Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), 25 yıl önce Çin, Rusya ve dört Orta Asya ülkesi arasında sınır yönetimini kolaylaştıran mütevazı bir mekanizma olarak doğdu. Ancak bu hafta Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te düzenlenen yıldönümü zirvesinde, örgüt artık çok daha etkili ve ABD'nin görmezden gelmesi güç bir konuma geldi. Zirvenin zamanlaması, Batı'nın Rusya'ya yönelik yaptırımları ve Çin'in yükselen küresel iddialarıyla örtüşürken, ŞİÖ'nün genişleyen üye tabanı ve artan ekonomik ağırlığı, mevcut dünya düzenine alternatif bir kutup arayışının sembolü haline geliyor.
ŞİÖ'nün Dönüşümü: Sınır Anlaşmazlıklarından Küresel Siyaset Arenasına
1996 yılında 'Şanghay Beşlisi' olarak kurulan örgüt, 2001'de Özbekistan'ın katılımıyla ŞİÖ adını aldı. İlk yıllarında temel amaç, Sovyet sonrası sınırların belirlenmesi ve terörle mücadele işbirliğiydi. Ancak 2017'de Hindistan ve Pakistan'ın katılımıyla örgütün nüfusu, dünya nüfusunun yaklaşık %44'üne ulaştı; bu, küresel gayri safi hasılanın da önemli bir bölümünü temsil ediyor. Bugün ŞİÖ, sadece bölgesel bir güvenlik örgütü olmaktan çıkarak, enerji politikalarından altyapı projelerine, ulaştırma koridorlarından dijital ekonomiye kadar geniş bir yelpazede işbirliğini kurumsallaştıran bir platform haline geldi.
Bişkek zirvesinde liderler, 'ŞİÖ'nün 25 yıllık yolculuğu' temalı ortak deklarasyonun yanı sıra, terörizmle mücadele, uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele ve sınır ötesi suçlarla mücadele gibi güvenlik konularında da anlaşmalara imza attı. Ancak asıl dikkat çeken, örgütün Batı merkezli uluslararası sisteme alternatif söylemler giderek daha fazla sahiplenmesi. Zirvede devlet başkanları, 'tek kutuplu dünyanın sona erdiğini' ve 'çok kutuplu bir düzenin inşası' çağrısında bulunarak, ABD liderliğindeki ittifak sistemlerine karşı ideolojik bir duruş sergiledi.
Uzmanlara göre, ŞİÖ'nün yükselişi, ABD'nin askeri ittifaklar kurarak güç projeksiyonu yapma geleneğine karşı 'yumuşak bölgeselcilik' olarak adlandırılabilecek bir model öneriyor. Örgüt, üye ülkelerin egemenliğine saygı, iç işlerine karışmama ve kuvvet kullanmama ilkelerine dayanan bir işbirliği anlayışını benimsiyor. Bu da özellikle Asya'da ABD'nin müttefiki olmayan ülkeler için cazip bir alternatif oluşturuyor.
Bölgesel ve Küresel Güç Dengeleri: Tehdit mi, Fırsat mı?
ŞİÖ'nün genişlemesi, ABD'nin Asya'daki geleneksel ittifak ağını doğrudan tehdit etmese de, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi (BRİ) ile Rusya'nın Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) projelerini örtüştürerek kıtada yeni bir ekonomik entegrasyon hattı yaratıyor. Bu durum, ABD'nin Hint-Pasifik stratejisiyle rekabet eden bir hatta dönüşüyor. Örneğin, ŞİÖ bünyesinde geliştirilen İran-Pakistan-Hindistan enerji koridoru projeleri, ABD'nin bölgedeki enerji jeopolitiğini zayıflatabilir. Ayrıca, örgütün gözlemci üyeleri arasında İran, Afganistan ve Belarus'un bulunması, ŞİÖ'nün etki alanının Orta Doğu ve Doğu Avrupa'ya kadar uzanabileceğine işaret ediyor.
Uzmanlar, ŞİÖ'yü ABD'nin 'şer güçleri' olarak tanımladığı ülkelerin bir araya geldiği bir platform olarak görme eğiliminde. Ancak pratikte örgüt, bir askeri ittifak olmaktan çok, üye ülkelerin çıkarlarını dengeleyen bir müzakere masası işlevi görüyor. Bu da ABD için hem bir tehdit hem de diplomatik angajman fırsatı sunuyor. Zira ŞİÖ zirvelerinde Batılı muhataplarla görüşmelerin kapalı kapılar ardında yürütüldüğü biliniyor.
Zirvenin en dikkat çekici yanlarından biri, Afganistan'ın geleceği konusundaki görüşmelerdi. ŞİÖ üyeleri, Taliban yönetimini tanımasa da, ülkenin istikrarı için ortak bir zemin arayışında. Bu, ABD'nin bölgeden çekilmesi sonrası oluşan güç boşluğunda ŞİÖ'nün aktif bir rol üstlenmeye hazır olduğunu gösteriyor. Ayrıca, iklim değişikliği ve su kaynaklarının paylaşımı gibi sınır aşan sorunlarda da örgüt, işbirliği platformu olarak öne çıkıyor.
Ekonomik boyutta, ŞİÖ'nün kurduğu Kalkınma Bankası ve Finansal Araştırma Merkezi gibi yapılar, dünya genelinde alternatif finansal mekanizmalar arayışında olan ülkeler için bir seçenek oluşturuyor. Dolar hegemonyasına karşı alternatif arayan Rusya ve Çin'in öncülük ettiği bu girişimler, uzun vadede küresel finansal sistemin yeniden şekillenmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ŞİÖ'ye 2012 yılında diyalog ortağı statüsüyle katılarak örgütle ilişkilerini kurumsal düzeye taşımıştı. Son yıllarda ise Ankara'nın ŞİÖ'ye tam üyelik talebi sıkça gündeme geliyor. Türkiye'nin bu ilgisi, NATO üyeliğine rağmen çok kutuplu dünya düzeninde yeni ittifak arayışlarının bir yansıması olarak değerlendirilebilir. ŞİÖ ile artan işbirliği, Türkiye'nin Orta Asya ve Kafkasya'daki enerji politikalarına yeni bir boyut kazandırabilir. Ancak Ankara'nın Batı ittifakındaki konumu, Çin ve Rusya ile derinleşen angajmanını sınırlandıran en önemli faktör olmayı sürdürüyor. Dolayısıyla Türkiye, bu süreçte bir denge politikası izleyerek hem NATO hem de ŞİÖ ile eş zamanlı ilişkiler geliştirmeye çalışıyor.