. Ülkenin ekonomik reformları, benzer kırılganlıklara sahip diğer gelişmekte olan ülkeler için de bir örnek teşkil edebilir. NPP hükümetinin, sosyal adaleti gözeterek ekonomik büyümeyi sağlama çabası, küresel ekonomik forumlarda dikkatle izlenen bir deney olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sri Lanka'da AKD başkanlığında ekonomik politikaların sürekliliği, Türkiye'nin küresel ekonomik istikrar ve gelişmekte olan ülkelerle işbirliği açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, benzer şekilde ekonomik dalgalanmalarla mücadele eden ve IMF ile ilişkiler yürüten bir ülke olarak, Sri Lanka'nın deneyiminden çıkarımlar yapabilir. Ayrıca, Hint Okyanusu'ndaki istikrar, Türkiye'nin Asya-Pasifik bölgesiyle artan ticari ve diplomatik ilişkileri bağlamında da değerlendirilebilir. Sri Lanka'nın ekonomik toparlanması, bölgesel ticaret yollarının güvenliği ve yatırım ortamının iyileşmesi açısından Türk iş dünyası için fırsatlar yaratabilir. Ancak, doğrudan bir Türkiye etkisinden söz etmek için daha fazla veriye ihtiyaç var.