Singapur, uluslararası yatırım yeteneklerini ülkeye çekerek yerel varlık yönetimi endüstrisini derinleştirmeyi ve kendi profesyonellerini sektörün zirvesine taşımayı amaçlıyor. Bu strateji, küresel finans merkezi olma iddiasını güçlendirirken, yerli yeteneklerin üst düzey yöneticilik pozisyonlarına yükselmesi konusunda ciddi bir sınavı da beraberinde getiriyor. Ekonomik Kalkınma Kurulu (EDB) ve Para Otoritesi (MAS) öncülüğünde yürütülen politikalar, yabancı uzmanların bilgi birikiminden faydalanırken, aynı zamanda Singapurlu profesyonellerin bu birikimi özümsemesini ve liderlik rollerine hazırlanmasını hedefliyor. Ancak, yerel yeteneklerin küresel düzeyde rekabet edebilmesi için atılması gereken adımlar ve karşılaşılan yapısal zorluklar, bu hamlenin başarısını belirleyecek.
Yetenek Çekme Stratejisinin Arka Planı
Singapur, 2000'li yıllardan bu yana varlık yönetimi sektörünü stratejik bir öncelik olarak belirlemiş durumda. Ülke, Asya'nın finans merkezi olma yolunda önemli mesafe kat etti; 2022 itibarıyla Singapur'da yönetilen varlık büyüklüğü 4 trilyon Singapur dolarını aştı. Bu büyümenin arkasında, küresel fonların bölgeye olan ilgisi ve Singapur'un sağladığı vergi avantajları, hukuki altyapı ve siyasi istikrar yatıyor. Ancak, sektörün sürdürülebilirliği için yalnızca yabancı sermaye ve yetenek çekmek yeterli değil; yerli insan kaynağının da bu ekosistemde güçlü bir şekilde yer alması gerekiyor.
Hükümet, bu doğrultuda çeşitli teşvik programları ve eğitim girişimleri başlattı. Örneğin, Para Otoritesi'nin (MAS) desteklediği 'Singapur Varlık Yönetimi Geliştirme Programı', yerli profesyonellere uluslararası fonlarda staj ve mentorluk imkanları sunuyor. Ayrıca, üniversitelerle işbirliği içinde finansal mühendislik, risk yönetimi ve portföy yönetimi alanlarında lisansüstü programlar açıldı. Buna rağmen, sektördeki üst düzey pozisyonların büyük çoğunluğu hâlâ yabancı uyruklu yöneticiler tarafından dolduruluyor. Singapurlu profesyonellerin genellikle orta kademe yöneticilik veya uzmanlık rollerinde kaldığı, karar alma mekanizmalarında ise yeterince temsil edilmediği gözlemleniyor.
Uzmanlar, bunun nedenleri arasında kültürel farklılıklar, iletişim becerileri ve küresel ağ eksikliğini gösteriyor. Yabancı yöneticiler, çoğu zaman daha geniş bir uluslararası deneyime ve müşteri portföyüne sahip olurken, yerli profesyonellerin bu alanlarda kendilerini geliştirmesi zaman alıyor. Ayrıca, Singapur'un görece küçük iç pazarı, yerli yeteneklerin küresel ölçekte deneyim kazanmasını zorlaştırıyor. Bu nedenle, hükümetin son dönemdeki hamleleri, yalnızca yabancı yetenekleri çekmeyi değil, aynı zamanda onların bilgi birikimini yerli yeteneklere aktaracak mekanizmaları kurmayı içeriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Singapur'un bu girişimi, Asya-Pasifik bölgesindeki finans merkezleri arasındaki rekabetin bir yansıması. Hong Kong, Şanghay ve Tokyo gibi şehirler de benzer şekilde uluslararası yatırım yeteneklerini çekmeye çalışıyor. Ancak Singapur, son yıllarda artan jeopolitik gerilimler ve Hong Kong'daki siyasi belirsizlikler sayesinde öne çıktı. Özellikle 2020'de yürürlüğe giren Ulusal Güvenlik Yasası sonrası bazı Batılı finans kurumları Hong Kong'dan Singapur'a taşındı veya operasyonlarını genişletti. Bu durum, Singapur'a nitelikli yabancı yetenek akışını hızlandırdı ancak aynı zamanda yerli yeteneklerin bu yoğun rekabet ortamında nasıl konumlanacağı sorusunu gündeme getirdi.
Küresel ölçekte ise, varlık yönetimi sektörü dijitalleşme ve sürdürülebilirlik gibi dönüşümlerden geçiyor. Singapur, bu dönüşümü fırsata çevirerek yeşil finans ve fintech alanlarında uzmanlaşmış yerli yetenekler yetiştirmeyi hedefliyor. MAS, 2021'de 'Finansal Hizmetler Sektörü Dönüşüm Haritası'nı yayımlayarak, önümüzdeki on yılda 5.000 ila 7.000 yeni iş yaratılacağını ve bunların önemli bir kısmının yerli profesyonellerce doldurulmasının planlandığını duyurdu. Ancak, bu hedeflere ulaşmak için eğitim sisteminin ve şirket içi terfi mekanizmalarının yeniden yapılandırılması gerekiyor.
Öte yandan, yabancı yeteneklere bağımlılığı azaltmak, kısa vadede kolay değil. Singapur, küresel bir finans merkezi olarak cazibesini korumak için yetenekli göçmenlere ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle, politikalar denge gözetmek zorunda: bir yandan yabancı yatırımı ve uzmanlığı çekerken, diğer yandan yerli halkın istihdam olanaklarını ve kariyer gelişimini güvence altına almak. Bu denge, Singapur'un sosyal uyumu ve ekonomik verimliliği açısından kritik.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Singapur'un yatırım yeteneklerini çekme ve yerli profesyonelleri güçlendirme stratejisi, Türkiye için doğrudan olmasa da dolaylı dersler içeriyor. Türkiye, İstanbul Finans Merkezi projesiyle benzer bir hedef güdüyor: bölgesel bir finans merkezi olmak. Singapur'un deneyimi, yabancı uzman çekmenin yanı sıra yerli insan kaynağına yatırım yapmanın ve bilgi transferini kurumsallaştırmanın önemini gösteriyor. Ayrıca, Singapur'un Hong Kong'dan aldığı pay, jeopolitik dalgalanmaların finans merkezleri arasındaki rekabeti nasıl şekillendirdiğini ortaya koyuyor. Türkiye, benzer bir fırsatı Orta Doğu veya Rusya kaynaklı sermaye için değerlendirebilir mi? Ancak, Singapur'un sahip olduğu hukuki istikrar, şeffaflık ve vergi avantajları gibi yapısal unsurlar, Türkiye'nin önündeki en büyük zorluklar olarak duruyor. Yine de, yerli finans profesyonellerinin uluslararası standartlarda yetiştirilmesi ve küresel ağlara entegrasyonu, Türkiye'nin finans sektörü için uzun vadeli bir strateji olabilir.