İsrail'in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, ülkesinin ABD ile İran arasındaki nükleer müzakerelere taraf olmadığını ve Lübnan'da Hizbullah tamamen dağıtılana kadar askeri operasyonların aralıksız süreceğini açıkladı. Smotrich, İsrail güçlerinin Lübnan'dan çekilmesinin ancak Hizbullah'ın sadece silahsızlandırılması değil, tamamen ortadan kaldırılmasıyla mümkün olacağını vurguladı. Bu açıklama, uzun süredir devam eden İsrail-Hizbullah geriliminde yeni bir aşamaya işaret ediyor ve bölgedeki tansiyonu daha da yükseltiyor.
Smotrich'in Sert Çıkışı ve Arka Plan
İsrail Maliye Bakanı ve aşırı sağcı Dini Siyonizm partisinin lideri Bezalel Smotrich, dün yaptığı basın açıklamasında, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile yürüttüğü nükleer müzakerelere atıfta bulunarak, 'İsrail bu görüşmelere taraf değildir ve taraf olmayacaktır. Bizim önceliğimiz Lübnan'da Hizbullah tehdidini tamamen sona erdirmektir' ifadelerini kullandı. Smotrich, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde yürüttüğü operasyonların Hizbullah militanlarının tamamen etkisiz hale getirilmesine kadar devam edeceğini belirtti.
Smotrich'in bu açıklamaları, İsrail ile Hizbullah arasında 2006 yılındaki savaştan bu yana en şiddetli çatışmaların yaşandığı bir dönemde geldi. Son aylarda İsrail, Lübnan sınırına büyük miktarda askeri yığınak yaparken, Hizbullah da İsrail hedeflerine yönelik roket saldırılarını artırmıştı. Bakan Smotrich, uluslararası toplumun ateşkes çağrılarına rağmen, İsrail'in güvenlik kaygılarının bu tür çağrıların önünde geldiğini vurguladı.
İsrail'in Lübnan politikasındaki bu sert duruş, ülke içindeki siyasi dengelerle de yakından ilişkili. Başbakan Binyamin Netanyahu'nun koalisyon ortaklarından olan aşırı sağcı partiler, Hizbullah'a karşı daha agresif bir tutum sergilenmesi yönünde baskı yapıyor. Smotrich'in bu açıklaması, Netanyahu hükümetinin Lübnan konusunda ne kadar kararlı olduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD-İran Görüşmeleri ve Çatışma Riski
Smotrich'in açıklamaları, ABD ile İran arasında Viyana'da devam eden nükleer müzakerelerin kritik bir aşamada olduğu bir zamana denk geldi. ABD Başkanı Trump, İran'ın nükleer programını sınırlandırması karşılığında yaptırımların kaldırılmasını öngören bir anlaşmaya varmaya çalışıyor. Ancak İsrail, bu tür bir anlaşmanın İran'a bölgede daha fazla manevra alanı sağlayacağı ve Hizbullah gibi vekil güçleri güçlendireceği endişesini taşıyor.
Uzmanlar, İsrail'in bu çıkışının ABD-İran görüşmelerini etkileyebileceğini belirtiyor. İsrail'in Hizbullah'a karşı geniş çaplı bir askeri operasyon başlatması durumunda, İran'ın buna tepki gösterebileceği ve ABD ile müzakerelerin sekteye uğrayabileceği ifade ediliyor. Öte yandan, Hizbullah'ın İran'dan aldığı destekle, İsrail'e karşı daha karmaşık ve tahrip gücü yüksek silahlar kullanabildiği biliniyor.
Bölgedeki diğer aktörler de bu gelişmeleri yakından izliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, Hizbullah'ın bölgesel nüfuzunun artmasından endişe duyarken, İran destekli grupların Suriye ve Irak'taki varlığı da gerginliği artırıyor. Birleşmiş Milletler ise tarafları itidal çağrısında bulunurken, büyük bir çatışmanın bölgesel istikrarı bozabileceği uyarısını yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Lübnan'da Hizbullah'a karşı operasyonları sürdüreceği yönündeki bu açıklamalar, Türkiye'nin bölgesel güvenlik dengeleri açısından önem taşıyor. Türkiye, Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ve istikrarını desteklerken, Hizbullah'ın siyasi bir aktör olarak varlığını kabul etmektedir. Olası bir geniş çaplı çatışma, Lübnan'daki siyasi istikrarı bozabilir ve Türkiye'nin bu ülkedeki ekonomik ve diplomatik çıkarlarını etkileyebilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı konusunda Türkiye ile İsrail arasında devam eden gerginlik göz önüne alındığında, bu durum iki ülke arasındaki ilişkileri daha da karmaşık hale getirebilir. Türkiye, bölgede yeni bir çatışma yerine diplomatik çözümleri teşvik eden bir tutum sergilemektedir.