İngiltere'de siyahi bir avukat, mahkeme otoparkında bir güvenlik görevlisinin kendisine “sanıklar için değil” diyerek park etmesine izin vermemesinin, hukuk sisteminde ırkçılığa karşı kaydedilen ilerlemenin ne kadar sınırlı olduğunu gösterdiğini söyledi. Barrister Stephen Akinsanya, olayın geçtiğimiz günlerde Londra'daki bir mahkemede yaşandığını belirtti. Akinsanya, mesleki kimliğine rağmen otoparkta “sanık” muamelesi görmesinin, toplumun ve adalet sisteminin siyahi profesyonellere yönelik önyargılarının hâlâ devam ettiğini ortaya koyduğunu ifade etti. Olay, Birleşik Krallık'ta yargı ve hukuk alanında çeşitliliğin ve kapsayıcılığın yetersizliği konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Olayın Arka Planı: Barrister'a “Sanık” Muamelesi
Stephen Akinsanya, olayı sosyal medya hesabından paylaşarak geniş bir yankı uyandırdı. Akinsanya, mahkemeye duruşma için geldiğini ve otoparkta aracını park etmek istediğini, ancak güvenlik görevlisinin kendisine “Bu otopark sanıklar için değil” diyerek engel olduğunu anlattı. Akinsanya, kimliğini göstermesine rağmen görevlinin tutumunu sürdürdüğünü ve ancak üstünü başını düzeltip cübbesini giydikten sonra içeri alındığını aktardı. Bu durum, siyahi hukukçuların meslek hayatlarında sıklıkla karşılaştıkları mikro saldırganlıkların ve önyargıların bir örneği olarak değerlendirildi. Akinsanya yaptığı açıklamada, “Bu olay, sistemde ne kadar az yol kat edildiğini gösteriyor. On yıllardır süren eşitlik çabalarına rağmen, hâlâ ten rengimiz nedeniyle yargılanıyoruz” dedi.
İngiltere ve Galler Barosu (Bar Council) konuya ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, Akinsanya'nın yaşadığı olayı kınadı ve bu tür davranışların kabul edilemez olduğunu vurguladı. Baro, hukuk mesleğinde çeşitliliğin artırılması için çalışmaların sürdüğünü, ancak bu tür olayların hâlâ yaşanmasının endişe verici olduğunu belirtti. Ayrıca, mahkeme personeline yönelik eğitim programlarının gözden geçirileceği ifade edildi. Olay, İngiltere'de yargı bağımsızlığı ve eşitlik ilkeleri açısından önemli bir tartışma başlattı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Irkçılık ve Adalet Sistemi
Bu olay, yalnızca İngiltere'de değil, tüm Avrupa'da azınlık grupların adalet sistemlerinde karşılaştıkları ayrımcılığın bir yansıması olarak görülüyor. Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı'nın (FRA) raporlarına göre, siyahi ve azınlık kökenli bireyler, hukuk bürolarında ve yargı kademelerinde yeterince temsil edilmiyor. Özellikle İngiltere'de yapılan araştırmalar, siyahi avukatların beyaz meslektaşlarına kıyasla daha düşük ücretler aldığını ve terfi süreçlerinde daha fazla engelle karşılaştığını ortaya koyuyor. Bu durum, hukuk mesleğindeki yapısal eşitsizliklerin derinliğini gözler önüne seriyor.
Küresel ölçekte ise bu tür olaylar, Black Lives Matter hareketinin ardından artan toplumsal farkındalıkla birlikte daha fazla dikkat çekiyor. 2020'de George Floyd'un ölümü sonrası dünya genelinde ırkçılık karşıtı protestolar yaşanmış, birçok ülkede kurumsal ırkçılıkla mücadele için adımlar atılması gündeme gelmişti. Ancak Akinsanya'nın deneyimi, bu alandaki ilerlemenin yavaş olduğunu ve kurumsal önyargıların hâlâ varlığını sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Uzmanlar, adalet sistemlerinde çeşitliliğin yalnızca temsil açısından değil, adaletin tarafsızlığı ve güvenilirliği açısından da kritik olduğuna dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de hukuk sistemi ve yargı bağımsızlığı sıkça tartışılan konular arasında yer alıyor. Her ne kadar bu olay doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, adalet sistemlerinde ayrımcılık ve önyargıların evrensel bir sorun olduğunu hatırlatması açısından önem taşıyor. Türkiye'de özellikle etnik ve dini azınlıkların yargı süreçlerinde eşit muamele görüp görmediği, Avrupa Birliği ilerleme raporlarında da sıklıkla eleştirilen bir konudur. Bu bağlamda, İngiltere'de yaşanan bu olay, hukuk mesleğinde çeşitlilik ve kapsayıcılığın önemini bir kez daha ortaya koyarken, Türkiye'deki hukuk reformlarının da bu perspektifle ele alınması gerektiğine işaret ediyor. Ayrıca, bu tür olaylar, uluslararası kamuoyunda adalet sistemlerine duyulan güveni etkileyebilmekte; bu nedenle Türkiye'nin yargı reformlarında şeffaflık ve eşitlik ilkelerine bağlı kalması, uluslararası itibarı açısından da büyük önem arz ediyor.