Bosna Savaşı'nda soykırım suçundan müebbet hapis cezası alan eski Bosnalı Sırp general Ratko Mladić'in cenazesi, 13 Eylül 2023 tarihinde Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da toprağa verildi. Cenazeye Sırbistan'ın üst düzey devlet yetkilileri katıldı. Avrupa Birliği Genişleme Komiseri, cenazenin bir savaş suçlusunun 'yüceltilmesi' anlamına geldiği gerekçesiyle Sırbistan'a planlanan ziyaretini iptal etti. Olay, Sırbistan'ın AB üyelik sürecinde yeni bir gerilim yarattı.
Olayın Arka Planı
Ratko Mladić, 1992-1995 yılları arasındaki Bosna Savaşı sırasında Bosnalı Sırp ordusunun başkomutanıydı. 1995 yılında Srebrenica'da yaklaşık 8.000 Boşnak erkeğin öldürülmesiyle sonuçlanan soykırımdan sorumlu tutuldu. Lahey'deki Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY) tarafından 2017'de soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan müebbet hapse mahkûm edildi. Mladić, 2021 yılında cezaevinde hayatını kaybetti. Cenazesinin Belgrad'da defnedilmesi, Sırbistan'ın savaş suçlarıyla yüzleşme konusundaki tutumunu yeniden gündeme getirdi. Sırbistan hükümeti, Mladić'i resmi olarak suçlu kabul etse de, ülkedeki milliyetçi kesimler onu bir kahraman olarak görmeye devam ediyor. Cenaze törenine Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić'in yanı sıra Başbakan Ana Brnabić ve diğer üst düzey yetkililer katıldı. Tören, Belgrad'daki Novo Groblje Mezarlığı'nda gerçekleşti. Sırp Ortodoks Kilisesi de törene destek verdi.
Avrupa Birliği Genişleme Komiseri Oliver Varhelyi, cenaze töreninin ardından Sırbistan'a yapacağı ziyareti iptal etti. Varhelyi, yaptığı açıklamada, "Savaş suçlusu bir kişinin yüceltilmesi, AB'nin temel değerleriyle bağdaşmaz. Bu tür eylemler, Sırbistan'ın AB yolundaki taahhütlerini sorgulatır" dedi. AB, Sırbistan'ın üyelik müzakerelerinde savaş suçlarıyla yüzleşme ve bölgesel işbirliği konularında ilerleme kaydetmesini şart koşuyor. Bu olay, Sırbistan'ın AB ile ilişkilerinde yeni bir kriz kapısı araladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ratko Mladić'in cenazesine devlet erkanının katılması, Balkanlar'da hassas dengeleri yeniden gündeme getirdi. Bosna-Hersek ve Kosova gibi ülkeler, Sırbistan'ın bu tutumunu kınadı. Bosna-Hersek Dışişleri Bakanlığı, "Soykırım kurbanlarının anısına saygısızlık edilmiştir" açıklamasını yaptı. Kosova Başbakanı Albin Kurti, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sırbistan, savaş suçlularını onurlandırarak barış ve istikrarı tehdit ediyor" ifadelerini kullandı. Batılı ülkelerden de tepkiler geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "Mladić'in cenazesine devlet katılımı hayal kırıklığı yaratmıştır" dedi.
Öte yandan, Sırbistan iç siyasetinde milliyetçi söylemler güç kazanıyor. 2023 yılında yapılan seçimlerde iktidardaki Sırp İlerleme Partisi (SNS) oylarını artırmıştı. Ancak AB yanlısı kesimler, bu tür olayların ülkenin Avrupa perspektifine zarar verdiğini savunuyor. Sırbistan, 2012'den bu yana AB üyelik müzakereleri yürütüyor ancak Kosova ile normalleşme ve savaş suçlarıyla yüzleşme konularında somut adımlar atamadığı için süreç yavaş ilerliyor. Rusya-Ukrayna Savaşı'nın yarattığı jeopolitik ortamda, Batı'nın Sırbistan'a olan ilgisi artmış durumda. Ancak Belgrad'ın Moskova ile yakın ilişkileri ve milliyetçi iç dinamikler, AB'nin elini zayıflatıyor.
Uzmanlar, Mladić cenazesinin Sırbistan-AB ilişkilerinde kısa vadede yeni bir soğuma yaratacağını, ancak uzun vadede tarafların pragmatik bir şekilde ilişkileri sürdüreceğini öngörüyor. Zira AB, Batı Balkanlar'da istikrarı korumak için Sırbistan ile diyaloğu tamamen koparmak istemiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Balkanlar'daki denge politikası ve AB ile ilişkileri açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, Bosna-Hersek'teki soykırım kurbanlarını destekleyen ve Sırbistan ile ekonomik ve siyasi ilişkilerini geliştiren bir çizgide. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte Srebrenica soykırımını kınarken, Sırbistan ile ticaret ve yatırım anlaşmaları imzaladı. Mladić cenazesi, Türkiye'nin Balkanlar'da barış ve istikrar vurgusunu yeniden yapmasına zemin hazırlayabilir. Ayrıca AB'nin Sırbistan'a yönelik tutumu, Türkiye'nin AB üyelik sürecindeki benzerlikler açısından da izlenmeli. Ancak olayın doğrudan Türkiye'ye yönelik bir etkisi bulunmuyor; daha çok bölgesel istikrar ve AB'nin genişleme politikası bağlamında değerlendirilebilir.