Bosna Hersek, 11 Temmuz 1995'te Srebrenitsa'da yaşanan ve 8 binden fazla Boşnak sivilin katledildiği soykırımın 29. yıldönümünü anarken, Bosnalı Sırp lider Milorad Dodik'in yeniden canlandırdığı İslamofobik söylemler ve soykırımı inkar eden açıklamaları, bölgede etnik gerilimleri yeniden alevlendiriyor. Dodik, katliamları, tecavüzleri ve etnik temizliği reddederken, saldırı öncesinde kullanılan ırkçı ve Müslüman karşıtı anlatıları diriltiyor. Bu durum, uluslararası toplumun Bosna'da barışı koruma çabalarını zorlaştırırken, bölgedeki güvenlik endişelerini artırıyor.
Soykırımı İnkar ve Yeniden Yükselen İslamofobi
Srebrenitsa soykırımı, 1992-1995 Bosna Savaşı sırasında Sırp güçlerinin Boşnak Müslümanlara yönelik sistematik katliamının en vahşi örneğiydi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından güvenli bölge ilan edilen Srebrenitsa'da, Hollandalı BM barış gücü askerlerinin koruması altındaki binlerce Boşnak sivil, Ratko Mladiç komutasındaki Sırp birliklerince esir alındı ve öldürüldü. Uluslararası Adalet Divanı ve Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi, bu olayı soykırım olarak nitelendirdi.
Ancak Bosna Hersek'in Sırp entitesi Sırp Cumhuriyeti'nin (RS) lideri Milorad Dodik, yıllardır soykırımı inkar ediyor ve Srebrenitsa'da yaşananları 'büyük bir yalan' olarak nitelendiriyor. Son haftalarda yaptığı açıklamalarda, Boşnakları 'aşırılıkçı' ve 'terörist' olarak tanımlayan Dodik, savaş öncesinde Sırp milliyetçileri tarafından kullanılan nefret söylemlerini yeniden dolaşıma sokuyor. Bu söylemler, 1990'lardaki etnik temizlik kampanyalarının ideolojik altyapısını oluşturmuştu. Dodik'in bu tutumu, Bosna Hersek'in zaten kırılgan olan siyasi yapısını daha da istikrarsızlaştırıyor.
Dodik'in bu açıklamaları, sadece Bosna'da değil, bölgedeki diğer ülkelerde de endişeyle karşılanıyor. Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, Dodik'in söylemlerine açık destek vermese de, Belgrad'ın RS'ye olan siyasi ve ekonomik desteği devam ediyor. Bu durum, Bosna Hersek'in birliğini tehdit eden ayrılıkçı hareketleri güçlendiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Bosna'daki Kırılgan Barış
1995 Dayton Barış Anlaşması ile sona eren Bosna Savaşı, ülkeyi iki entiteye ayırmıştı: Boşnak-Hırvat ağırlıklı Bosna Hersek Federasyonu ve Sırp ağırlıklı Sırp Cumhuriyeti. Bu yapı, ülkenin işleyişini neredeyse imkansız hale getiren karmaşık bir siyasi sistem yarattı. Dodik, yıllardır RS'nin bağımsızlığı için referandum yapılması çağrısında bulunuyor ve bu yönde adımlar atıyor.
Uluslararası toplum, Bosna'daki etnik gerilimlerin yeniden tırmanmasından endişe duyuyor. Avrupa Birliği ve ABD, Dodik'in söylemlerini kınarken, soykırımın inkarının kabul edilemez olduğunu vurguluyor. Ancak, uluslararası aktörlerin Bosna'ya yönelik ilgisinin azalması ve jeopolitik krizlerin (Ukrayna savaşı gibi) dikkatleri başka yöne çekmesi, Dodik'e daha fazla manevra alanı sağlıyor.
Rusya'nın Balkanlar'daki etkisi de bir diğer önemli faktör. Moskova, Dodik'in bağımsızlık yanlısı politikalarını destekliyor ve Srebrenitsa soykırımını kınayan BM kararlarını veto ediyor. Bu durum, Bosna'daki etnik bölünmeleri derinleştirirken, Batı ile Rusya arasındaki gerginliğin bir yansıması olarak da görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Srebrenitsa soykırımını her yıl düzenlenen anma törenlerine üst düzey katılımla desteklemekte ve Boşnakların haklarını uluslararası platformlarda savunmaktadır. Dodik'in İslamofobik söylemleri, Türkiye'nin Balkanlar'da izlediği çok boyutlu diplomasiyi doğrudan ilgilendirmektedir. Türkiye, Bosna Hersek'in toprak bütünlüğünü ve egemenliğini desteklerken, ayrılıkçı hareketlerle mücadelede Bosna hükümetine siyasi ve ekonomik destek sağlamaktadır. Bu bağlamda, Dodik'in soykırım inkarı ve nefret söylemi, Türkiye'nin bölgede istikrarı sağlama çabalarını zorlaştırmakta ve Ankara'nın daha aktif bir rol üstlenmesini gerektirmektedir. Ayrıca, İslamofobinin yükselişi, Türkiye'nin Müslüman toplumlarla dayanışma politikası açısından da endişe vericidir.