Kuzey İrlanda'nın başkenti Belfast'ta bir bıçaklı saldırının ardından patlak veren şiddet olayları, sosyal medya platformlarında hızla yayılan 'zehirli' içerikler nedeniyle polis müdahalesini aştı. Görevdeki ve emekli polis memurları, olayların sorumlusu olarak özellikle gençler arasında yaygın olan kışkırtıcı paylaşımları işaret ediyor. Saldırının ardından saatler içinde binlerce paylaşım yapılırken, polis ekipleri hem sahadaki şiddeti kontrol altına almak hem de çevrimiçi dezenformasyonla mücadele etmek zorunda kaldı.
Arka plan: Bıçaklı saldırı ve sosyal medya dalgası
Olaylar, geçen hafta Belfast şehir merkezinde bir kişinin bıçakla yaralanmasıyla başladı. Saldırının ardından sosyal medyada hızla yayılan provokatif paylaşımlar, toplumun farklı kesimleri arasında gerginliği tırmandırdı. Özellikle Telegram, WhatsApp grupları ve kapalı Facebook topluluklarında dolaşıma giren görüntü ve yorumlar, gençleri sokaklara dökmek için kullanıldı. Polis kaynakları, olayların ilk saatlerinde 50'den fazla farklı grubun şiddet çağrısı yaptığını tespit ettiklerini belirtti.
Emekli polis memuru James O'Neill, durumu "Sosyal medya, polisin olaylara müdahale hızını tamamen sekteye uğrattı" sözleriyle özetledi. O'Neill, "Biz eskiden bir kavga olduğunda bir saat sonra öğrenirdik. Şimdi olay daha olmadan önce sosyal medyada canlı yayınlanıyor ve gençler sokağa çağrılıyor. Polis teşkilatı bu hıza ayak uyduramıyor" dedi. Polis teşkilatı, çevrimiçi içerikleri izlemek için özel bir birim kurmuş olsa da, birim yetersiz personel ve kaynaklarla boğuşuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Dezenformasyonun yükselişi
Kuzey İrlanda'daki bu olay, sosyal medyanın toplumsal şiddeti kışkırtmadaki gücünü bir kez daha gözler önüne serdi. 2021'deki Kuzey İrlanda protestolarında da benzer bir dinamik yaşanmış; gençler, sosyal medyada dolaşıma giren yanlış bilgiler nedeniyle haftalarca süren olaylara karışmıştı. Uzmanlar, bu durumun sadece Kuzey İrlanda'ya özgü olmadığını, küresel çapta bir dezenformasyon krizi yaşandığını vurguluyor. Queen's University Belfast'tan sosyolog Prof. Sarah Kane, "Sosyal medya platformları, kullanıcıları en uç içeriklere yönlendiren algoritmalarıyla adeta bir toplumsal kundakçılık yapıyor" dedi.
Geçen yıl Birleşik Krallık'ta çıkarılan Çevrimiçi Güvenlik Yasası, bu tür içeriklerin denetimini artırmayı hedefliyor ancak uygulamada zorluklar yaşanıyor. Belfast olayları, yasanın ne kadar yetersiz kaldığını gösterdi. Polis, olayların ardından Twitter, TikTok ve Meta'ya 200'den fazla içerik kaldırma talebi gönderdi ancak taleplerin yalnızca yarısına yanıt aldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Belfast'taki bu gelişmeler, Türkiye için de önemli dersler barındırıyor. Türkiye, özellikle 2013 Gezi Parkı protestoları ve sonrasındaki dönemde sosyal medya kaynaklı toplumsal olaylarla sık sık karşılaştı. İçişleri Bakanlığı'nın son dönemde sosyal medya dezenformasyonuyla mücadele için aldığı tedbirler, bu tür krizlerin önlenmesinde kritik önem taşıyor. Ayrıca, Birleşik Krallık'ın Çevrimiçi Güvenlik Yasası'nın uygulamadaki zorlukları, Türkiye'nin benzer yasal düzenlemelerde proaktif ve denetlenebilir bir mekanizma kurması gerektiğini ortaya koyuyor. Küresel ölçekte ise, bu olay sosyal medya şirketlerinin içerik denetiminde daha sorumlu davranması için uluslararası baskının artmasına yol açabilir.