Singapur'un ünlü yemek mekanlarından Maxwell Food Centre'da, ailesinin nesillerdir işlettiği Fuzhou istiridye böreği tezgahının başında duran Deitrich Mohan, bir zamanlar dünyayı gezerek e-spor sunuculuğu yapmayı hayal ediyordu. Ancak bugün, köklerine sahip çıkan 30'lu yaşlardaki bu genç girişimci, aile işletmesini 100. yılına taşımayı amaçlıyor. CNA TODAY'e konuşan Mohan, geleneksel bir Singapur yemeği olan ve Fuzhou göçmenlerinin mirası olan bu böreği, modern dokunuşlarla yeniden yorumlayarak hem geçmişe saygı duruyor hem de geleceğe umutla bakıyor.
Geçmişten Geleceğe Bir Lezzet Yolculuğu
Deitrich Mohan'ın ailesi, 1940'larda Çin'in Fuzhou bölgesinden Singapur'a göç etmiş. Aile, göç ettikten sonra Maxwell Food Centre'da küçük bir tezgah açarak Fuzhou mutfağının en sevilen lezzetlerinden biri olan istiridye böreğini (orh jian) yapmaya başlamış. O günden bu yana tezgah, ailenin üç kuşağı tarafından işletilmiş. Deitrich, çocukluğundan beri tezgahın mutfağında büyümüş, ancak gençlik yıllarında farklı hayalleri varmış.
E-spor tutkusuyla büyüyen Mohan, üniversite eğitimini tamamladıktan sonra uluslararası turnuvalarda sunuculuk yapmayı hedeflemiş. Ancak babasının sağlık sorunları, onu aile işine yönlendirmiş. 'Babam bir gün bana, tezgahı kapatacağını söylediğinde, içimde bir şeyler koptu' diyen Mohan, bu anın hayatının dönüm noktası olduğunu belirtiyor. 'Bu tezgah, ailemin hikayesi. Onu kaybetmek, geçmişimizi kaybetmek gibi olurdu.'
2019 yılında tezgahın başına geçen Mohan, geleneksel tarifleri koruyarak menüyü genişletmiş. Artık sadece istiridye böreği değil, aynı zamanda Fuzhou usulü erişte ve çeşitli atıştırmalıklar da sunuyor. Ancak esas amacı, lezzeti aynı kalitede, aynı özenle gelecek nesillere aktarmak. 'Müşterilerimizin çoğu, yıllardır buraya gelen düzenli müşteriler. Onların yüzündeki gülümseme, benim için en büyük motivasyon' ifadelerini kullanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Göçmen Mutfağının Korunması
Deitrich Mohan'ın hikayesi, sadece bir aile işletmesinin devamı değil, aynı zamanda Singapur'un çok kültürlü toplumunun önemli bir parçası olan göçmen mutfağının korunması açısından da anlam taşıyor. Singapur, tarih boyunca Çin, Malay, Hint ve diğer göçmen topluluklardan gelen insanların bir arada yaşadığı bir şehir devleti. Bu kültürel çeşitlilik, ülkenin mutfak kültürüne de yansımış durumda. Fuzhou mutfağı da bu zengin mozaiğin renklerinden biri.
Maxwell Food Centre, Singapur'un en eski ve en bilinen hawker merkezlerinden biri. UNESCO'nun 2020 yılında Singapur'un hawker kültürünü İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası listesine alması, bu tür işletmelerin değerini bir kez daha gözler önüne serdi. Mohan'ın tezgahı, bu mirasın yaşayan bir örneği olarak kabul ediliyor. Uzmanlar, genç kuşakların aile işletmelerine sahip çıkmasının, bu kültürel mirasın sürdürülebilirliği için kritik önem taşıdığını vurguluyor.
Deitrich Mohan, sadece ailesinin işini sürdürmekle kalmıyor, aynı zamanda gençleri hawker kültürüne teşvik etmek için sosyal medyayı da aktif olarak kullanıyor. Instagram ve TikTok hesaplarından tezgahın günlük yaşamını, lezzetlerin hazırlanışını ve geleneksel tariflerin inceliklerini paylaşıyor. Bu sayede hem yerli gençlere hem de turistlere ulaşıyor. 'Bu iş, sadece yemek yapmak değil, aynı zamanda bir hikaye anlatmak. Ben de bu hikayeyi anlatmaya çalışıyorum' diyen Mohan, gelecekte tezgahı oğluna devretmeyi planlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu hikaye, Türkiye'nin zengin ve çeşitli mutfak kültürü açısından ilham verici bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve bu da mutfağına yansımıştır. Ancak son yıllarda, özellikle büyük şehirlerde, geleneksel lokantaların ve esnaf işletmelerin yerini zincir restoranlara bırakması, bu zengin mirasın kaybolma riskini artırmaktadır. Genç girişimcilerin, aile işletmelerine sahip çıkması ve bu işletmeleri modern pazarlama teknikleriyle birleştirerek sürdürülebilir kılması, Türkiye için de önemli bir ders niteliğindedir.
Ayrıca, Singapur'un hawker kültürünü UNESCO mirası olarak tescillemesi, Türkiye'nin de kendi geleneksel mutfağını koruma ve tanıtma çabalarına örnek gösterilebilir. Türkiye'nin coğrafi işaretli ürünleri ve yöresel lezzetleri, benzer bir yaklaşımla küresel ölçekte daha fazla bilinirlik kazanabilir. Bu bağlamda, Deitrich Mohan'ın hikayesi, sadece bir bireysel başarı öyküsü değil, aynı zamanda kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması konusunda evrensel bir mesaj taşımaktadır.