Somali Seçim Komisyonu, ülkenin derin siyasi bölünmüşlüğüne ve uzun süredir devam eden İslamcı isyana rağmen, gelecek yıl nisan ve mayıs aylarında parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini düzenleyeceğini duyurdu. Komisyon başkanı, seçim takviminin ülkeyi istikrara kavuşturmayı amaçladığını belirtirken, muhalefet ve bazı uluslararası gözlemciler, kararın ülkedeki kırılgan siyasi dengeyi daha da bozabileceği ve yeni bir çatışma dalgasına yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Somali, 2026 seçimlerine, federal hükümet ile bölgesel yönetimler arasındaki gerginlikler ve El-Şebab örgütünün kontrolündeki bölgelerde artan güvenlik sorunları damgasını vuruyor.
Seçim Takvimi ve Siyasi Arka Plan
Somali'de seçimler, 2021-2022 döneminde yaşanan ve cumhurbaşkanlığı seçiminin 15 ay gecikmesine neden olan siyasi krizin ardından büyük önem taşıyor. Federal hükümet, seçim komisyonu aracılığıyla yaptığı açıklamada, parlamento seçimlerinin nisan ayında, cumhurbaşkanlığı seçiminin ise mayıs ayında yapılacağını bildirdi. Ancak muhalefet partileri, iktidarın seçim sürecini kendi lehine şekillendireceğinden endişe ediyor. Özellikle Puntland, Jubaland ve Güneybatı gibi bölgesel yönetimler, federal hükümetle seçim usulü konusunda anlaşmazlık yaşıyor. 2022'de iktidara gelen Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, seçimlerin zamanında yapılması için çağrıda bulunurken, muhalefet liderleri seçim komisyonunun tarafsızlığını sorguluyor.
Seçimlerin, ülkenin karşı karşıya olduğu güvenlik ve insani krizler nedeniyle gölgede kalması bekleniyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Somali'de 2025 yılı itibarıyla 3,8 milyon kişi yerinden edilmiş durumda ve yaklaşık 6,7 milyon kişi insani yardıma muhtaç. El-Şebab, başkent Mogadişu ve çevresinde sık sık saldırılar düzenleyerek seçim sürecini sekteye uğratmayı hedefliyor. Örgüt, özellikle hükümet binalarını, seçim merkezlerini ve güvenlik güçlerini hedef alıyor.
El-Şebab Tehdidi ve Bölgesel Dinamikler
El-Şebab, 2006'dan bu yana Somali'de etkinliğini sürdüren ve son yıllarda Afrika Birliği misyonu ve Somali ordusunun ortak operasyonlarıyla geriletildiği iddia edilen bir örgüt. Ancak özellikle kırsal bölgelerde ve şehir merkezlerinde intihar saldırıları ve silahlı baskınlar düzenlemeye devam ediyor. 2024 yılında Mogadişu'da düzenlenen ve onlarca kişinin ölümüne yol açan saldırılar, güvenlik güçlerinin örgütle mücadelede zorlandığını gösteriyor. Seçim döneminde bu tür saldırıların artması ve sandık güvenliğinin sağlanamaması, seçimlerin meşruiyetini tartışmalı hale getirebilir.
Bölgesel aktörler de süreci yakından izliyor. Etiyopya, Kenya ve Cibuti gibi komşu ülkeler, Somali'deki istikrarsızlığın kendi topraklarına yayılmasından endişe duyuyor. Etiyopya, Somali ile 2024'te imzaladığı ve Somaliland'ı denize açılan liman anlaşması nedeniyle gerginlik yaşamıştı. Bu anlaşma, Somali'nin toprak bütünlüğü konusundaki hassasiyetini artırdı. Türkiye'nin arabuluculuğunda 2024 sonunda yapılan görüşmeler, taraflar arasında bir yumuşama sağladı ancak kalıcı bir çözüm üretilemedi. Seçim süreci, bu bölgesel rekabetin yeni bir aşamasına sahne olabilir.
Uluslararası toplum, özellikle Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve ABD, seçimlerin şeffaf ve kapsayıcı olması çağrısında bulunuyor. Ancak Somali hükümeti, seçim güvenliği için ek kaynak ve destek talep ediyor. Afrika Birliği Geçiş Misyonu'nun (ATMIS) yerine kurulan yeni misyonun, seçim döneminde güvenlik sağlamada yetersiz kalabileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Somali'de son yıllarda artan yatırımları ve güvenlik işbirliği ile dikkat çekiyor. Mogadişu'daki en büyük yabancı askeri üslerden birine sahip olan Türkiye, Somali ordusunun eğitiminde kritik rol oynuyor. Seçim sürecinin istikrarsızlığa yol açması, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ve stratejik çıkarlarını riske atabilir. Ayrıca Türkiye, Somali'deki insani yardım faaliyetleri ve altyapı projeleriyle geniş bir etki alanı oluşturmuş durumda. Seçimlerin şeffaf ve güvenli bir şekilde yapılması, Türkiye'nin Somali politikasının sürdürülebilirliği açısından önem taşıyor. Öte yandan, El-Şebab tehdidinin artması, Türkiye'nin askeri varlığını ve bölgedeki güvenlik taahhütlerini yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Türkiye'nin, seçim sonrası dönemde Somali'deki siyasi aktörler arasında denge gözeterek arabuluculuk rolünü sürdürmesi bekleniyor.