Horn of Africa açıklarında son haftalarda üç ticari geminin kaçırılmasıyla birlikte Somali korsanlığı yeniden küresel gündeme oturdu. 2008-2012 arasında uluslararası donanmaların ortak operasyonlarıyla bastırılan korsanlık, uzun süredir düşük seviyede seyrediyordu. Ancak Yemen'deki iç savaş, Kızıldeniz'de Husilerin ticari gemilere yönelik saldırıları ve küresel deniz güvenliğindeki zafiyet, Somali korsanlarına yeni bir operasyon alanı açtı. Uzmanlar, Somali'nin istikrarsız siyasi yapısı ve ekonomik çöküşünün korsanlığı yeniden beslediği konusunda uyarıyor.
Korsanlığın Yeniden Yükselişi
Ekim 2023'te başlayan Husilerin Kızıldeniz'deki gemilere yönelik saldırıları, büyük deniz ticaret yollarını tehdit ederken, Somali korsanları da bu kaostan faydalanmaya başladı. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) verilerine göre, 2024 yılının ilk yedi ayında Somali kıyılarında 12 korsan saldırısı kaydedildi; bu sayı 2023'ün tamamında sadece 3'tü. Özellikle Mart 2024'te Bangladeş bayraklı MV Abdullah adlı kuru yük gemisinin kaçırılması ve 23 mürettebatın rehin alınması, uluslararası toplumu harekete geçirdi. Gemi, 5 milyon dolar fidye ödenerek serbest bırakıldı.
Korsan saldırılarındaki artışın temel nedenleri arasında Somali'nin merkezi hükümetinin kıyı bölgelerinde etkisiz kalması, yasadışı balıkçılık ve atık boşaltımına karşı yerel halkın tepkisi, ve ekonomik fırsatsızlık sayılıyor. Korsanlar, eski taktiklerini modernize ederek daha hızlı botlar ve gelişmiş iletişim ekipmanları kullanıyor.
Küresel Deniz Güvenliği ve Koalisyonun Yokluğu
2009'da kurulan ve NATO, AB, ABD, Çin, Hindistan gibi güçlerin katıldığı Birleşik Görev Gücü 151 (CTF-151) ve Atalanta Operasyonu, korsanlığı büyük ölçüde bastırmıştı. Ancak bu koalisyonlar zamanla zayıfladı. Üye ülkeler, kaynaklarını Ukrayna-Rusya savaşı, Doğu Akdeniz gerilimleri ve Asya-Pasifik'teki Çin tehdidine yönlendirdi. Özellikle ABD Donanması, 2021'de Somali görev gücünü küçülttü. Bugün sadece AB üyesi ülkelerin katkı sağladığı EUNAVFOR Atalanta, varlığını sürdürse de, etkinlik alanı daraldı.
Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları nedeniyle bölgeye yeniden yoğunlaşan uluslararası donanmalar, Somali korsanlarına karşı yeterli önlem alamıyor. Uzmanlar, korsanlığın kontrol altına alınması için karada Somali'nin istikrara kavuşturulması, kıyı güvenliğinin güçlendirilmesi ve uluslararası koordinasyonun yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Somali ile olan tarihi bağları ve Kızıldeniz-Aden Körfezi hattındaki ticari çıkarları nedeniyle bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Türk gemileri, bölgedeki en yoğun trafiğe sahip filolardan birini oluşturuyor. Ayrıca Türkiye, Somali'de büyükelçilik, askeri üs ve kalkınma projeleriyle varlık gösteriyor. Artan korsanlık, Türk ticaret filosunun güvenliğini tehdit ederken, Somali'nin istikrarsızlaşması Ankara'nın bölgedeki nüfuzunu da zedeleyebilir. Türkiye'nin, Birleşmiş Milletler nezdinde girişimlerde bulunması ve mevcut deniz güvenliği operasyonlarına katkısını artırması bekleniyor.