Tahran'da yaşayan bir öğretmen, İran'ın son yıllarda maruz kaldığı yaptırımlar ve iç çalkantılar arasında günlük rutinini sürdürmeye çalışıyor. Al Jazeera'nin takip ettiği bu öğretmen, çevrimiçi derslerden Devrim Meydanı'ndaki dayanışma mitinglerine uzanan bir hayatı, zayıf internet bağlantısı ve hızla yükselen fiyatlarla mücadele ederek yaşıyor. İran, uluslararası yaptırımlar ve bölgesel gerilimler nedeniyle ekonomik krizle boğuşurken, halkın günlük yaşamı da bu koşullardan derinden etkileniyor.
Günlük yaşamın zorlukları
Öğretmen, adını vermek istemediği röportajında, çevrimiçi dersler için internetin sık sık kesildiğini ve bağlantı hızının çok düşük olduğunu belirtiyor. Öğrencilerine ulaşmakta zorlanırken, bir yandan da temel ihtiyaçların fiyatlarındaki artışla başa çıkmaya çalışıyor. Ekmek, pirinç ve sebze gibi temel gıdaların fiyatı son bir yılda neredeyse iki katına çıkmış durumda. Öğretmen, maaşının artan maliyetleri karşılamadığını ve birçok meslektaşının ek iş aramak zorunda kaldığını anlatıyor.
Zayıf internet sadece eğitimi değil, aynı zamanda sosyal hayatı da etkiliyor. Ailesi ve arkadaşlarıyla görüntülü görüşme yapmak neredeyse imkansız hale gelmiş. Öğretmen, bu durumun psikolojik olarak yıpratıcı olduğunu ifade ediyor. Ancak yine de her fırsatta dayanışma ruhunu canlı tutmaya çalışıyor. Devrim Meydanı'nda düzenlenen hükümet yanlısı mitinglere katılarak hem bir aidiyet duygusu hissediyor hem de kısa süreliğine de olsa günlük sorunları unutuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın içinde bulunduğu bu durum, ülkenin uzun süredir devam eden uluslararası izolasyonu ve yaptırımların bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. 2018'de ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi ve yaptırımları yeniden uygulamaya koyması, İran ekonomisini derin bir resesyona sürükledi. Enflasyon yüzde 40'ların üzerinde seyrederken, işsizlik oranı yüzde 10'u aşmış durumda. Hükümet, sübvansiyonları kısarak ve fiyat kontrolleri uygulayarak krizi yönetmeye çalışsa da, halkın alım gücü her geçen gün azalıyor.
Bölgesel olarak İran, Yemen, Suriye ve Lübnan'daki vekalet savaşları nedeniyle ciddi askeri harcamalar yapmak zorunda kalıyor. Bu durum, ekonomik kaynakların daha da kısıtlanmasına yol açıyor. Ayrıca, İsrail ile yaşanan gerilimler ve Suudi Arabistan ile rekabet, bölgedeki istikrarsızlığı artırıyor. Küresel ölçekte ise İran'ın nükleer programı Batı ile ilişkilerin merkezinde yer alıyor. Müzakerelerin yeniden başlamasına rağmen, taraflar arasındaki güven eksikliği çözümü zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki bu iç karışıklık ve ekonomik kriz, Türkiye için hem risk hem de fırsatlar barındırıyor. Türkiye, İran ile ticari ilişkilerini sürdürmekte, ancak yaptırımlar nedeniyle bu ticaret sınırlı kalıyor. Ekonomik istikrarsızlık, İran'dan Türkiye'ye yeni göç dalgalarına yol açabilir. Ayrıca, İran'ın zayıflaması bölgesel güç dengesini etkileyerek Türkiye'nin Kafkasya ve Ortadoğu politikalarını şekillendirebilir. Türkiye, bu süreçte diplomatik girişimlerini artırmalı ve insani yardım kanallarını açık tutmalıdır.