İngiltere Milli Futbol Takımı'nın eski teknik direktörü Gareth Southgate, Britanya'da genç erkeklerin karşı karşıya olduğu derin kriz konusunda ülke çapında bir tartışma başlattı. Southgate, yayımladığı makale ve yaptığı konuşmalarda, erkek çocuklarının eğitim başarısızlığından işsizliğe, ruh sağlığı sorunlarından sosyal uyumsuzluğa kadar pek çok alanda geri kaldığını vurguluyor. Bu açıklamalar, Birleşik Krallık'ta cinsiyet temelli eşitsizliklerin yeniden ele alınmasını sağlarken, siyasi arenada da geniş yankı buluyor.
Genç erkekler neden geride kalıyor?
Southgate'in işaret ettiği kriz, istatistiksel verilerle de destekleniyor. Birleşik Krallık'ta genç erkeklerin okul başarı oranları kızların belirgin şekilde gerisinde kalıyor. Üniversiteye giriş sınavlarında kızların başarı yüzdesi yüzde 60'ların üzerinde seyrederken, erkeklerde bu oran yüzde 50'nin altına düşüyor. İşsizlik oranlarında da benzer bir tablo var: 16-24 yaş arası erkeklerin işsizlik oranı kızların neredeyse iki katı. Ruh sağlığı ise en çarpıcı farkın yaşandığı alan. İntihar, 20-34 yaş arası erkeklerde en yaygın ölüm nedeni haline gelmiş durumda. Southgate, "Bir zamanlar erkeklerin güçlü olması gerektiği söylenirdi; oysa şimdi duygusal zorluklarla baş etmeyi öğrenmeyen erkekler sessizce yok oluyor" diyerek sessizliğin kırılması gerektiğini belirtiyor.
Tek bir nedene indirgenemeyecek bu kriz, eğitim sisteminden aile yapısına, medyadan iş dünyasına kadar pek çok faktörün etkileşimiyle ortaya çıkıyor. Southgate, özellikle erkek rol modellerinin eksikliğine dikkat çekiyor; babaların çocuk yetiştirmede geri planda kalması ve popüler kültürde erkekliğin sınırlı, hatta toksik tanımlarının öne çıkması, genç erkeklerin kendilerine uygun bir kimlik bulmasını zorlaştırıyor. Ayrıca, kızların eğitim ve iş hayatında elde ettiği kazanımların erkeklerde bir tehdit algısı yarattığı, bunun da savunmacı bir tepkiye yol açtığı belirtiliyor.
Krizin toplumsal ve ekonomik yansımaları
Genç erkeklerin yaşadığı bu olumsuzluklar yalnızca bireysel değil, toplumsal ve ekonomik sonuçlar da doğuruyor. Yüksek işsizlik, suç oranlarını artırıyor; hapishanelerdeki mahkûmların yüzde 95'inden fazlasını erkekler oluşturuyor. Sağlık harcamaları artıyor, sosyal yardım bağımlılığı büyüyor. Ayrıca, erkeklerin eğitim ve iş hayatından kopması, uzun vadede ekonomik büyümeyi de tehdit ediyor. Uzmanlar, bu krizin esasında bir "eşitlik sorunu" olduğunu söylerken, kadınların ilerlemesinin erkeklerin gerilemesi anlamına gelmediğini, toplumun her iki cinsiyetin de potansiyelini kullanması gerektiğini vurguluyor. Southgate'in açıklamaları, tartışmayı sadece Britanya ile sınırlı bırakmıyor; benzer eğilimler ABD'de, Avrupa'nın diğer ülkelerinde ve hatta Türkiye'de de gözlemleniyor. Küreselleşme ve teknolojik dönüşüm, erkek istihdamını geleneksel olarak yoğunlaştığı imalat ve inşaat gibi sektörlerde daraltırken, hizmet ve bilgi sektörlerinde kadınlar avantajlı hale geliyor. Bu yapısal değişim, eğitim sisteminin buna yanıt vermekte yetersiz kalması ve toplumsal cinsiyet rollerinin yeniden tanımlanma ihtiyacı, tüm gelişmiş ülkelerde ortak bir meydan okuma olarak duruyor. Southgate'in mesajı, bu krizin görünürlük kazanması ve çözüm için siyasi iradenin harekete geçmesi açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de genç erkekler arasında işsizlik, eğitimden kopma ve ruh sağlığı sorunları benzer oranlarda seyretmektedir. Özellikle 15-24 yaş arası erkek işsizliği yüzde 20'lerin üzerinde olup, eğitim başarısında cinsiyet farkı giderek derinleşmektedir. Southgate'in analizi, Türkiye'de de erkek çocuklarına yönelik politika eksikliğini sorgulatmakta, "eşitlik" tartışmasının yalnızca kadınları değil, erkekleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Türkiye'nin bu küresel eğilime kayıtsız kalmaması, eğitim müfredatından istihdam politikalarına kadar cinsiyet temelli farklılıkları dikkate alan bütüncül bir yaklaşım geliştirmesi beklenir.