Wall Street’te son haftalarda yaşanan devasa halka arz dalgası, birkaç yıl önce popülerliğini yitiren özel amaçlı satın alma şirketlerini (SPAC) yeniden gündeme getirdi. Yatırımcıların hızlı kâr arayışı ve düşük faiz ortamının etkisiyle yeniden canlanan SPAC piyasası, 2025’in ilk çeyreğinde 30 milyar doların üzerinde fon topladı. Uzmanlara göre bu trend, özellikle teknoloji ve yenilenebilir enerji şirketlerinin halka arzında kullanılan SPAC’ların, geleneksel IPO’lara alternatif olarak konumlanmasını sağlıyor.
SPAC’ların yeniden yükselişinin arka planı
SPAC’lar, aslında birer “boş çek” şirketi olarak biliniyor; yatırımcılardan topladıkları fonla belirli bir süre içinde (genellikle 18-24 ay) özel bir şirketi satın alarak halka açmayı hedefliyorlar. 2021’deki SPAC patlamasının ardından düzenleyici baskılar ve kötü performans nedeniyle gözden düşen bu araç, şimdi Wall Street’teki mega-IPO dalgasıyla yeniden ilgi odağı oldu.
Goldman Sachs ve Morgan Stanley gibi yatırım bankaları, bu yıl şimdiye kadar 12 büyük SPAC’ın halka arzına aracılık etti. Bu SPAC’ların hedef şirketleri arasında yapay zeka girişimleri, elektrikli araç üreticileri ve biyoteknoloji firmaları öne çıkıyor. Özellikle Çinli elektrikli araç şirketi Nio’nun SPAC yoluyla halka arz planları, Asya piyasalarında da heyecan yarattı.
Küresel ve bölgesel boyut
SPAC’ların geri dönüşü sadece ABD ile sınırlı değil; Londra Borsası, Hong Kong ve Singapur’da da benzer bir hareketlilik gözleniyor. Avrupa’da ise Amsterdam ve Frankfurt SPAC listing’lerinde artış yaşanıyor. Küresel likiditenin bollaştığı bu dönemde, düşük faizler ve yatırımcı iştahı SPAC’ları cazip kılıyor.
Ancak uzmanlar, SPAC’ların geçmişte yarattığı balon riskine karşı uyarıyor. 2021’deki çöküşte yatırımcılar büyük kayıplar yaşamış, SEC sıkı denetim başlatmıştı. Şimdi ise daha şeffaf yapılar ve güçlü sponsorlar sayesinde piyasanın daha sağlıklı işlediği belirtiliyor. Yine de yatırımcıların temkinli olması gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
SPAC’ların yeniden canlanması, Türkiye’den uluslararası piyasalara açılmak isteyen girişimler için yeni bir fırsat penceresi açabilir. Özellikle teknoloji ve yeşil enerji alanındaki Türk şirketleri, yurt dışında SPAC yoluyla halka arzı değerlendirebilir. Ancak Türkiye’nin yüksek enflasyon ve kredi notu gibi makroekonomik zorlukları, bu tür araçların maliyetini artırabilir. Ayrıca, küresel SPAC trendinin sürdürülebilirliği, Türk düzenleyicilerin bu alanda alacağı yasal çerçeveyi şekillendirebilir. Kısa vadede, Borsa İstanbul’da benzer bir yapının oluşması beklenmese de, yabancı yatırımcı ilgisi Türk firmalarının değerlemesini dolaylı olarak olumlu etkileyebilir.