Singapur'da araç sahibi olmak isteyenler için çarpıcı bir gerçek: 49 yaşındaki iş danışmanı Andrew Tan, otomobilini Singapur yollarında 10 yıl daha tutabilmek için gereken 112.000 Singapur doları (yaklaşık 87.400 ABD doları) tutarındaki araç sahipliği belgesi (COE) yenileme ücretini ödemeyi reddetti. Mayıs ayında ilk kez arabasız yaşamaya karar veren Tan, son yıllarda Singapur'da hızla artan COE fiyatları nedeniyle pek çok kişinin aracından vazgeçtiği "az araçlı" (car-lite) yaşam trendinin sembol isimlerinden biri haline geldi.
COE fiyatlarındaki astronomik artış ve 'az araçlı yaşam'ın yükselişi
Singapur, dünyanın en pahalı araç sahipliği düzenlemelerinden birine sahip. Ülkede araç sayısını sınırlamak amacıyla 1990 yılında uygulamaya konulan Araç Sahipliği Belgesi (Certificate of Entitlement - COE) sistemi, her aracın on yıllık bir kullanım hakkı için açık artırmayla belirlenen yüksek bir ücret ödenmesini gerektiriyor. Bu belge, aracın kendi fiyatından bile daha pahalıya gelebiliyor. 2023 yılı itibarıyla büyük otomobiller için COE fiyatı 100.000 Singapur dolarını aşmış durumda. Andrew Tan'ın karşılaştığı 112.000 dolarlık yenileme bedeli, bu sistemin ulaştığı son noktayı gözler önüne seriyor.
COE fiyatlarındaki bu artış, araç sahibi olmayı orta gelirli Singapurlular için neredeyse imkânsız hale getirdi. Hükümet, araç filosunun büyümesini sınırlamak ve toplu taşımayı teşvik etmek amacıyla COE kotalarını sıkı tutuyor. Ancak son yıllarda ekonomik toparlanma, zengin kesimin lüks araçlara olan talebi ve elektrikli araçlara yönelik teşvikler gibi faktörler fiyatları daha da yukarı çekti. Bu durum, bir zamanlar orta sınıfın ayrılmaz bir parçası olan otomobilin, artık yalnızca üst gelir grubunun erişebildiği bir lüks haline gelmesine yol açtı.
Andrew Tan gibi isimler için bu maliyet, araç kullanmaktan vazgeçmek için yeterli bir sebep. Tan, mayıs ayından itibaren toplu taşıma, bisiklet ve yürüyüşü tercih ediyor. Singapur'un gelişmiş metro (MRT) ağı, otobüs hatları ve giderek yaygınlaşan bisiklet yolları, araçsız yaşamı kolaylaştırıyor. Ayrıca, araç paylaşım uygulamaları ve taksi hizmetleri de alternatif ulaşım seçenekleri sunuyor. Uzmanlar, bu trendin çevresel faydalarının yanı sıra trafik sıkışıklığını azaltma potansiyeline de dikkat çekiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Diğer mega kentler için model olabilir mi?
Singapur'un araç sahipliğini sınırlama politikası, dünya genelinde hızla büyüyen mega kentler için bir laboratuvar işlevi görüyor. Özellikle Asya'da Jakarta, Manila, Bangkok gibi şehirler, trafik sıkışıklığı ve hava kirliliğiyle boğuşuyor. Singapur modeli, araç kullanımını caydırıcı yüksek vergiler ve kotalarla kontrol altına almayı hedefliyor. Ancak bu modelin sosyal eşitsizliği derinleştirebileceği yönünde eleştiriler de var. Zira araç sahibi olmak yalnızca zenginlere özgü bir ayrıcalık haline gelirken, orta ve düşük gelirli kesimler toplu taşımaya mahkûm ediliyor.
Öte yandan Singapur, toplu taşımayı sürekli iyileştirerek bu geçişi yumuşatmayı amaçlıyor. 2030 yılına kadar metro ağını iki katına çıkarmayı hedefleyen hükümet, aynı zamanda elektrikli araç şarj altyapısını da genişletiyor. Elektrikli araçlara sağlanan vergi indirimleri, COE maliyetine rağmen bu araçları cazip kılmaya çalışıyor. Ancak yine de toplam sahip olma maliyeti yüksek olduğu için, elektrikli araçlar da geniş kitleler için ulaşılabilir değil.
Küresel ölçekte, birçok şehir benzer politikaları tartışıyor. Londra'da uygulanan tıkanıklık ücreti, Stockholm'deki çevre vergileri ve Paris'in araç kısıtlamaları, Singapur'un öncülük ettiği modele benzer yaklaşımlar. Ancak Singapur kadar katı bir kota sistemi henüz hiçbir yerde yok. Singapur'daki gelişmeler, diğer ülkelerdeki politika yapıcılar için ilham kaynağı olabilir; ancak her ülkenin kendi sosyo-ekonomik koşullarına göre uyarlanması gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Singapur'un araç sahipliğini sınırlama politikası, Türkiye'nin büyük şehirlerindeki trafik ve çevre sorunlarına ışık tutabilir. İstanbul, Ankara, İzmir gibi metropollerde artan araç sayısı, trafik sıkışıklığını ve hava kirliliğini beraberinde getiriyor. Türkiye'de ÖTV ve akaryakıt vergileri yüksek olsa da Singapur'daki gibi bir kota sistemi bulunmuyor. Singapur modeli, araç kullanımını caydırmada etkili olabilir; ancak Türkiye'de toplu taşıma altyapısının yeterince güçlü olmaması, böyle bir politikanın sosyal adaletsizliği artırma riskini taşıyor. Yine de yerel yönetimler, bisiklet yolları ve elektrikli araç teşvikleriyle bu yönde adımlar atabilir. Küresel trend, fosil yakıtlı araçlardan uzaklaşma yönünde; Türkiye'nin de bu dönüşümü planlaması gerekiyor.