Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları karşısında Riyad'ı savunmak için 'her türlü tedbiri' almaya hazır olduğunu söyledi. Sisi'nin bu açıklaması, Yemen'deki Husi isyancıların son dönemde Suudi topraklarına yönelik artan füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarının ardından geldi. Mısır lideri, Suudi Arabistan'ın güvenliğinin Mısır'ın ulusal güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.
Arka Plan: Husi Saldırıları ve Bölgesel Gerilim
Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaşta İran destekli Husi milisleri, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyona karşı mücadele ediyor. Koalisyon, Yemen hükümetine destek amacıyla 2015'te askeri müdahalede bulunmuştu. Mısır da bu koalisyonda yer alarak Suudi Arabistan'a askeri ve siyasi destek sağlamıştı. Ancak son yıllarda Mısır'ın koalisyondaki rolü sınırlı kaldı; Mısır, özellikle kara gücü konusunda isteksiz davrandı.
Husilerin Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad ve diğer şehirlerine yönelik balistik füze ve İHA saldırıları, son aylarda yoğunlaştı. Suudi Arabistan, bu saldırıları engellemek için hava savunma sistemlerini güçlendirse de zaman zaman sızmalar yaşanıyor. Özellikle petrol tesislerine yönelik saldırılar, küresel enerji piyasalarını da tehdit ediyor. 2019'da Abqaiq ve Khurais tesislerine yapılan saldırı, Suudi petrol üretiminin yarısını geçici olarak durdurmuştu.
Sisi'nin açıklaması, Mısır'ın Suudi Arabistan'a verdiği desteğin altını çizerken, aynı zamanda Mısır'ın kendi güvenlik kaygılarını da yansıtıyor. Mısır, Kızıldeniz'deki güvenliğin ve deniz ticaret yollarının korunmasının hayati olduğunu düşünüyor. Husi saldırıları, Kızıldeniz'deki seyrüsefer güvenliğini de tehdit ediyor. Mısır, Süveyş Kanalı'ndan geçen gemilerin güvenliğini sağlamak için bölgede istikrarın korunmasına önem veriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Mısır'ın bu açıklaması, Orta Doğu'da artan kutuplaşma ve vekalet savaşları bağlamında değerlendirilmelidir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran'ın bölgedeki etkisini dengelemek için Mısır ile yakın ilişkilerini sürdürüyor. Mısır, ekonomik sıkıntılarla boğuşurken Körfez ülkelerinden gelen mali destek, Kahire için hayati önem taşıyor. 2013'te Müslüman Kardeşler'in iktidardan uzaklaştırılmasının ardından Suudi Arabistan, BAE ve Kuveyt, Mısır'a milyarlarca dolarlık yardımda bulunmuştu.
Öte yandan, Mısır'ın Husi saldırılarına karşı Suudi Arabistan'a verdiği destek, İran ile ilişkilerinde de bir denge unsuru. Mısır, İran ile diplomatik ilişkilerini sürdürse de bölgesel politikalarında İran'ın etkisine karşı mesafeli duruyor. Ancak son dönemde Mısır ile İran arasında ilişkilerin normalleşmesi yönünde adımlar atıldığı da gözleniyor. Sisi'nin açıklaması, bu denge politikasının bir yansıması olarak görülebilir.
Uluslararası toplum, Yemen'deki çatışmanın çözümü için çeşitli girişimlerde bulunuyor. Birleşmiş Milletler, taraflar arasında ateşkes sağlanması için çaba harcıyor. Ancak Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları, barış sürecini zora sokuyor. ABD yönetimi, Husilerin saldırılarını kınarken, Suudi Arabistan'ın kendini savunma hakkını vurguluyor. Ancak ABD'nin Suudi Arabistan'a yönelik silah satışları ve askeri destek konusundaki tutumu, Kongre'de tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Mısır'ın açıklaması, aynı zamanda Kızıldeniz'deki güvenlik dinamiklerini de etkileyebilir. Kızıldeniz, küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12'sinin geçtiği bir koridor. Husi saldırıları, buradaki seyrüsefer güvenliğini riske atıyor. Mısır, Süveyş Kanalı'ndan elde ettiği gelirlerle ekonomisini ayakta tutmaya çalışıyor. Bu nedenle Kızıldeniz'de istikrar, Mısır için kritik.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mısır'ın Suudi Arabistan'a yönelik desteğini açıklaması, Türkiye'nin bölgesel dengeler açısından dikkatle izlemesi gereken bir gelişme. Türkiye, son yıllarda Mısır ve Suudi Arabistan ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde. Bu açıklama, bölgede İran karşıtı bir blokun güçlenmesi anlamına gelebilir. Türkiye, Kızıldeniz'deki güvenlik ve enerji arz güvenliği açısından bu gelişmeleri yakından takip ediyor. Ayrıca, Türkiye'nin Yemen'deki çatışmaya yönelik tutumu, Suudi Arabistan ve Mısır ile olan ilişkilerini etkileyebilir. Türk dış politikası, bölgede istikrarın korunması ve ticaret yollarının güvenliği açısından bu tür adımları dikkatle değerlendirecektir.