Myanmar'da askeri cunta, gençleri zorla askere almak için yolsuzluk ve aldatmaca yöntemlerine başvuruyor. RFA'nın (Özgür Asya Radyosu) yaptığı araştırma, kaçırılan veya kandırılan gençlerin askerlik hizmetine nasıl sürüklendiğine dair birinci elden anlatımları ortaya koyuyor. Ülke genelinde devam eden iç savaş ve ekonomik çöküş, aileleri ve gençleri savunmasız bırakarak ordunun insan gücü ihtiyacını zorla karşılamasına zemin hazırlıyor.
Arka Plan: Darbe Sonrası Kaos ve Zorunlu Askerlik
Şubat 2021'deki askeri darbenin ardından Myanmar ordusu, kitlesel protestolar ve silahlı direnişle karşılaştı. Kaybedilen kontrolü geri kazanmak isteyen cunta, Nisan 2024'te tüm genç erkekler ve kadınlar için zorunlu askerlik uygulamasını yeniden yürürlüğe koydu. Ancak yasal düzenlemeler kağıt üzerinde kalsa da, uygulamada ordu, özellikle yoksul ve kırsal bölgelerden gençleri hedef alarak zorla askere alma yöntemlerine başvuruyor. RFA'nın görüştüğü kurbanlar, askerlik şubelerine çağrıldıklarında baskı altında tutulduklarını, ailelerine yönelik tehditlerle sindirildiklerini anlatıyor. Bazı gençler ise iş vaadiyle kandırılarak askeri kamplara götürülmüş.
Ordu içindeki yolsuzluk, bu süreci daha da derinleştiriyor. Askerlik şubelerinde görevli memurların rüşvet karşılığında bazı gençleri askerlikten muaf tuttuğu, ancak parası olmayanları zorla silah altına aldığı belirtiliyor. Bu durum, ordunun insan gücünü keyfi uygulamalarla şekillendirdiğini gösteriyor. Ayrıca, askere alınan gençlerin ailelerine askerlik hizmeti karşılığında düzenli maaş vaat edilse de, bu ödemelerin çoğu zaman yapılmadığı veya geciktirildiği ifade ediliyor.
RFA'ya konuşan 19 yaşındaki bir genç, "Bana askerlik şubesinde iş bulacaklarını söylediler. Ama kampa götürüldüğümde silah eğitimi verildi ve bir daha eve dönemedim" diyor. Bir başka görgü tanığı ise kaçmaya çalışan gençlerin ağır şekilde cezalandırıldığını, hatta işkence gördüğünü aktarıyor. Bu anlatımlar, ordunun gençleri köleleştirircesine kullandığına dair endişeleri güçlendiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İnsan Hakları Krizi ve Göç
Myanmar'daki bu uygulama, Güneydoğu Asya'da istikrarsızlığı artırıyor. Zorla askere alınan gençlerin bir kısmı yurt dışına kaçmaya çalışırken, komşu ülkeler Tayland, Bangladeş ve Hindistan'a yönelik göç dalgası endişe verici boyutlara ulaştı. Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütleri, Myanmar ordusunun çocuk asker kullanımı ve zorla çalıştırma gibi savaş suçları işlediğine dair raporlar yayınlıyor. Ancak uluslararası toplumun etkili bir yaptırım uygulayamaması, cuntayı cesaretlendiriyor.
Asya'nın büyük ekonomileri ve ASEAN ülkeleri, Myanmar krizine yönelik ortak bir tutum geliştirmekte zorlanıyor. Çin ve Rusya'nın cuntaya destek vermesi, Batılı ülkelerin yaptırımlarını etkisiz kılıyor. Bu durum, bölgesel güvenlik mimarisini sarsarken, insani krizin derinleşmesine yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Myanmar'daki askeri cuntanın insan hakları ihlallerine karşı uluslararası platformlarda eleştirel bir tutum sergilemekle birlikte, doğrudan cunta ile ilişkilerinde temkinli bir diplomasi izliyor. Türkiye'nin Asya-Pasifik bölgesindeki ekonomik ve insani yardım faaliyetleri, özellikle Rohingya Müslümanlarına yönelik desteklerle sınırlı. Ancak Myanmar ordusunun zorla askere alma yöntemleri, bölgesel göç dalgalarını tetikleyerek Türkiye'nin de dahil olduğu küresel göç yönetimi politikalarını dolaylı yoldan etkiliyor. Ayrıca, Türk savunma sanayii ve ticari ilişkileri açısından Myanmar ile mevcut bağlantılar, insan hakları ihlalleri nedeniyle uluslararası baskılara konu olabilir. Türkiye'nin bu tür krizlerde arabuluculuk rolü üstlenmesi, bölgesel etkinliğini artırabilir.