Güney Kore'de geleneksel sonbahar hasat festivali Chuseok döneminde gösterime giren ve dört günde bir milyondan fazla bilet satan "The Assassin(s)" (Suikastçı(lar)), 1974 yılında dönemin Devlet Başkanı Park Chung-hee'ye yönelik suikast girişimini konu alıyor. Film, gişe başarısının yanı sıra ülkede yıllardır süregelen siyasi kutuplaşmayı yeniden alevlendirerek Güney Kore'yi adeta kendi içinde bir savaşa sürükledi.
Filmin Arka Planı: 1974 Suikast Girişimi ve Park Chung-hee Dönemi
15 Ağustos 1974'te, Kore'nin Japon işgalinden kurtuluşunun 29. yıl dönümü kutlamaları sırasında, Kuzey Kore yanlısı olduğu iddia edilen Moon Se-gwang adlı bir saldırgan, Devlet Başkanı Park Chung-hee'ye suikast girişiminde bulundu. Saldırıda Park yara almadan kurtulurken, eşi Yuk Young-soo hayatını kaybetti. Olay, Güney Kore tarihinde derin izler bırakan bir dönüm noktası olarak kabul edilir.
Film, bu suikast girişimini ve sonrasındaki siyasi atmosferi beyazperdeye taşıyor. Park Chung-hee, 1961 darbesiyle iktidara gelmiş, 18 yıl boyunca ülkeyi otoriter bir rejimle yönetmiş, 1972'de Yushin Anayasası'nı ilan ederek tüm siyasi muhalefeti bastırmıştı. 1979'da kendi istihbarat şefi tarafından öldürülene kadar iktidarda kaldı. Bu dönem, ekonomik kalkınma ile ağır insan hakları ihlallerinin iç içe geçtiği tartışmalı bir miras bıraktı.
Filmin gösterime girmesiyle birlikte Güney Kore'de Park dönemini savunan muhafazakâr kesimler ile askeri diktatörlüğün karanlık yüzünü vurgulayan ilerici gruplar arasında sert tartışmalar yaşanıyor. Bazı izleyiciler filmi "solcu propaganda" olarak nitelendirirken, diğerleri "tarihsel gerçeklerin cesur bir yansıması" olarak değerlendiriyor. Sinemaların önünde zaman zaman küçük çaplı protestolar düzenleniyor; sosyal medyada ise #ParkChunghee ve #TheAssassins etiketleri gündemden düşmüyor.
Güney Kore'nin Bölünmüş Hafızası ve Küresel Yansımalar
Güney Kore, 1987'de demokrasiye geçişinden bu yana askeri diktatörlük dönemiyle yüzleşme konusunda derin bir bölünme yaşıyor. Park Chung-hee'nin kızı Park Geun-hye'nin 2013-2017 yılları arasında devlet başkanlığı yapması, bu mirasın siyasetteki etkisini gözler önüne sermişti. Park Geun-hye, 2017'de yolsuzluk iddialarıyla görevden alınmış ve hapse mahkûm edilmişti. Dolayısıyla "The Assassin(s)" filmi, sadece bir suikast girişimini değil, aynı zamanda Güney Kore'nin otoriter geçmişiyle hesaplaşma çabasını da simgeliyor.
Film, Kuzey Kore ile ilişkiler açısından da hassas bir noktaya dokunuyor. 1974 suikast girişimi, Pyongyang'ın Seul'e yönelik ilk doğrudan saldırısı olarak kayıtlara geçmişti. Bugün Kore Yarımadası'nda tansiyon yeniden yüksek; Kuzey Kore'nin nükleer programı ve sık sık yapılan füze denemeleri bölgesel güvenlik endişelerini artırıyor. Film, bu tarihsel olay üzerinden Kuzey-Güney ilişkilerinin ne kadar kırılgan olduğunu hatırlatıyor.
Uluslararası kamuoyu da filmi yakından takip ediyor. Güney Kore sineması, son yıllarda "Parasite" ve "Squid Game" gibi yapımlarla küresel ölçekte büyük başarı elde etti. "The Assassin(s)" ise siyasi tarih temalı bir yapım olarak hem sanatsal hem de politik açıdan dikkatleri üzerine çekmiş durumda. Film, Güney Kore'nin demokrasi mücadelesini ve otoriter geçmişini uluslararası izleyiciye taşıyarak ülkenin yumuşak gücüne katkı sağlayabilir; ancak iç politikada yarattığı kutuplaşma, toplumsal barışı zorlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Kore'de bir filmin yarattığı tartışma, Türkiye için de ders niteliğinde. Türkiye, 1960 ve 1980 darbeleri, 27 Mayıs ve 12 Eylül gibi askeri müdahalelerle benzer bir otoriter geçmişe sahip. Bu tür dönemlerin sanat ve sinema aracılığıyla tartışılması, toplumsal hafızanın canlanmasına ve demokrasi kültürünün güçlenmesine katkı sağlayabilir. Ayrıca Güney Kore, Türkiye'nin Asya-Pasifik bölgesindeki önemli ekonomik ve diplomatik ortaklarından biri. Film, iki ülke arasındaki kültürel etkileşimi artırabilir; ancak Türkiye'nin kendi tarihsel travmalarıyla yüzleşme biçimi, Güney Kore'deki gibi keskin bir kutuplaşmaya yol açmamalı.