Sırbistan'da aylardır devam eden kitlesel protestolar, Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic'in görevi bırakacağını duyurmasına rağmen dinmiyor. Göstericiler, 12 yıldır ülkeyi yöneten Vucic'in gerçekten iktidarı devretmeye niyetli olmadığına inanıyor. Başkent Belgrad başta olmak üzere birçok kentte on binlerce kişi, yolsuzluk, otoriterleşme ve ekonomik sıkıntıları protesto ediyor. Vucic'in istifa sözü, muhalefet tarafından bir manevra olarak değerlendiriliyor.
Protestoların arka planı ve Vucic'in hamlesi
Protestolar, Kasım 2023'te bir inşaat kazasında 15 kişinin hayatını kaybetmesinin ardından başladı. Kazanın ardından yapılan soruşturma, hükümetin güvenlik ve imar düzenlemelerindeki ihmalleri ortaya çıkardı. Muhalefet, hükümetin yolsuzluk ve kayırmacılıkla suçlanmasına yol açan skandalları protesto amacıyla sokağa çağırdı. Gösteriler zamanla Vucic'in istifasını talep eden daha geniş bir harekete dönüştü. Vucic, 30 Nisan'da yaptığı konuşmada, seçimlerin ardından cumhurbaşkanlığından ayrılacağını ve partisinin başkanlığını da bırakacağını açıkladı. Ancak bu açıklama, göstericilerin taleplerini karşılamadı. Muhalefet liderleri, Vucic'in sadece ismen ayrılıp perde arkasından ülkeyi yönetmeye devam edeceğini savunuyor. Özellikle, Vucic'in partisi SNS'nin (Sırp İlerleme Partisi) hâlâ parlamentoda çoğunluğa sahip olması ve medya üzerindeki kontrolünü sürdürmesi, bu şüpheleri güçlendiriyor. Göstericiler, bağımsız yargı, basın özgürlüğü ve gerçek bir siyasi geçiş talep ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Sırbistan'daki protestolar, Balkanlar'da otoriterleşme ve Batı ile Rusya arasında denge kurma çabalarının bir yansıması olarak görülüyor. Vucic, Avrupa Birliği üyelik müzakerelerini sürdürürken bir yandan da Rusya ile yakın ilişkilerini koruyor. Ukrayna savaşına rağmen Sırbistan, Rusya'ya yaptırım uygulamayan birkaç Avrupa ülkesinden biri. AB, Sırbistan'ın demokratik standartları yükseltmesi ve Kosova ile ilişkileri normalleştirmesi karşılığında mali yardım ve entegrasyon vaat ediyor. Ancak Vucic'in yönetim tarzı, Brüksel'in reform talepleriyle çelişiyor. Protestolar, AB'nin Sırbistan'da hukukun üstünlüğü ve medya özgürlüğü konusundaki endişelerini artırdı. Aynı zamanda, Rusya'nın Sırbistan üzerindeki etkisi ve Vucic'in popülist söylemleri, bölgede istikrarsızlık riskini beraberinde getiriyor. Gösterilerin başarıya ulaşması halinde, diğer Balkan ülkelerinde de benzer halk hareketlerinin tetiklenebileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sırbistan'daki siyasi kriz, Türkiye'nin Balkanlar'daki etkisi ve bölgesel politikaları açısından önem taşıyor. Türkiye, Sırbistan ile ekonomik ve askeri işbirliğini geliştirirken, Kosova ve Bosna gibi diğer Balkan aktörleriyle de ilişkilerini sürdürüyor. Sırbistan'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgedeki dengeleri gözetme stratejisini zorlayabilir. Ayrıca, Vucic'in Rusya'ya yakın duruşu, Türkiye'nin Ukrayna krizindeki arabuluculuk rolü ve NATO ile işbirliği bağlamında dikkatle izleniyor. Protestoların sonucu, Türkiye'nin Balkanlar'daki yatırımları ve diplomatik girişimleri için yeni bir zemin oluşturabilir. Ankara, Sırbistan'daki gelişmeleri yakından takip ediyor ve bölgede barışçıl bir geçişin sağlanmasını destekleyecek bir tutum sergiliyor.