İsviçre Merkez Bankası (SNB), bu hafta gerçekleştireceği faiz toplantısında, olası bir Orta Doğu barış anlaşması öncesinde İsviçre frangına yönelik müdahaleci söylemini yumuşatıp yumuşatmayacağına karar verecek. SNB Başkanı Martin Schlegel’in başkanlığındaki para politikası kurulu, piyasaların yakından takip ettiği kararını 27 Mart’ta açıklayacak. Banka, son dönemde enflasyonun hedefin altında seyretmesi ve küresel belirsizlikler nedeniyle frankın aşırı değerlenmesini engellemek için agresif bir duruş sergiliyordu. Ancak ABD’nin arabuluculuğunda ilerleyen ve İsrail-Filistin çatışmasını sona erdirmeyi amaçlayan bir barış anlaşmasının gerçekleşme ihtimali, SNB’nin elini rahatlatabilir.
Barış Anlaşması ve Frangın Geleceği
Orta Doğu’da kalıcı bir barış, küresel jeopolitik risk primini düşürerek İsviçre frangı gibi güvenli liman varlıklara olan talebi azaltabilir. Bu durum, SNB’nin döviz piyasasına müdahale ihtiyacını hafifletecek ve bankanın faiz indirimine gitmesine olanak tanıyabilir. SNB, geçen yıl faizi üç kez düşürerek yüzde 0,5’e çekmişti. Piyasalar, bu ayki toplantıda 25 baz puanlık bir indirime kesin gözüyle bakıyor. Ancak SNB’nin, barış anlaşmasının somutlaşmasını beklemeden söylem değişikliğine gitmesi, frankın değer kaybetmesine yol açabilir.
UBS analistlerine göre, SNB’nin daha önce kullandığı “enflasyonist baskıların kısa vadede yüksek kalabileceği” uyarısını geri çekmesi, zayıflama sinyali olarak algılanacak. Zira İsviçre’de enflasyon şubat ayında yüzde 0,2’ye gerileyerek SNB’nin yüzde 0-2 hedef bandının altına indi. Bu durum, bankanın para politikasını gevşetmek için alan yaratıyor. SNB Başkanı Schlegel, son açıklamalarında “frankın aşırı değerlenmesi durumunda müdahaleye hazır olduğunu” yinelemişti. Ancak bir barış anlaşması, bu tehdidin gerçekleşme olasılığını düşürecek.
Küresel Ekonomiye Etkiler
Orta Doğu barış anlaşması, sadece İsviçre için değil, tüm küresel piyasalar için bir dönüm noktası olabilir. Petrol fiyatlarının istikrar kazanması, ticaret yollarının güvence altına alınması ve askeri harcamaların azalması, dünya ekonomisine yıllık 200 milyar doların üzerinde katkı sağlayabilir. Bu ortamda merkez bankaları, güvenli liman arayışından kaynaklanan döviz baskılarından kurtulacak ve daha rahat bir para politikası izleyebilecek. Özellikle enerji ithalatçısı gelişmekte olan ülkeler, barış anlaşmasının yarattığı istikrardan olumlu etkilenecek. SNB’nin frank politikasını gevşetmesi, küresel likiditeyi artırarak gelişmekte olan piyasalara sermaye akışını hızlandırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
SNB’nin olası bir barış anlaşması öncesinde frankı zayıflatma sinyali vermesi, Türkiye ekonomisini iki kanaldan etkileyecek. İlki, döviz piyasaları: Frankın değer kaybı, TL karşısında dolaylı bir baskı olsa da, küresel risk iştahının artması Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere sermaye girişini kolaylaştırabilir. İkinci kanal ise dış ticaret: İsviçre, Türkiye’nin önemli ticaret ortaklarından biri; frankın zayıflaması Türk ihracatçıları için rekabet avantajı yaratabilir. Ancak asıl etki, barış anlaşmasının jeopolitik belirsizliği azaltarak Türkiye’nin enerji maliyetlerini ve savunma harcamalarını dolaylı yoldan düşürmesi olacak. Bu nedenle gelişme, Türkiye’nin cari açık ve enflasyonla mücadelesinde pozitif bir dışsal faktör olarak değerlendirilebilir.