Batı Şeria'da artan şiddet olayları bir can daha aldı. İsrailli yerleşimciler ile Filistinliler arasında çıkan çatışmada bir Filistinli genç hayatını kaybetti. Saldırı, işgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyinde, Nablus yakınlarındaki bir köyde meydana geldi. Görgü tanıkları, silahlı yerleşimcilerin köye girerek ateş açtığını, ardından Filistinli gençlerin taşlarla karşılık verdiğini belirtti. Filistin Sağlık Bakanlığı, 17 yaşındaki Ahmed Halil'in göğsünden vurularak öldürüldüğünü açıkladı. İsrail ordusu, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu ancak yerleşimcilerin kimliğine dair henüz bir açıklama yapılmadı.
Gelişmenin arka planı: Yerleşimci şiddeti artıyor
Bu saldırı, Batı Şeria'da son aylarda tırmanan yerleşimci şiddetinin en son örneği. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2023 yılından bu yana İsrailli yerleşimciler tarafından Batı Şeria'da en az 87 Filistinli öldürüldü. Aynı dönemde yaklaşık 1.500 yerleşimci saldırısı kayıtlara geçti. Bu saldırılar; arazi gaspı, zeytin ağaçlarının yakılması, evlere ve araçlara taşlı saldırılar ve silahlı çatışmalar şeklinde gerçekleşiyor. Uluslararası toplum, yerleşimci şiddetini kınarken, İsrail hükümetinin bu konuda yeterli önlem almadığı eleştirisi öne çıkıyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), yerleşimcilerin çoğu zaman cezasız kaldığını ve İsrail ordusunun yerleşimcileri koruduğunu belirtiyor. Öte yandan, Filistinli yetkililer, bu saldırıların İsrail'in işgal politikasının bir parçası olduğunu ve Filistinlileri topraklarından sürmeyi amaçladığını savunuyor.
Son olayın yaşandığı bölge, 1967'den beri İsrail işgali altında. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları ve uluslararası hukuk, Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerini yasa dışı kabul ediyor. Ancak İsrail, bu kararları tanımıyor ve yerleşimleri genişletmeye devam ediyor. Yaklaşık 700 bin İsrailli yerleşimci, Batı Şeria'da Filistinlilerin yaşadığı bölgelerin arasına serpiştirilmiş yerleşimlerde yaşıyor. Bu durum, bölgede sık sık çatışmalara yol açıyor. Filistinliler, yerleşimci şiddetinin yanı sıra, İsrail askerlerinin de düzenli olarak gözaltı ve baskınlar düzenlediğini, bu sırada sivil kayıpların yaşandığını ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: İsrail-Filistin çatışmasının yansımaları
Bu olay, İsrail-Filistin çatışmasının sadece Gazze Şeridi ile sınırlı olmadığını, Batı Şeria'da da şiddetin kronik bir hal aldığını gösteriyor. Özellikle 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e düzenlediği saldırının ardından başlayan Gazze savaşı, Batı Şeria'da da tansiyonu yükseltti. İsrail ordusu, Batı Şeria'da neredeyse her gece baskın düzenliyor; çok sayıda Filistinli gözaltına alınıyor. Aynı zamanda yerleşimci saldırıları da savaşın başlamasından bu yana belirgin şekilde arttı. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria'da 400'den fazla Filistinli öldürüldü. Bu sayı, 2022 yılının tamamındaki kayıpların üzerinde.
Uluslararası toplum, İsrail'e yönelik eleştirilerini artırıyor. ABD, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, yerleşimci şiddetini kınayarak İsrail hükümetine bu saldırıları önleme çağrısı yapıyor. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu liderliğindeki sağ koalisyon, yerleşimleri destekliyor ve bazı bakanlar yerleşimci gruplara açık destek veriyor. Bu durum, İsrail'in uluslararası alanda yalnızlaşmasına neden oluyor. Son olarak Uluslararası Adalet Divanı, işgalin hukuki sonuçlarına ilişkin bir görüş bildirerek işgalin yasa dışı olduğunu vurguladı. Ancak bu kararın bağlayıcılığı yok ve İsrail'in tutumunu değiştirmesi beklenmiyor. Bölgede kalıcı bir barış umudu giderek zayıflarken, Filistinlilerin yaşam koşulları her geçen gün ağırlaşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Filistin davasına ilişkin uluslararası duyarlılığı artırıyor. Türkiye, İsrail'in yerleşim politikalarını ve işgalini defalarca kınadı; Filistin devletinin kurulmasını desteklediğini açıkça belirtti. Yaşanan bu yeni saldırı, Ankara'nın İsrail'e yönelik eleştirilerini güçlendirebilir. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel ticaret yolları açısından da risk oluşturuyor. Türkiye'nin, Filistinli gruplar arasında diyalog ve uluslararası toplumda farkındalık yaratma çabaları, bu tür olaylarla daha da önem kazanıyor. Ankara'nın, insan hakları ihlallerine karşı sesini yükseltmeye devam etmesi bekleniyor.