Sırbistan'da cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić'in uzun süredir devam eden siyasi hakimiyetine karşı öğrenci liderliğindeki hareketin yarattığı sarsıntının ardından, ülkenin yeni başbakanının kim olacağı ve hükümetin ne zaman kurulacağı konusunda belirsizlik sürüyor. Başkent Belgrad'da aylardır devam eden protestolar, iktidardaki Sırp İlerleme Partisi'nin (SNS) kontrolünü zayıflatırken, muhalefet ve sivil toplum kuruluşları erken seçim çağrısını yineliyor. Siyasi analistler, hükümet kurma çalışmalarının önümüzdeki haftalarda hız kazanabileceğini ancak koalisyon ortaklarının talepleri ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin zamanlaması nedeniyle sürecin uzayabileceğini belirtiyor.
Protestoların Gölgesinde Hükümet Arayışı
Sırbistan'da 2023 yılı sonunda yaşanan ve ülke genelinde yankılanan öğrenci eylemleri, Vučić'in on yılı aşkın iktidarı döneminde eşi benzeri görülmemiş bir meydan okuma olarak nitelendiriliyor. Başlangıçta eğitim reformu talebiyle başlayan gösteriler, kısa sürede yolsuzluk, medya özgürlüğü ve demokratik gerileme konularına yayıldı. Göstericiler, hükümetin otoriter eğilimlerini eleştirirken, SNS'nin kontrolündeki medya kuruluşlarını da hedef aldı. Bu gelişmeler, Vučić'in hem parti içindeki hem de toplumdaki konumunu sarsarken, erken seçim olasılığını gündeme getirdi. Ancak cumhurbaşkanı, seçimlerin planlanan takvimde yapılacağını savunarak baskılara direniyor.
Hükümet kurma süreci, Sırbistan'ın parlamenter sistemi içinde cumhurbaşkanının başbakanı atama yetkisiyle şekilleniyor. Mevcut başbakan Ana Brnabić'in görevine devam edip etmeyeceği veya yerine SNS içinden ya da koalisyon ortaklarından bir ismin getirilip getirilmeyeceği henüz netleşmedi. Siyasi kulislerde, Vučić'in kontrolü elinde tutmak için sadık bir ismi başbakanlığa getirebileceği konuşuluyor. Ancak muhalefet, erken seçim olmadan kurulacak bir hükümetin meşruiyetinin tartışmalı olacağını savunuyor. Öte yandan, SNS'nin koalisyon ortağı olan Sırbistan Sosyalist Partisi (SPS) ve diğer küçük partilerin pazarlık masasında ağırlığını koyabileceği belirtiliyor.
Öğrenci hareketinin liderleri, taleplerinin karşılanmaması halinde protestoları sürdüreceklerini açıkladı. Hareket, belirli bir siyasi partiye bağlı olmasa da hükümetin demokratik standartları iyileştirmesi ve yolsuzlukla mücadele etmesi çağrısında bulunuyor. Bu durum, hükümet kurma sürecinde SNS'nin manevra alanını daraltıyor. Ayrıca, Avrupa Birliği'nin Sırbistan'daki demokratik gelişmelere ilişkin tutumu da süreci etkileyebilir; zira AB, ülkenin üyelik sürecinde siyasi istikrar ve demokratikleşme kriterlerine vurgu yapıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Sırbistan, Batı Balkanlar'ın istikrarı açısından kilit bir ülke konumunda. Vučić döneminde izlenen denge politikası, ülkenin hem AB hem de Rusya ve Çin ile ilişkilerini sürdürmesine olanak tanımıştı. Ancak iç siyasi kriz, bu dengenin sürdürülebilirliğini sorgulatıyor. Özellikle Kosova ile normalleşme müzakereleri ve Sırbistan'ın Rusya'ya yönelik yaptırımlara katılmama tutumu, Batı ile ilişkilerde gerginlik yaratıyor. Yeni kurulacak hükümetin dış politika yönelimi, bölgesel istikrar ve AB'nin genişleme süreci açısından belirleyici olacak. Avrupa Birliği, Sırbistan'daki demokratik gerilemeyi endişeyle izlerken, istikrarın korunması için diyalog kanallarını açık tutmaya çalışıyor.
Rusya ve Çin'in Sırbistan üzerindeki etkisi de göz ardı edilmemeli. Vučić, enerji ve altyapı projelerinde Çin ile yakın işbirliği geliştirirken, Rusya ile tarihsel ve kültürel bağları sürdürdü. İç siyasi belirsizlik, bu aktörlerin Sırbistan'daki nüfuzunu yeniden şekillendirebilir. Öte yandan, ABD ve Batılı müttefikler, Sırbistan'ın demokratik dönüşümünü destekleyerek bölgedeki etkilerini artırmak isteyebilir. Ancak öğrenci hareketinin Batı yanlısı bir çizgide olup olmadığı henüz net değil; hareket daha çok iç demokrasi taleplerine odaklanmış durumda.
Bölgesel olarak, Sırbistan'daki gelişmeler Bosna-Hersek, Karadağ ve Kuzey Makedonya gibi komşu ülkeleri de etkileyebilir. Sırbistan'ın istikrarsızlığı, Batı Balkanlar'da zaten kırılgan olan siyasi dengeyi daha da karmaşık hale getirebilir. Özellikle Sırp nüfusun yoğun olduğu bölgelerde yaşanabilecek yansımalar, etnik gerilimleri tetikleyebilir. Bu nedenle, uluslararası toplumun Sırbistan'daki süreci dikkatle izlemesi ve gerekli diplomatik desteği sağlaması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sırbistan'daki siyasi belirsizlik, Türkiye'nin Balkanlar politikası açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, Sırbistan ile son yıllarda ekonomik ve ticari ilişkilerini güçlendirirken, aynı zamanda Kosova ve Bosna-Hersek gibi ülkelerle de denge politikası yürütüyor. Vučić'in koltuğunun sarsılması, Türkiye'nin bölgedeki yatırımları ve siyasi diyalog kanalları için yeni bir belirsizlik yaratabilir. Ancak Türkiye, Sırbistan'ın istikrarını ve toprak bütünlüğünü destekleme konusundaki tutumunu sürdürecektir. Yeni hükümetin dış politika yönelimi, Türkiye-Sırbistan ilişkilerinin geleceğini etkileyecek. Özellikle enerji, altyapı ve savunma sanayi alanlarındaki işbirliklerinin devamı, iki ülke arasındaki ekonomik bağların gücüne bağlı. Türkiye, aynı zamanda Balkanlar'da istikrarın korunması için diplomatik çabalarını sürdürecektir.