Singapur hükümeti, ülkedeki hava kalitesinin "çok sağlıksız" seviyelere düşmesi üzerine, kirliliğe neden olan şirketlere karşı yasal işlem başlatma konusunda "seçeneklerini açık tutacağını" açıkladı. The Straits Times'ın haberine göre, şehir devleti Sınır Aşan Hava Kirliliği Yasası (Transboundary Haze Pollution Act) kapsamında olası bir işlem için veri topluyor. Yetkililer, hem yerel hem de yabancı şirketlerin sorumlu tutulabileceği sinyalini veriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Singapur'da her yıl kurak mevsimde, özellikle Endonezya'nın Sumatra ve Kalimantan adalarındaki orman yangınlarından kaynaklanan duman (haze), bölgeyi etkisi altına alıyor. Bu yıl da benzer bir durum yaşanıyor ve hava kirliliği seviyeleri son günlerde ciddi biçimde yükseldi. Singapur Ulusal Çevre Ajansı (NEA) tarafından yapılan ölçümlere göre, 24 saatlik PM2.5 konsantrasyonu "çok sağlıksız" aralığına girdi. Bu durum, halk sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor; okullar ve dış etkinlikler konusunda uyarılar yapılıyor.
Singapur, 2014 yılında çıkardığı Sınır Aşan Hava Kirliliği Yasası ile sınırları dışında kirliliğe neden olan şirketlere karşı yasal yaptırım uygulama yetkisi kazandı. Yasa kapsamında, kirliliğe sebep olan eylemlerde bulunan şirketlere para cezası verilebiliyor veya faaliyetleri kısıtlanabiliyor. Ancak bugüne kadar bu yasa kapsamında çok az sayıda dava açıldı; zira kirliliğin kaynağının tespiti ve yabancı şirketlere ulaşmak hukuki ve diplomatik açıdan zorluklar içeriyor.
Hükümet yetkilileri, şu anda havadaki partikül madde seviyelerini ve kirliliğin kaynağını belirlemek için detaylı veri topladıklarını belirtiyor. Toplanan veriler doğrultusunda, hangi şirketlerin sorumlu tutulabileceği ve yasal işlem başlatılıp başlatılmayacağı değerlendirilecek. Singapur Çevre ve Su Kaynakları Bakanlığı, konuyla ilgili açıklamasında "seçeneklerin açık tutulduğunu" ve gerektiğinde yasal yollara başvurulacağını vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Singapur'un bu adımı, sınır aşan çevre sorunlarına karşı ulusal yasal araçlarla mücadele etme çabasının bir örneği. Ancak sorunun kaynağı olan Endonezya ile işbirliği olmadan kalıcı bir çözüm sağlanması zor görünüyor. Endonezya hükümeti, orman yangınlarını önlemek için çeşitli tedbirler alsa da, özellikle tarım arazisi açmak amacıyla yakılan alanlar nedeniyle duman sorunu tekrarlıyor. Bölgesel düzeyde ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği) çatısı altında 2002 yılında imzalanan Sınır Aşan Duman Kirliliği Anlaşması bulunuyor; ancak bu anlaşma yaptırım gücünden yoksun.
Uzmanlar, Singapur'un yasal işlem tehdidinin caydırıcı olabileceğini, ancak pratikte uygulanmasının zor olduğunu belirtiyor. Yabancı şirketlerin Singapur'da varlığı olsa bile, kirliliğe neden olan eylemlerin başka bir ülkede gerçekleşmesi, yargı yetkisi sorunlarını beraberinde getiriyor. Yine de Singapur, bu yasayı kullanarak hem uluslararası kamuoyuna hem de şirketlere baskı yapmayı hedefliyor. Ayrıca, veri toplama süreci, gelecekte açılabilecek davalarda delil olarak kullanılabilecek.
Hava kirliliği, sadece Singapur'da değil, Malezya ve Endonezya'nın bazı bölgelerinde de sağlık sorunlarına yol açıyor. Bölge halkı, uzun süreli maruz kalmanın solunum yolu hastalıklarına neden olabileceği konusunda uyarılıyor. Singapur'un hamlesi, diğer ülkeler için de emsal teşkil edebilir; zira iklim değişikliği ve çevresel bozulma, sınır aşan sorunlar olarak uluslararası hukukun gelişimini zorunlu kılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Singapur'un sınır aşan hava kirliliğine karşı yasal yollara başvurma çabası, Türkiye için doğrudan bir sonuç doğurmasa da, çevre diplomasisi ve uluslararası hukuk açısından ders niteliğinde. Türkiye, sınır aşan sular, hava kirliliği ve iklim değişikliği gibi konularda komşularıyla zaman zaman anlaşmazlıklar yaşıyor. Özellikle sanayi kaynaklı kirlilik ve orman yangınları, bölgesel işbirliğini gerektiriyor. Singapur örneği, ulusal yasaların sınır ötesi çevre sorunlarında nasıl kullanılabileceğini gösteriyor. Türkiye'nin de benzer mekanizmaları gündeme getirmesi, hem çevre koruma hem de uluslararası sorumluluk açısından faydalı olabilir. Ayrıca, ASEAN gibi bölgesel örgütlerin yaptırım gücü olmayan anlaşmalarla sorunları çözmede yetersiz kaldığı görülüyor; bu da Türkiye'nin bölgesel çevre politikalarında daha etkin olması gerektiğini hatırlatıyor.